<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575</id><updated>2012-02-27T17:48:12.477+02:00</updated><category term='edebi metinler'/><category term='iletisim'/><category term='devlet dairesi'/><title type='text'>Teynistle tedirgin dakikalar</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>29</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-8579295989166065969</id><published>2012-02-21T23:33:00.000+02:00</published><updated>2012-02-21T23:33:10.594+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>99 kuruş</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-jgps85-Ah-Q/T0QL2_QE_sI/AAAAAAAAAO0/6GhOqa7MMdA/s1600/akbil.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-jgps85-Ah-Q/T0QL2_QE_sI/AAAAAAAAAO0/6GhOqa7MMdA/s1600/akbil.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Evimde uzun süren bir tembellik seansından sonra saate baktım ve bir saat sonra ders vermem gerektiğini fark ettim. &amp;nbsp;Bu farkındalığı yaşadığım anda, altımda şortla oturuyor ve daha yeni sigara yakmıştım. &amp;nbsp;Sigaram bitene kadar yayılmaya devam ettikten sonra apar topar koşturarak giyinip evden fırladım. &amp;nbsp;Cebimde sadece beş lira, akbilimde bir lira doksan dokuz kuruşum vardı. &amp;nbsp;Otobüsle gidip minibüsle dönmeye karar verip durağa doğru yöneldim. &amp;nbsp;Şansıma, üzerinden çok zaman geçmeden Bostancı otobüsü yanaştı. &amp;nbsp;Binip akbilimi bastım, boş akbil sesi duydum fakat o kadar emindim ki içinde yeterli para olduğundan, "bu makineleri de ne dandik yapıyorlar" diyerek geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkalara doğru ilerlemem gerekiyordu fakat bir metre kadar sürmedi bu ilerleyiş. &amp;nbsp;Şoför arkasını dönüp, "arkadaşım senin akbil basmadı" deyince biraz daha diretmeye karar verip "nasıl ya? bastım ya işte" desem de "o akbil boş" diyerek beni ikna etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durumum üzücüydü. &amp;nbsp;Akbilimde doksan dokuz kuruş kalmış, diğer bir deyişle, bir kuruşum eksik olduğundan dolayı işler uzamaktaydı. &amp;nbsp;"Size parasını vereyim basarsınız" dedim bir anda cince bir fikirle. &amp;nbsp;"Ben basamam, yolculardan isteyeceksin" dedi ve o anda dünya başıma yıkıldı. &amp;nbsp;Bir nevi bir sınava tabi tutulacaktım. &amp;nbsp;Otobüsten inmek istedim fakat bir sonraki durağa yaklaşmıştık. &amp;nbsp;Şoförün, benim 'bir durak sonrasına gitmek için böyle bir numaraya kalkıştığımı' düşünecek olması fikri beni içten içe bitirdi. &amp;nbsp;İnme fikrini hiç sunmadan arkamı döndüm ve yolculara hiç de yüksek olmayan bir sesle "fazla akbili olan var mı?" diye seslendim. &amp;nbsp;En son ortaokulda sıfır beş uç isterken yaşamıştım bu acizliği. &amp;nbsp;Yaşlı adamın teki cevapladı sadece, onun cevabı da "yok" oldu. &amp;nbsp;Bunun ardından şoföre dönüp "yokmuş" dedim kısık bir sesle. &amp;nbsp;Fakat şoför ısrarcıydı bir lirasını istiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-_DJlxGiPkNQ/T0QMV2lvpVI/AAAAAAAAAO8/KMXu7Tao5ZY/s1600/cin-otobus2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="239" src="http://2.bp.blogspot.com/-_DJlxGiPkNQ/T0QMV2lvpVI/AAAAAAAAAO8/KMXu7Tao5ZY/s320/cin-otobus2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yolu izliyor, yeni yolcular başka bir deyişle yeni kurbanlar bekliyordum. &amp;nbsp;Derken arkadan, omzuma bir akbil dokundu. &amp;nbsp;Bu 'pıt pıt' dokunuşuyla çok mutlu olmuştum. &amp;nbsp;Arkamı döndüğümde, benim yaşlarımda türbanlı bir kız gördüm. &amp;nbsp;Bu kızın, ileride evleneceği güne kadar erkeklerle kurabileceği en yakın temas akbil yardımıyla olacaktı. &amp;nbsp;Hatta hayatının aşkıyla akbil dokundurmasıyla tanışacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülümsedim, "çok teşekkür ederim" dedim akbilini alıp makineye yanaştırdım, boş akbil sesi duyuldu. &amp;nbsp;Sinirlenip arkamı döndüm, "bu akbil boş" dedim. &amp;nbsp;Gülümsedi, "öyle" dedi, akbilini geri aldı. &amp;nbsp;Delirmek üzereydim. &amp;nbsp;Artık otobüste benimle dalga geçilmeye başlanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir-iki durak kadar hiç kimse binmedi. &amp;nbsp;Sonunda bir çift bindi. &amp;nbsp;İkisi de aynı akbili basınca heyecanlandım, adama yanaşıp, "akbilinizi kullanabilir miyim acaba?" diye sordum. &amp;nbsp;"Aylık bu!" dedi. &amp;nbsp;Tam olarak ne dediğini anlayamasam da "tabii" dedim "aylıksa olmaz tabii."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şoföre döndüm, aklıma çok zekice bir fikir gelmişti. &amp;nbsp;"Ben son durağa gidiyorum, orda inip doldurup bassam olmaz mı?" diye sordum. &amp;nbsp;"Olmaz" diye tersledi şoför, "orda dolum bayii yok"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hay bir jiletim olaydı da, şuracıkta bileklerimi keseydim" diye içimden geçirdiğim sırada, deri ceketli bir genç bindi otobüse. &amp;nbsp;Akbilinde yirmi lira kaldığını gördüm. &lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Vahşi doğada avınızı iyi seçmelisiniz. &amp;nbsp;Hayatımda bundan daha vahşi bir ortamda bulunmamıştım. &amp;nbsp;Onun zayıf yönünü yakaladığınızı göstermeli ve üstüne gitmelisiniz. &amp;nbsp;Yolun karşısından yaklaşan adamın, sigara pakedinin jelatinini atıp ilk sigarasını yaktığını gördüğünüzü belli ederseniz, sigarasının olmadığını söyleyemez.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Deri ceketiyle yanımdan geçerken "pardon, akbil basabilir misiniz?" dediğimde işte bu duruma düşmüştü. &amp;nbsp;Bakiyesini gördüğümü biliyordu. &amp;nbsp;Tiksinerek yüzüme baktı, gidip akbili bastı. &amp;nbsp;Ardından kendisine beş liramı uzattım, "istemiyorum" dedi fakat bakışında "senin paranı istemiyorum beleşçi piç" ifadesi vardı. &amp;nbsp;Cebimde kalan son beş liramın tamamını verip eve yürüyerek dönecek kadar gururlu bir insan olmadığımı fark edince, fazla diretmeden parayı cebime geri koydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bostancı'ya bir durak kala inip sigara yaktım. &amp;nbsp;Hemen yanımdan geçmekte olan adam sigara istedi. &amp;nbsp;Yakalandığımı fark edip, itiraz edemeden verdim. &amp;nbsp;Ders başlayana kadar ekosistem üzerine düşündüm durdum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-8579295989166065969?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/8579295989166065969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2012/02/99-kurus.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/8579295989166065969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/8579295989166065969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2012/02/99-kurus.html' title='99 kuruş'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-jgps85-Ah-Q/T0QL2_QE_sI/AAAAAAAAAO0/6GhOqa7MMdA/s72-c/akbil.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-1418230509676322261</id><published>2012-01-30T18:21:00.000+02:00</published><updated>2012-01-30T18:21:02.265+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Falcı</title><content type='html'>Her zaman gittiğim cafenin arka odalarından birinde oturuyordum. &amp;nbsp;Odada benden başka kimse yoktu. &amp;nbsp;Defterim önümde, kalemim elimde oturmuş ne yazacağımı planlıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken, orta yaşlı, hoş bir bayan bulunduğum odaya girdi. &amp;nbsp;Kafamı kaldırıp yüzüne baktım. &amp;nbsp;Bana bakıp gülümsedi ve karşımdaki koltuğa oturdu. &amp;nbsp;Masamdaki kimliği belirsiz bayanın nereden geldiğine dair hiçbir fikrim yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki aklıma ilk gelen, benden hoşlanmış ve tanışmaya gelmiş olduğuydu. &amp;nbsp;Fakat kendisini daha önce görmüş olduğumdan emin değildim. &amp;nbsp;Ayrıca odaya girip tereddütsüz masama yönelmesi beni şaşırtmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinden o kadar emin bakıyordu ki, istediği her şeyi elde edebileceğinden kuşkum yoktu. &amp;nbsp;"Evet, ben de sizden hoşlandım" diyecektim neredeyse, o konuyu açmadan. &amp;nbsp;Kendimi tutup konuyu onun açmasını bekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Nasılsınız?"&lt;br /&gt;-"İyiyim, siz?"&lt;br /&gt;-"Ben de iyiyim. &amp;nbsp;Siz bakacaksınız değil mi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten neye bakacağımı bilmiyordum. &amp;nbsp;Fakat göğsüm atmaya başlamıştı. &amp;nbsp;Bu tik genellikle heyecanlandığımda olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Pardon, neye bakacağım?"&lt;br /&gt;-"Falıma."&lt;br /&gt;-"Falcı değilim ben kusura bakmayın."&lt;br /&gt;-"Ama beni buraya gönderdiler."&lt;br /&gt;-"Tamam da ben bakmıyorum fal falan."&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-MI8WAsjfYRI/TybDP6H3dCI/AAAAAAAAAOk/3WLccue2jpE/s1600/fortuneteller-zoltar.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-MI8WAsjfYRI/TybDP6H3dCI/AAAAAAAAAOk/3WLccue2jpE/s320/fortuneteller-zoltar.jpg" width="210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Birdenbire kadının bakışları değişti. &amp;nbsp;Sert bir ifadeyle:&lt;br /&gt;-"Falcı kim o zaman?" diye sordu.&lt;br /&gt;Durduk yere masama oturmuş bir kadın, bana fal bakamadığım için kızıyordu. &amp;nbsp;Bu sefer ben de sinirlendim çünkü o masaya oturduğumda aklımda sadece yazı yazabilmek vardı.&lt;br /&gt;-"Ne bileyim yahu falcıyı, çalışan birine sorsanıza."&lt;br /&gt;Aslında falcıların ikisini de tanıyordum fakat onları düzgün tarif edebilecek kibarlığa sahip değildim. &amp;nbsp;Falcılardan biri kel diğeri ise ibneydi. &amp;nbsp;Yüksek sesle "git ibneye baktır!" diyemediğim için bilmiyor rolü yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar tahmini bir dakika kadar sürdü. &amp;nbsp;Kadın gidince boş kağıda bakmaya devam ettim. &amp;nbsp;Tam yazacaktım ki geri döndü ve benden özür diledi. &amp;nbsp;Başımı gülümseyerek, "önemli değil" der gibi salladım. &amp;nbsp;Önümdeki sayfaya sadece "seni götünden bıçaklamak istiyorum" yazabildim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-1418230509676322261?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/1418230509676322261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2012/01/falc.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/1418230509676322261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/1418230509676322261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2012/01/falc.html' title='Falcı'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-MI8WAsjfYRI/TybDP6H3dCI/AAAAAAAAAOk/3WLccue2jpE/s72-c/fortuneteller-zoltar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-7347678355508763760</id><published>2012-01-25T19:58:00.000+02:00</published><updated>2012-01-25T19:58:54.821+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Faruk'un aşkı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-ie21d91HusA/TyBAsncnTuI/AAAAAAAAAOU/3XLmWH08fxU/s1600/mafia_by_Mafia_Suit.png" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="260" src="http://4.bp.blogspot.com/-ie21d91HusA/TyBAsncnTuI/AAAAAAAAAOU/3XLmWH08fxU/s320/mafia_by_Mafia_Suit.png" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Sekiz kişi bir arada restorandan içeri girdiler. &amp;nbsp;Oldukça lüks bir yerdi. &amp;nbsp;Faruk eliyle önce Derya hanımı hemen ardından sandalyeyi gösterdi adamlarına. &amp;nbsp;İçlerinden biri sandalyesini çekerek oturttu Derya hanımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derya etrafına bakındı, restoran bomboştu.&lt;br /&gt;-"Neden burayı seçtin Faruk? &amp;nbsp;Bizden başka kimse yok baksana."&lt;br /&gt;-"Senin için kapattım burayı güzelim. &amp;nbsp;Bu gece önemli bir konuyu konuşmamız lazım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken garson yanaştı, "ne istersiniz Faruk bey?" diye sordu.&lt;br /&gt;-"Adamlarım sana, ben konuşurken araya girmemeni tembihlemedi mi yavrum?"&lt;br /&gt;-"Efendim, açıkçası dediklerinden hiçbir şey anlayamadım. &amp;nbsp;Özür dilerim."&lt;br /&gt;-"Cahil pezevenk" diye mırıldandı Faruk kendi kendine. &amp;nbsp;"En kaliteli şaraptan getir, masayı da iyice donat. &amp;nbsp;Bu masada kibrit kutusu kadar boşluk olursa seni vururum. &amp;nbsp;Hanımefendi yesin, beslensin. &amp;nbsp;Baksana bir deri bir kemik kalmış yazık!"&lt;br /&gt;Garson kafasını çevirip Derya'ya baktı. &amp;nbsp;Faruk, adamlarından birine önce garsonu, sonra kendi omzunu işaret etti. &amp;nbsp;Üzerinden çok zaman geçmeden, garson sağ omzundan vuruldu.&lt;br /&gt;-"Bu senin için küçük bir testti. &amp;nbsp;Hiç kimse Faruk'un kadınına bu kadar uzun süre bakamaz. &amp;nbsp;Adamlarım muhakkak anlatmıştır." dedi. &amp;nbsp;Ardından "ben kime ne anlatıyorum ki?" diye söylendi kendi kendine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garson acılar içinde kıvranarak mutfağa doğru ilerledi.&lt;br /&gt;-"Vahşi misin Faruk? &amp;nbsp;Neydi o demin yaptığın? &amp;nbsp;Yazık adamcağıza."&lt;br /&gt;-"Beni tanı güzelim. &amp;nbsp;Hem kendisi yaptı hatayı. &amp;nbsp;Sen çok üzme kendini. &amp;nbsp;Ufacık bir sıyrık o, bir haftaya hiçbir şeyi kalmaz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan biraz zaman geçtiğinde başka bir garson gelip masayı donattı.&lt;br /&gt;-"Neden bu kadar yemek söyledin Faruk? &amp;nbsp;Bunların hepsini yiyemeyiz. &amp;nbsp;Biliyorsun diyetteyim, hala basenlerimde fazlalık var."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faruk sevimsizce sırıtmaya başladı. &amp;nbsp;Biraz eğildi, Derya'nın bacağına bir el dokundu. &amp;nbsp;Dizine, kapı çalar gibi tık tık vuruyordu el.&lt;br /&gt;-"Elin de amma uzunmuş" dedi ve eğilip ele baktığında serçe parmağına tam oturmamış tek taş pırlantalı bir yüzük takılı olduğunu gördü.&lt;br /&gt;-"Aaa bu da neymiş böyle?" dedi Derya. &amp;nbsp;Yüzüğü almaya kalkışınca tuttuğu elin Faruk'a ait olmadığını fark etti. &amp;nbsp;Dirsekten kesilmiş bir koldu bu. &amp;nbsp;Dirsekten ise hala kan akmaktaydı.&lt;br /&gt;-"Al bakalım diyetini" dedi Faruk ve bu inanılmaz itici esprisine delice yüksek bir kahkahayla eşlik etti. &amp;nbsp;Derya bir çığlık attı. &amp;nbsp;Pırlanta elinde kalmış kol yere düşmüştü. &amp;nbsp;Tekmeleyerek uzaklaştırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Kimin kolu bu Faruk?" diye bağırdı.&lt;br /&gt;Faruk gülmeyi bırakıp birden ciddileşti. &amp;nbsp;"Orasını boşver güzelim. &amp;nbsp;Evlen benimle."&lt;br /&gt;-"Bilmiyorum Faruk. &amp;nbsp;Bu vahşi yanın bana çok çekici geliyor fakat beni bu kadar sevmen de bir o kadar ürkütüyor."&lt;br /&gt;Faruk'un bu saçma cümleden sonra kafası karıştı. &amp;nbsp;&lt;i&gt;"Tam tersi olmamalı mıydı?" &lt;/i&gt;diye geçirdi içinden. &amp;nbsp;Ardından adamlarından birine dönerek sırtını işaret etti. &amp;nbsp;Adamları farklı bir kol getirdi bu sefer. &amp;nbsp;Bu kolu, sırtını &amp;nbsp;kaşımak için kullandı. &amp;nbsp;Ensesine damlayan kanları umursamadan kaşımaya devam etti. &amp;nbsp;İşi bitince kolu uzağa fırlattı.&lt;br /&gt;-"Müzik!" diye bağırdı birdenbire.&lt;br /&gt;Masanın önüne iki tane kemancı yanaştı. &amp;nbsp;Kemancılardan sağ kolu olmayan kemanı, sol kolu olmayan ise arşeyi tutuyordu. &amp;nbsp;Kemancılar, "La cumparsita" çalmaya başlamışlardı ki, daha bir dakika geçmeden "bıktım bu şarkıdan, başka şarkı bilmiyorlar sanki. &amp;nbsp;Ben kemandan nefret ederim Derya. &amp;nbsp;Bence çok itici bir sesi var. &amp;nbsp;Hatta ben müzikten nefret ederim. &amp;nbsp;Fakat daha da önemlisi, müziği yaşattıkları için müzisyenlerden nefret ederim" dedi.&lt;br /&gt;Arşeyi tutan kemancıyı gösterdi adamına, hemen ardından kendi sağ elini işaret etti. &amp;nbsp;Adamı, cebinden çıkarttığı sustalı bıçağı büyük bir ustalıkla kemancının sağ eline sapladı. &amp;nbsp;Ardından, kemanı tutan kemancıya dönerek, "sen çalarmış gibi yap yavrum" dedi. &amp;nbsp;Arşeli kemancı salonu yavaş yavaş terk etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Bak Derya, benim niyetim ciddi. &amp;nbsp;Bugüne kadar istediğim her şeye sahip oldum. &amp;nbsp;Henüz çok küçüktüm, hamburgerimin üstüne ketçap istediğimde &lt;i&gt;'Ketçap kalmadı küçük, hem sana zararlı bu yaşta. &amp;nbsp;Sen en iyisi mayonezle idare et' &amp;nbsp;&lt;/i&gt;diyen büfecinin kanını hamburgerimin içine dökmüştüm. &amp;nbsp;Ama karakterim bu, hırçınım ve reddedilmeye gelemiyorum. &amp;nbsp;Şimdi sana bir hafta mühlet veriyorum teklifimi kabul etmen için."&lt;br /&gt;-"Bir hafta mı?" dedi Derya.&lt;br /&gt;-"Şaka tabii ki. &amp;nbsp;Sadece beş dakikan var. &amp;nbsp;Benimle evlenecek misin?"&lt;br /&gt;-"Bilmiyorum Faruk. &amp;nbsp;Çok tehlikelisin, korkuyorum senden."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamlarına döndü Faruk &amp;nbsp;Eliyle beş işareti yaptı ve yakına çağırdı. &amp;nbsp;Bileğini gösterdi. &amp;nbsp;Beş fedai sol kolunu sıyırarak dövmelerini gösterdi. &amp;nbsp;Soldan sağa okuyunca D-E-R-A-Y yazıyordu.&lt;br /&gt;-"Bu ne şimdi?" diye sordu Derya.&lt;br /&gt;Faruk "A" dövmeli adamını vurarak yere düşürdü. &amp;nbsp;Sola doğru devrilen adam DERYA dövmesini tamamlamayı başardı. &amp;nbsp;Bir görevi daha tamamlamanın büyük sevinciyle huzur içinde öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Çok romantiksin Faruk. &amp;nbsp;Hayatım boyunca bir daha asla böyle görkemli bir evlenme teklifi alamam. &amp;nbsp;Bu yüzden teklifini kabul ediyorum."&lt;br /&gt;-"Balayına nereye gidelim güzelim?"&lt;br /&gt;-"Bilmiyorum ki. &amp;nbsp;Çok ani oldu."&lt;br /&gt;-"Benim çok güzel bir metodum var. &amp;nbsp;Bak bu gördüğün adamların hepsi farklı ülkelerden" dedi geride kalan beş adamını göstererek. &amp;nbsp;"İspanyol, Portekizli, Rus, Fransız, İngiliz."&lt;br /&gt;-"Ee?" dedi Derya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faruk, cebinden bir tabanca çıkartıp, içine tek kurşun koydu. &amp;nbsp;"Rus ruleti oynayacaklar. &amp;nbsp;Ölenin ülkesine balayına gideceğiz" dedi.&lt;br /&gt;Silahı uzattı, İspanyol tetiği çekti, boş çıktı. &amp;nbsp;Rahatladı, Portekizliye uzattı. &amp;nbsp;O da şanslıydı, hemen yanındaki Rus'a uzattı. &amp;nbsp;Silah patladı, Rus yere yığıldı. &amp;nbsp;Faruk bir kahkaha attı.&lt;br /&gt;-"Bayılıyorum şu Ruslara. &amp;nbsp;Bak, kendi oyunu ya nasıl da hemen kazanıyor. &amp;nbsp;Rusya dışında ülke göremedim hayatımda bunlar yüzünden."&lt;br /&gt;Derya da kahkaha attı. &amp;nbsp;"Seni seviyorum Faruk, tam bir aşk adamısın." dedi.&lt;br /&gt;El ele tutuşup restoranı terk ettiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-7347678355508763760?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/7347678355508763760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2012/01/farukun-ask.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/7347678355508763760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/7347678355508763760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2012/01/farukun-ask.html' title='Faruk&apos;un aşkı'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ie21d91HusA/TyBAsncnTuI/AAAAAAAAAOU/3XLmWH08fxU/s72-c/mafia_by_Mafia_Suit.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-1611219376238660611</id><published>2011-12-29T16:25:00.001+02:00</published><updated>2011-12-29T16:39:05.130+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Mühendis</title><content type='html'>Dengesiz bir kızdı fakat o kadar güzeldi ki, bu güzelliği bütün kusurlarını affediyordu.&lt;br /&gt;-"Vajinamda kekremsi bir tat var" dedi birdenbire.&lt;br /&gt;-"Şimdiye kadar hiç öyle bir tat duymamıştım. &amp;nbsp;Tarif edebilir misin acaba?" diye sordu adam merakla.&lt;br /&gt;-"Hani böyle ne acı, ne ekşi, ne tatlı ne de tuzludur o tat. &amp;nbsp;Sanki hepsinden biraz varmış gibi. &amp;nbsp;Tadarken biraz irkilsen de bilinçsizce tekrar tatmaya yönelirsin."&lt;br /&gt;-"Gerçekten merak ettim. &amp;nbsp;Tadına bakmak isterim izin verirsen."&lt;br /&gt;-"Cüretkar tavrın çok hoşuma gitti. &amp;nbsp;Sanırım gecenin sonunda tattırabilirim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız, adamın özgüveninden çok etkilenmişti. &amp;nbsp;Bu henüz ilk randevularıydı. &amp;nbsp;Adamı ise bir heyecan bastırmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Yanlış anlama, yine meraktan soruyorum. &amp;nbsp;Nasıl oldu da vajinanla tat almayı başardın?"&lt;br /&gt;Kız gülümsedi:&lt;br /&gt;-"Eh bunda bilinmeyecek ne var? &amp;nbsp;Sonuçta beş duyu organımız yok mu? &amp;nbsp;Göz, kulak, burun, dil, vajina."&lt;br /&gt;Adam bilgin bir tavırla:&lt;br /&gt;-"Yalnız bir konuda yanlışın var; vajina tat almaz aksine tat verir."&lt;br /&gt;Kızın hayranlığı bir kat daha artmıştı bu konuşmadan sonra.&lt;br /&gt;-"Çok bilgili bir adam olmalısın sen. &amp;nbsp;Tahsilini ne üzerine yaptın?"&lt;br /&gt;Adam, sanki beklediği soruyu duymuşçasına, yüzünde mutlu bir ifadeyle kasılarak:&lt;br /&gt;-"Ben su ürünleri mühendisiyim" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızın o güleryüzü birdenbire donuklaştı. &amp;nbsp;Kafasını masaya eğdi ve bir süre o şekilde kaldı. &amp;nbsp;Sonra kendi kendine kahkaha atmaya başladı. &amp;nbsp;Tek başına attığı kahkaha yetmemiş olacak ki, masaya garsonu çağırdı eliyle, garson yanaştı, kız garsonun kulağına bir şeyler fısıldadı. &amp;nbsp;Garson da adama çevirdi bakışlarını ve alaycı bir şekilde gülmeye başladı. &amp;nbsp;Biraz güldükten sonra garson masadan uzaklaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam neler olduğunu anlayamıyordu. &amp;nbsp;Henüz beş dakika öncesine kadar her şey yolunda görünüyordu.&lt;br /&gt;-"Sorun nedir anlamıyorum, neden bu kadar güldün. &amp;nbsp;Hem o garsona ne söyledin benimle ilgili?"&lt;br /&gt;-"Ne demek 'sorun nedir?' &amp;nbsp;Bildiğin balıkçısın sen. &amp;nbsp;Balıkçının tekiyle yemeğe çıktığıma inanamıyorum."&lt;br /&gt;-"Ne balıkçısı yahu, ben bilim insanıyım."&lt;br /&gt;-"Eeh yemişim senin bilimini. &amp;nbsp;Mühendisten bilim adamı mı olurmuş karaktersiz?"&lt;br /&gt;-"Bak, bence fazla önyargılı yaklaşıyorsun bana karşı. &amp;nbsp;Hem ne demiş Albert Einstein bilir misin?"&lt;br /&gt;-"Ne?"&lt;br /&gt;-"Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan zordur."&lt;br /&gt;-"O kadar konuşacağına parçalasaymış ya atomu."&lt;br /&gt;-"Eh parçaladı ya zaten."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız, adamı başından savmak için bir yol düşünüyordu. &amp;nbsp;Artık adamın dediklerini umursamıyordu bile. &amp;nbsp;Tekrar garsonla göz göze geldiğinde yanına çağırdı, kulağına bir şeyler fısıldadı, garson "emredersiniz" diyerek uzaklaştı. &amp;nbsp;Masaya sessizlik hakimdi. &amp;nbsp;Üzerinden iki dakika geçtiğinde garson elinde bir fanus ve içinde turuncu bir balıkla masaya geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Z7z2Jv0x6zk/Tvx39oAef0I/AAAAAAAAAN4/RfCE3W55OrU/s1600/japon+bal%25C4%25B1k.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-Z7z2Jv0x6zk/Tvx39oAef0I/AAAAAAAAAN4/RfCE3W55OrU/s320/japon+bal%25C4%25B1k.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Kız, parmağıyla balığı işaret ederek:&lt;br /&gt;-"Madem su ürünleri mühendisisin, söyle bakalım bu balığın cinsi ne?"&lt;br /&gt;-"Bunda bilmeyecek ne var canım. &amp;nbsp;Bu bildiğin Japon balığı."&lt;br /&gt;-"Sığsın işte. &amp;nbsp;Senin gözünde her çekik gözlü Japon'dur zaten. &amp;nbsp;Sırf bilgin olsun diye söylüyorum. &amp;nbsp;Bu bir Tayland balığı." dedi genç kız ve adamın bir kelime daha söylemesine fırsat vermeden kalktı, restoranı terk etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam, neye uğradığını şaşırmıştı. &amp;nbsp;Tayland balığıyla bakışıp duruyordu.&lt;br /&gt;-"Çekik gözlü?" dedi kendi kendine.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-1611219376238660611?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/1611219376238660611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/12/muhendis.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/1611219376238660611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/1611219376238660611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/12/muhendis.html' title='Mühendis'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Z7z2Jv0x6zk/Tvx39oAef0I/AAAAAAAAAN4/RfCE3W55OrU/s72-c/japon+bal%25C4%25B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-8505646903865120512</id><published>2011-12-10T18:43:00.000+02:00</published><updated>2011-12-10T18:43:49.287+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Tutku</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-CDKmF4O7X9s/TuOL9DZM5GI/AAAAAAAAANY/-tVk8PR-DJI/s1600/111102122831-couple-bed-story-top.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/-CDKmF4O7X9s/TuOL9DZM5GI/AAAAAAAAANY/-tVk8PR-DJI/s320/111102122831-couple-bed-story-top.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Yatakta uzanmış, uzunca bir süre hiç konuşmamıştık. Bir sigara uzattım, kendiminkiyle beraber yaktım. &amp;nbsp; Bu uzun sessizlikler hiç hayra alamet değildir. &amp;nbsp;Bozulduğu anda bütün huzurumun kaçacağını hissedebiliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Erkin" dedi aniden. &amp;nbsp;Sigarasından derin bir nefes çekti.&lt;br /&gt;"Efendim canım" dedim. &amp;nbsp;Sesim titriyordu. &amp;nbsp;Tedirgin olmuştum.&lt;br /&gt;"Senin gözünde ben neyim?" diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp atışlarım hızlandı bir anda. &amp;nbsp;Gözümü tavana dikerek daha hızlı çekmeye başladım sigaramı. &amp;nbsp;Derken sigaram bitti. &amp;nbsp;Oysa hala saçma sorusuna cevap bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Taşak" dedim.&lt;br /&gt;"Ne demek şimdi o?" dedi. &amp;nbsp;Kızmıştı.&lt;br /&gt;"Benim gözümde devasa bir taşaksın sen" dedim.&lt;br /&gt;Anlamsızca baktı yüzüme, konuşmamı sürdürdüm:&lt;br /&gt;"İçindeyken hayatımın en mutlu anlarını yaşıyorum. &amp;nbsp;Orada uzun süre hayatta kalamayacağımı biliyorum fakat ölümün nasıl bir his olduğunu da tam anlamıyla kestiremiyorum. &amp;nbsp;Bir gün dışarı çıkabilme ihtimalim o kadar düşük ki; nasıl bir yaşamla karşılaşacağımı umursamıyorum bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kendimi dışarda buluyorum birdenbire. &amp;nbsp;Samimiyetsiz insanların içinde bir yaşam curcunasında. &amp;nbsp;Ölüm kadar yaşam da korkunç geliyor gözüme. &amp;nbsp;Ve seni özlüyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki sen?" dedim sonra. &amp;nbsp;"Senin gözünde ben neyim?"&lt;br /&gt;"Yarak" dedi kısa ve net bir şekilde.&lt;br /&gt;"Nasıl yani?" dedim.&lt;br /&gt;"Yarak gibi adamsın!" deyip içten bir kahkaha attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçından kavrayıp gözlerinin içine baktım. &amp;nbsp;Neşe doluydu. &amp;nbsp;Hiç kimseyi bu kadar sevemezdim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-8505646903865120512?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/8505646903865120512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/12/tutku.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/8505646903865120512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/8505646903865120512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/12/tutku.html' title='Tutku'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-CDKmF4O7X9s/TuOL9DZM5GI/AAAAAAAAANY/-tVk8PR-DJI/s72-c/111102122831-couple-bed-story-top.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-3672855907914717029</id><published>2011-10-21T16:12:00.000+03:00</published><updated>2011-10-21T16:12:12.496+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Pişmanlık</title><content type='html'>"İkiniz de hemen buraya gelin!" diye bağırdı evin beyi. &amp;nbsp;Koşarak yatak odasına gelen hanımı ve oğlu, ne söyleyeceğini beklemeye başladılar hemen karşısında dikilip. &amp;nbsp;"Hazır ol!"dedi. &amp;nbsp;Karşısında ikisi birden hazır ol'a geçti. &amp;nbsp;Çok otoriter bir babaydı. &amp;nbsp;Evde komutan, mutfakta şef, yatakta Şahin K. oluveriyordu. &amp;nbsp;İleri seviye yöneticilik eğitimleri almış fakat bu bilgileri sadece evin içerisinde uyguluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bugün dikkatinizi çeken, sıradışı bir olay yaşandı mı bu evde söyleyin bakalım" dedi. &amp;nbsp;Hanımı tehlikenin farkına varmıştı. &amp;nbsp;Zaten oğluyla bakıştıklarında önemli bir gerçeğin gizlendiği belli oluyordu. &amp;nbsp;"Ne olacak ki bey, kahveyi taşırdım bu sabah ama yeminle hemen sonrasında temizledim ocağı." dedi. &amp;nbsp;Hatta inandırıcı olması için sürdürdü yalanını "valla tertemiz git bak istersen". &amp;nbsp;Adam çocuğa döndü yüzünü, "peki sen bir şey gördün mü?" dedi. &amp;nbsp;Çocuk korkarak baktı babasına, &amp;nbsp;kekeleyerek "ee..şey.. ben sabah altıma işemiştim" dedi. &amp;nbsp;Sinirden kendini tutamayan baba bir anda sert bir tokatla küçük çocuğu yere yapıştırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında hanımına dönüp oğlunu gösterdi, "bunu yaşamak istemezsin herhalde. &amp;nbsp;Hadi gerçeği söyle. İtiraf et!" dedi. &amp;nbsp;"Ne öğrenmek istiyorsan ben onu bilmiyorum bey" dedi kadın. &amp;nbsp;Fakat kar etmedi. &amp;nbsp;Adam, odasının duvarında asılı olan kelepçelere kadını bağladıktan sonra, arkasını dönüp bond çantasının içinden kırbacını çıkarttı. &amp;nbsp;Küçük çocuk hayretler içerisinde babasını izlerken, adam karısını kırbaçlamaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bugün benim cüzdanımı gören oldu mu?" diye bağırdı adam. &amp;nbsp;Kadın "hayır" dese de adam kırbaçlamaya devam ediyordu. &amp;nbsp;Bir süre sonra fark etti ki, kadın kırbaca karşı bağışıklık kazanmış ve canı yanmıyordu. &amp;nbsp;Hatta canı o kadar yanmıyordu ki, adam kırbaçlamayı kesti, kadın hala "vurma bey!" diye bağırmaya devam ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bond çantasına geri dönen adam malzemelerini tekrar gözden geçirdi. &amp;nbsp;Altlarda saklı duran muştasını bulduktan sonra, ona sevgiyle baktı. &amp;nbsp;Muştasına öyle bir sevgiyle baktı ki adam, hayatında hiçbir insana böyle bir aşk beslememişti sanki. &amp;nbsp;"Özlemişim seni eski dostum" dedi. &amp;nbsp;Muştayı eline geçirip üzerine bir öpücük kondurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karısının karşısına geçip, "sana tek bir sorum var: &amp;nbsp;Bugün cüzdanımı kim kurcaladı?" diye sordu. &amp;nbsp;Kadın susuyordu. &amp;nbsp;Adam yumruğunu kaldırmış kadının yüzüne vuracakken, kadın birdenbire "O" diye haykırdı. &amp;nbsp;Gözleriyle küçük oğlunu gösteriyordu kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-wdc7YdVMCt8/TqFux4m2HOI/AAAAAAAAAM4/aolypUn7hPQ/s1600/osman.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="243" src="http://4.bp.blogspot.com/-wdc7YdVMCt8/TqFux4m2HOI/AAAAAAAAAM4/aolypUn7hPQ/s320/osman.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Adam oğluna doğru yöneldi bu sefer. &amp;nbsp;Dilinin altından, sabahtan beri sakladığı jiletini çıkarttı. &amp;nbsp;Çocuk hala yediği tokadın etkisiyle yerdeydi. &amp;nbsp;Adam eğildi sol eliyle çocuğu yerinden kaldırdı ve duvara fırlattı. &amp;nbsp;Sağ elindeki jileti havaya kaldırarak üzerine doğru yürüdü. &amp;nbsp;Çocuk duvara yaslanmış, gözleri sıkıca kapalı ve elleri havada haldeyken "dur!" diye bağırdı. &amp;nbsp;"Evet cüzdanını ben kurcaladım. &amp;nbsp;Fakat içinden sadece bir lira aldım. &amp;nbsp;O parayla da gofret aldım." &amp;nbsp;diyerek cebinden gofretini çıkartıp gösterdi. &amp;nbsp;Hemen ardından "bir lira için bu yapılır mı orospu çocuğu?" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine baba, çocuğun elinden gofretini aldı, ortadan ikiye böldü. &amp;nbsp;Yarısını geri verdikten sonra "bu gofrette benim de hakkım var dedi. &amp;nbsp;İkisi el ele tutuşup, gofretlerini yiye yiye salonun yolunu tuttular. &amp;nbsp;Hanım bir süre daha duvarda asılı kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayın sonrasında; ne anne, oğlunu ele verdiği için; ne baba, karısını dövdüğü için; ne de çocuk, babasının cüzdanından parasını aldığı için pişmanlık yaşamadı.&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Sadece bu yazıyı okuyup, benden pişmanlık üzerine ders almayı düşünen okurlar yaşadı.&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-3672855907914717029?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/3672855907914717029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/10/pismanlk.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/3672855907914717029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/3672855907914717029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/10/pismanlk.html' title='Pişmanlık'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-wdc7YdVMCt8/TqFux4m2HOI/AAAAAAAAAM4/aolypUn7hPQ/s72-c/osman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-1723216831557465337</id><published>2011-10-03T14:57:00.002+03:00</published><updated>2011-10-03T22:16:50.151+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Vapur</title><content type='html'>Havanın durumu nasıl olursa olsun, vapurun dış tarafında oturmak eski zamanlardan kalma bir alışkanlıktır benim için. &amp;nbsp;Yine bir yaz günü, zar zor yetişip ter içinde kaldığım vapurda, dış tarafta yerimi aldım. &amp;nbsp;Kitabımı çıkartıp hareket saatinin dolmasını ve rüzgar gelmesini beklemeye başladım. &amp;nbsp;Henüz bir sayfa yazı okuyabilmiştim ki kapı açıldı ve dikkatimi dağıtacak ses gelmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-tzAFn_uhXg0/Tomi3fN-QpI/AAAAAAAAAMs/rygksm2I1_E/s1600/vapur.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-tzAFn_uhXg0/Tomi3fN-QpI/AAAAAAAAAMs/rygksm2I1_E/s320/vapur.jpg" width="237" /&gt;&lt;/a&gt;"Çay isteyen var mı?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç kere bunu duyduktan sonra kafamı kaldırıp çaycıyla göz göze geldim. &amp;nbsp;Hemen bakışlarımı başka yöne çevirdiysem de artık iş işten geçmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaycının sesi gittikçe yakınlaşmış, "abi, &amp;nbsp;çay ister misin?" diye sorup duruyordu. &amp;nbsp;Başlarda kendi üstüme alınmasam da, sağıma dönüp baktığımda, yaklaşık on kere bu soruyu bana yönelttiğini fark etmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaycı, orta boylu çelimsiz bir adamdı. Dövecek olmasam da, çayı cesurca reddedebilmem için bu özelliklere sahip olması gerekirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kibarca dönüp, "hayır, istemiyorum" desem de, adam ısrarından bir türlü vazgeçmiyordu. &amp;nbsp;"Abi, neden istemiyorsun?" diye konuyu uzatmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu adam geldiğinden beri bir satır yazı bile okuyamamıştım. &amp;nbsp;Üstelik vapurun çoktan hareket etmesi gerekiyordu. &amp;nbsp;Sinirlenip kitabımı kapattım ve "bu sıcakta çay mı içilir?" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaycı ısrarını sürdürüyordu. &amp;nbsp;Sanki bana satacağı çay sayesinde vapura yakıt alınacak ve hareket edebilecektik. &amp;nbsp;"Çay hararetini alır abi" dedi gülümseyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bu kadar bilimsel bir veriyle yaklaşınca ne söyleyeceğimi şaşırarak iki-üç saniye duraksadım. &amp;nbsp;Hemen ardından, &amp;nbsp;"Çayınızın tadı çok kötü, ille de bir şey vereceksen salep ver bana" dedim sırf terslik olsun diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu havada salep içilmez, çay içmelisin. &amp;nbsp;Belli ki senin başına güneş vurmuş" dedi bilgin bir tavırla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda kendimi tutamayarak &lt;b&gt;"Sigarasız çay bir boka benzemiyor anlasana be adam!"&lt;/b&gt; diye haykırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birdenbire ortalık inanılmaz bir sessizliğe büründü. &amp;nbsp;Çaycı adam yaşadığı şokla, elinden tepsisini düşürdü ve koşarak içeri kaçtı. &amp;nbsp;Söylediğim son cümle, vapurun duvarıyla kafam arasında belki de on kere yankılandı ve duydukça utancım arttı. &amp;nbsp;Etrafıma şöyle bir göz attım, hiç kimseden çıt çıkmıyordu. &amp;nbsp;Genç bir anne, ilkokula yeni başlamış oğlunun kulaklarını tıkamış bana nefretle bakıyordu. &amp;nbsp;Altmışlı yaşlarda, eski İstanbul beyefendisi diye tabir edebileceğimiz takım elbiseli bir adam, "dünyanın çivisi çıkmış azizim" diye bağırarak kendini vapurdan denize attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapı tekrar açıldı. &amp;nbsp;Ağlamaktan gözleri kan çanağına dönmüş olan çaycı, yanında kendisinin belki üç katı büyüklükte bir adamla yanıma geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam kulağıma eğilerek kibarca "çay içecek misiniz yoksa içmeyecek misiniz beyefendi?" diye sordu. &amp;nbsp;Ceketini sağa doğru sıyırarak silahını gösterdi. &amp;nbsp;Havanın sıcaklığını geçmiş artık ecel terleri döküyordum. &amp;nbsp;İşlerin kibarlık çerçevesinden çıkması an meselesiydi. &amp;nbsp;"Memnuniyetle" dedim. &amp;nbsp;Çayımı vererek uzaklaştılar. &amp;nbsp;Bütün vapur derin bir oh çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silahlı adam kapıyı açıp içeriye doğru &lt;b&gt;"çalıştırın"&lt;/b&gt; diye bağırdı ve vapur hareket etti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-1723216831557465337?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/1723216831557465337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/10/vapur.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/1723216831557465337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/1723216831557465337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/10/vapur.html' title='Vapur'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-tzAFn_uhXg0/Tomi3fN-QpI/AAAAAAAAAMs/rygksm2I1_E/s72-c/vapur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-7548803463983516610</id><published>2011-09-04T17:32:00.000+03:00</published><updated>2011-09-04T17:32:48.312+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='devlet dairesi'/><title type='text'>Sahte vajina</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Çok mu yalnızsınız? &amp;nbsp;Vajina görmeyeli çok uzun zaman mı oldu? Erotic Shop'lara gidip suni vajina almaya da mı utanıyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Eğer hepsine cevabınız evetse işte size yeni ürünümüz:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;Sahte vajina.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Hazırlanması çok basit. &amp;nbsp;Üstelik ücretsiz. &amp;nbsp;Hemen bir arkadaşınızı çağırıp iki elinin parmaklarını birleştirip dik tutmasını söyleyip siz de yatay olarak aynısını yapıyorsunuz. &amp;nbsp; İlk şekilde gördüğünüz pozisyona geldikten sonra elinizi açıp bakıyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kqrp2ro7h6k/TmOHeg---CI/AAAAAAAAAME/AxGbf2GZmZQ/s1600/DSCF1789.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-kqrp2ro7h6k/TmOHeg---CI/AAAAAAAAAME/AxGbf2GZmZQ/s320/DSCF1789.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Yapım aşaması&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Ve sonuç inanılmaz. &amp;nbsp;Neredeyse tıpkısının aynısı olan bu ürün, sadece seyirlik olmakla beraber, gerçek vajina aşıklarının hasret gidermeleri için tasarlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-tWF8PzksYQw/TmOH7tH6glI/AAAAAAAAAMI/0bdspvMw23Q/s1600/DSCF1788.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-tWF8PzksYQw/TmOH7tH6glI/AAAAAAAAAMI/0bdspvMw23Q/s320/DSCF1788.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Mükemmel sonuç&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-7548803463983516610?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/7548803463983516610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/09/sahte-vajina.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/7548803463983516610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/7548803463983516610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/09/sahte-vajina.html' title='Sahte vajina'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kqrp2ro7h6k/TmOHeg---CI/AAAAAAAAAME/AxGbf2GZmZQ/s72-c/DSCF1789.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-1680583764952817118</id><published>2011-08-28T19:53:00.013+03:00</published><updated>2011-08-28T20:44:29.176+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iletisim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;iframe src="https://docs.google.com/spreadsheet/embeddedform?formkey=dEh2cHVCSVhsYzl0RnVjT0wwdnp3T2c6MQ" width="550" height="670" frameborder="0" marginheight="0" marginwidth="0"&gt;Loading...&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-1680583764952817118?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/1680583764952817118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/08/iletisim_28.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/1680583764952817118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/1680583764952817118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/08/iletisim_28.html' title=''/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-3287039590869498709</id><published>2011-08-06T23:36:00.001+03:00</published><updated>2011-10-05T03:31:31.524+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Yaktın beni Mustafa!</title><content type='html'>&lt;i&gt;Bu yazıda bahsedilen Mustafa hayali bir Mustafa'dır. &amp;nbsp;Kimse üstüne alınmazsa benim için hoş olur. Dayaktan kurtulurum&lt;/i&gt;&lt;i&gt;.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;İnternette gezindiğiniz zamanlarda, bazen yapacak hiçbir şey, konuşacak hiç kimse bulamaz ve kendinizi yalnız hissedersiniz. &amp;nbsp;Bu yaşadığınız boşluk öyledir ki, sizi yıllardır görüşmediğiniz biriyle saçma sapan bir sohbet içine itebilir. &amp;nbsp;Ya da kendinizi birdenbire listenizdeki, çok da samimi olmadığınız bir kızın fotoğraflarını incelerken bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;Öncelikle vasat bir kız bulursunuz. &amp;nbsp;Kızın hem yüzü hem de fiziği çirkindir. &amp;nbsp;Fotoğrafta da pek hoşlanılacak bir yan yoktur. &amp;nbsp;Fakat fotoğrafın altına doğru baktığınız zaman, Mustafa isimli bir arkadaşın "cnmmm çok tatlı çıkmışsın" yazdığını görürsünüz. &amp;nbsp;Önce fotoğrafa sonra yoruma tekrar göz atar ve yanlışlık olup olmadığını kontrol edersiniz. &amp;nbsp;Mustafa bu fotoğrafı gerçekten hoş bulmuş diye düşünürsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Mustafa'nın da pek beğendiği yoktur kızı. &amp;nbsp;Benzer bir yalnızlık seansında aynı yorumu yaptığı belki de yüz ellinci kızdır kendisi. &amp;nbsp;Fakat, kız bu durumu kavrayamayarak -tatlı göründüğüne kendi bile inanmasa da- gururu öyle bir okşanır ki altına ne yazacağını şaşırır hale gelir. &amp;nbsp;Yaklaşık bir senedir orada duran bu çirkin fotoğrafa &amp;nbsp;yorun yapan tek erkek Mustafa olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-6WN9XkKYHx8/ToulOKkcaRI/AAAAAAAAAM0/5cBBmzbQXoM/s1600/manisa+tarzan%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-6WN9XkKYHx8/ToulOKkcaRI/AAAAAAAAAM0/5cBBmzbQXoM/s320/manisa+tarzan%25C4%25B1.jpg" width="255" /&gt;&lt;/a&gt;Sayfayı değiştirir, başka bir çirkin kıza geçersiniz. &amp;nbsp;Bu seferki kızımız ise etekli bir poz koymuştur. &amp;nbsp;Kız sevimli olduğunu sanarak gülümsemekte, aynı zamanda bacaklarını da sergilemektedir. &amp;nbsp;Mustafa bu poz karşısında heyecandan kendini tutamayarak hem beğenir hem yorum yapar. &amp;nbsp;Fakat kendisinde bir kadına seksi olduğunu söyleyecek cesaret olmadığından "tıpkı bir melek gibisin" yazar. &amp;nbsp;Bu yorumu görünce anlarsınız ki Mustafa'nın aklına melek dendiği zaman Victoria's Secret mankenleri gelmektedir. &amp;nbsp;Hoş ki, bu kızla arasında dağlar kadar fark olmasına rağmen onun için hepsi birdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Peki kimdir bu Mustafa?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Ortaköy'de deniz kenarında iki eli cebinde dimdik durmuş ufka doğru esrarengiz bakış atmıştır fotoğrafında. &amp;nbsp;Bu bakış sırasında içinden "bu şehir benim, gerekirse yakarım" dediğini hissedebilirsiniz. &amp;nbsp;O, en iyi virüs programının engelleyemeyeceği bir virüstür. &amp;nbsp;Hayattaki en büyük görevi; güzel, çirkin tanımadan bütün kadınları pohpohlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa'yı düşündükçe internette kimseye yanaşmamaya karar verirsiniz. &amp;nbsp;Hatta gerçek hayatınız bile etkilenir Mustafa'dan. &amp;nbsp;Artık geri dönüşü yoktur. &amp;nbsp;Gün geçtikçe yalnızlaşırsınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-3287039590869498709?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/3287039590869498709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/08/yaktn-beni-mustafa.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/3287039590869498709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/3287039590869498709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/08/yaktn-beni-mustafa.html' title='Yaktın beni Mustafa!'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-6WN9XkKYHx8/ToulOKkcaRI/AAAAAAAAAM0/5cBBmzbQXoM/s72-c/manisa+tarzan%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-416459132688406320</id><published>2011-04-23T22:04:00.000+03:00</published><updated>2011-04-23T22:04:22.619+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Ufak öğretiler -I-</title><content type='html'>&lt;b&gt;Başarısız mizah ölüm nedeni olmamalıdır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoruma kapalı edebiyat, ezbere dayalı matematik, tek tip resim, tek sesli müzik. &amp;nbsp;Bütün bunlar yaratıcı düşünmemizi engelleyen, tembelliğe iten yanlış eğitimin unsurlarıdır. &amp;nbsp;Öyle bir köreltir ki insanı, mizah anlayışı bile standartlaşır zamanla. &amp;nbsp;Niteliksiz ve sık espriler yapmak insanları öylesine güldürür ki, daha iyisini yaratmaya ihtiyaç bile duyulmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yıl 1981&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;"Ve siz geleceğin öğretmenleri; bu espriyi önümüzdeki yüzyıllar boyunca, nesilden nesile aktaracak, yeryüzünde bunu duymamış öğrenci bırakmayacaksınız." dedi yaşlı profesör, öğrencilerinin ifadesiz bakışlarının karşısında anlamsızca gülümseyerek.&lt;br /&gt;"Arka taraflarda oturan biri, yanındakine dönerek "komik miydi şimdi bu?" diye sordu.&lt;br /&gt;"Gayet saçmaydı ama gelenek buymuş baksana. &amp;nbsp;Sonuçta ileride öğretmen olacağız. &amp;nbsp;Bu profesörün dediklerini harfiyen uygulamalıyız." dedi tam bir görev adamı olan yanındaki.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ygngGIMEFmU/TbMhxi0W7kI/AAAAAAAAAIs/VWz09jHcVd8/s1600/funny.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-ygngGIMEFmU/TbMhxi0W7kI/AAAAAAAAAIs/VWz09jHcVd8/s320/funny.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yıl 2011&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sıkıldım şu sınavlardan. &amp;nbsp;Senede sadece altı gün sınava girmek zorunda olmam delirtiyor beni. &amp;nbsp;Her seferinde on beş gün hiçbir iş yapamaz hale gelirim. &amp;nbsp;Aslına bakarsanız günde en fazla iki saat çalışırım derslere. &amp;nbsp;Fakat beynim aynı gün içinde birden fazla işi yapabilmemi engellediği için yavaş yavaş müzikten, edebiyattan uzaklaşırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıköğretimde okumak dışarıdan çok kolay bir işmiş gibi görünse de, burada okuyanların benim gibi, kampüs yaşamına uzak ve biraz tembel insanlar olduğunu düşünürseniz, ne kadar zor bir iş olduğunu anlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav günü gelip çattığında, sabahın erken bir saatinde, son iki haftalık yorgunluğum üzerime çökmüş şekilde yola çıkarım. &amp;nbsp;Sadece sınav sonrası kurtuluşumun yaşatacağı orgazmın bekleyişi derinden heyecanlandırır beni. &amp;nbsp;Yola sınava bir saat kala çıkartım çünkü sınav yerini sabah keşfedecek olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binayı bulup içeri girdiğimde, hemcinsim bir polis memuru tarafından yoklanırım diğer bütün öğrenciler gibi. &amp;nbsp;Tercih hakkım olsa karşı cinsi seçecek olsam da, bunu teklif etmeye bir türlü cesaret edemem o silahlı abilerin karşısında. &amp;nbsp;Hatta o kadar korkarım ki; "sınav umrumda değil ben buraya kendimi size elletmeye geldim" &amp;nbsp;diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik duvarını aştıktan sonra sınıfımı aramaya koyulurum koridorda. &amp;nbsp;Kağıdımda "Salon 08" yazmaktadır. &amp;nbsp;"Salon 05,06,07" diye güzel güzel ilerlerken sağımdan ukala bir ses gelir: "Kaçıncı salondu sizinki?" &amp;nbsp;İşte bu ukalalık beni deli eder diğer bütün ukalalıklar gibi. &amp;nbsp;"Buldum, buldum" diyerek geçip girerim sınıfıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulu erken bulduğum için sınava on beş dakika kala girdiğim sınıfta, herkesin canı sıkılmaktadır. &amp;nbsp;Yan yana duran iki öğretmenden oturmakta olan, önündeki sınav kitapçığından kuralları okur yüksek sesle. &amp;nbsp;Girişte üstümüzün aranmasını umursamaksızın, "sınava silahla girmek yasaktır" maddesini okur ve "silahı olan var mı?" diye yüzümüze iğrenç bir kahkaha atar. &amp;nbsp;Öğrencilerin çoğunluğu eşlik eder bu kahkaha tufanına. &amp;nbsp;Ben ise böyle anlarda "keşke bir silahım olsa" diye içimden geçiririm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-416459132688406320?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/416459132688406320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/ufak-ogretiler-i.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/416459132688406320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/416459132688406320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/ufak-ogretiler-i.html' title='Ufak öğretiler -I-'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ygngGIMEFmU/TbMhxi0W7kI/AAAAAAAAAIs/VWz09jHcVd8/s72-c/funny.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-4819318059381930422</id><published>2011-04-20T22:15:00.000+03:00</published><updated>2011-04-20T22:15:18.120+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Toplu taşımanın zararları</title><content type='html'>Güneşin, kavurmayı bırakın, öldürüp bitirdiği bir yaz gününün akşamına doğru, hava ılımaya başlamış, tatlı bir huzur kaplamaya başlamıştı beni. &amp;nbsp;Mutlu yuvamda oturup müzik dinlediğim sırada telefonumun çalması, bütün huzurumu bir anda kaçırıverdi. &amp;nbsp;Arayan arkadaşım bir an önce buluşmamız gerektiğini söyleyerek yanına çağırdı. &amp;nbsp;Hazırlanmam uzunca bir süre aldıktan sonra kendimi evden dışarı atabildim.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Metrobüsle karşıya geçmem gerekiyordu fakat durağa gittiğimde inanılmaz bir kalabalık vardı. &amp;nbsp;Saatime baktığımda anladım ki iş çıkışı saatiydi. &amp;nbsp;Aslında saate bakmadan da anlaşılabilecek bir kalabalık vardı ortada. &amp;nbsp;Bu kadar çok insanın aynı anda işten çıkıyor olması rahatsız edici bir ayrıntıydı. &amp;nbsp;Bu ayrıntının zararlarını yolculuğum sırasında bolca yaşamıştım zaten.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-RwdfZY6IHUY/Ta8ubvZVPVI/AAAAAAAAAIo/EYEzmclzRSE/s1600/metrobus_kalabalik.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="183" src="http://1.bp.blogspot.com/-RwdfZY6IHUY/Ta8ubvZVPVI/AAAAAAAAAIo/EYEzmclzRSE/s320/metrobus_kalabalik.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sırada kalabalığın durulması için yeni metrobüsler beklerken, arkamda oluşan yeni kalabalığın beni boğmaya başlaması çok da uzun bir süre almamıştı. &amp;nbsp;Tam en önde durduğumu sanmamla, önümde 3-4 kişinin belirmesi bir oluyordu. &amp;nbsp;Sonunda binmeye cesaret edeceğim metrobüs geldi, önümde durup kapılarını açtı. &amp;nbsp;Adımımı atmak üzereydim ki, nereden geldiği belirsiz bir adam, insanları yara yara, önümde iki kolunu açarak kapıyı sadece kendisi geçebilecek şekilde kapattı. &amp;nbsp;Kafamı bir anda koluna çarpmış olduğum adamdan, bu durumun suçlusu benmişim gibi özür dilemekten de kaçınmadım. &amp;nbsp;Bu ufak kol darbesinin etkisiyle artık içeride oturacak yer bulamayacağımı idrak etmiş bulunsam da ortalarda bir yerde ayakta dikilmeyi göze alarak metrobüse bindim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yakın bir durakta ineceğim için kapıya yakın durmak istesem de dışarıdaki kalabalık üstüme yürüye yürüye beni camın dibine yapıştırmayı başardı. &amp;nbsp;O andan itibaren aklımda sadece bu kadar insanın arasından geçip nasıl da kapıya ulaşabileceğim sorusu vardı. &amp;nbsp;İçerisi inanılmaz sıcak olmuştu ve evde yaşadığım o serin huzuru çoktan unutmuştum. &amp;nbsp;Açılabilecek bir camı olmadığı için sıcağı sonuna kadar hissettiğimiz metrobüste en sonunda arkalardan bir adam dayanamayarak bağırdı. &amp;nbsp;"KAPTAN KLİMAYI AÇSANA. &amp;nbsp;İÇERİSİ HAMAM GİBİ OLDU." &amp;nbsp;Metrobüsümüzün cesur yüreği olarak ilan ettiğim bu 50'li yaşlardaki mert insanın hayatta en katlanamadığı şeyin klimasızlık olduğu belli oluyordu. &amp;nbsp;Hatta öyle ki; klimasız bir ortamda sinirinden gerçek cesur yürek Mel Gibson'ı bir yumrukla yere serebilirdi. &amp;nbsp;Şoför de tehlikenin farkına varmış olmalıydı ki, &amp;nbsp;"Klima zaten açık" diyerek karşılık verdi ayıbını belli etmemek için. &amp;nbsp;Her nasıl olduysa hemen bu konuşmanın arkasından tatlı bir serinlik yayılmaya başladı içeriye.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaman geçiyor, içerisi doldukça doluyordu. &amp;nbsp;Sıkışıp kaldığım aracın içinde saatime göz atmak istedim, elimi cebime atıp telefonumu çıkarttım. &amp;nbsp;Henüz 15 dakika geçmişti ve ileride inanılmaz bir köprü trafiği görünmeye başlamıştı. &amp;nbsp;Telefonumu yerine soktuğum anda sağımda duran kadın şüpheli gözlerle bana bakıp, çantasını diğer tarafına aldı. &amp;nbsp;Metrobüsün potansiyel hırsızı ilan edildikten sonra, bunları umursamadan kafamda bir melodi canlandırıp sürdürmeye başladım. &amp;nbsp;Üzerinden bir dakika geçmemişti ki birinin telefonu çalmaya başladı. &amp;nbsp;Kafamdaki melodiyi tutmaya çalışırken cep telefonu da açılmamakta daha ısrarcı davranıyordu. &amp;nbsp;O anda kafamı cama vurmak istedim fakat arkamı dönebilecek kadar hareket alanı mevcut olmadığı için bunu bile gerçekleştiremedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gideceğim durağa yaklaştığımda yavaş yavaş, aralardan sinsice ilerlemeye başladım. &amp;nbsp;Yaklaşık 30 kere pardon diye insanları dürterek yaptığım ilerleyişte, kapının dibinde zafere ulaşmanın haklı gururuyla yüzümde ince bir gülümsemeyle düğmeye basarak kısa bir süre sonra inmeyi başardım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bana sorarsanız en iyisi yürümek veya bisiklete binmektir derim. &amp;nbsp;Fakat hangisidir onu hala çözemedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kalabalık metrobüs fotoğrafı araştırırken de bulduğum bir haberi sizinle paylaşmak istiyorum son olarak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://haber.gazetevatan.com/Kalabalik_Metrobus_can_aldi/261959/7/Gundem"&gt;http://haber.gazetevatan.com/Kalabalik_Metrobus_can_aldi/261959/7/Gundem&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-4819318059381930422?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/4819318059381930422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/toplu-tasmann-zararlar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/4819318059381930422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/4819318059381930422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/toplu-tasmann-zararlar.html' title='Toplu taşımanın zararları'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-RwdfZY6IHUY/Ta8ubvZVPVI/AAAAAAAAAIo/EYEzmclzRSE/s72-c/metrobus_kalabalik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-6341301697622740871</id><published>2011-04-15T16:31:00.000+03:00</published><updated>2011-04-15T16:31:00.434+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Seğirtmek</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;i&gt;"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K."&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-BXEu4GNiRyE/TahF6dO4yOI/AAAAAAAAAIg/aB00HiutqMQ/s1600/kafka.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-BXEu4GNiRyE/TahF6dO4yOI/AAAAAAAAAIg/aB00HiutqMQ/s320/kafka.jpg" width="267" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor. &amp;nbsp;Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece. &amp;nbsp;"Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız. &amp;nbsp;Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır. &amp;nbsp;Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir? &amp;nbsp;Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi. &amp;nbsp;Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı. &amp;nbsp;Neyse her türlü yabancı kelimeye kendimi hazır tutarak romana başladım ve bitirdim de. &amp;nbsp;Fakat henüz kitabın 5. sayfasındaydım ki, baş karakterimiz olan &lt;i&gt;Sinclair &lt;/i&gt;seğirtmeye başlamıştı bile.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-xwzs_rfpGN0/TahF7GC_oMI/AAAAAAAAAIk/aNQq5bEbF0o/s1600/demian.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-xwzs_rfpGN0/TahF7GC_oMI/AAAAAAAAAIk/aNQq5bEbF0o/s320/demian.jpg" width="202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Seğirtmek bir yana da bu seferki romanda ısrarla topraktan burcu burcu koku geldiğini yazmıştı. &amp;nbsp;Seğirtmek kavramını anca hazmedebilmişken, burcu burcu kokuyu nasıl çözecektim. &amp;nbsp;Hem sözlükten bakarak anlaşılabilecek bir şey de yok ortada bu sefer. &amp;nbsp;En fazla &lt;i&gt;burcu:çilek&lt;/i&gt; gibi bir açıklama olsa anlayabilirdim. &amp;nbsp;Kitabımı okurken birden ayağa fırladım ve "bugün Kamuran Şipal yaşantısı sürmeliyim, ancak bu şekilde burcu burcu bir koku duyabilirim" diyerek odama doğru seğirtmeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çabucak üstüme bir şeyler giydikten sonra kendimi sokağa attım ve evimin en yakınındaki çimenliğe doğru yürümeye başladım. &amp;nbsp;Sağa sola seğirte seğirte yürürken vardığım çimenlikte hiç de burnuma sıradışı bir koku gelmiyordu. &amp;nbsp;Çok değişik bir manzarayla karşılaştım tam o sırada. &amp;nbsp;Bir aile, çimenliğin ortasında çarşaf germiş, kendini gizleyerek piknik yapıyordu. &amp;nbsp;Kamuya açık bir alanda adeta kendi mahremini kurmuş, kimsenin yanaşmasını istemiyordu. &amp;nbsp;Dayanamayarak yaklaştım ve çarşafın arkasına göz attım. &amp;nbsp;Çay dolu bir termos ve başörtülü bir kadın gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam o sırada beni fark eden evin beyi yerinden ayaklandı. &amp;nbsp;Durumdan kendimi kurtarmak için filmlerden öğrendiğim bir numarayla; &lt;b&gt;&lt;i&gt;"Çok alımlı bir karınız var, çok şanslı bir adamsınız"&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; dedim yalandan. &amp;nbsp;Fakat bu adam filmlerdeki kocalara hiç benzemiyordu. &amp;nbsp;Daha cümlemin bitmesine izin vermeden yüzüme daha önce hiç görmediğim bir teknikle vurmuş olduğu &amp;nbsp;yumruğun (sanırım buna "amele yumruğu" deniyormuş, elinin iç tarafıyla yukarıdan aşağıya eğimli yumruk) etkisiyle toprağa yapışmam bir oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burnumdan ince ince akan kan toprağa yayılırken, birdenbire daha önce hiç duymadığım bir kokuyu duymaya başladım. &amp;nbsp;Beni burcu burcu kokuyla tanıştırdığı için adamın gözlerinin içine minnet dolu bir bakış attığım anda, hala akıllanmadığımı düşünerek beni akıllandırana kadar dövmeye devam etti. &amp;nbsp;Evime döndüğümde artık hem akıllı hem de Kamuran Şipal'e bir adım daha yakın bir insan olduğum için çok mutluydum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-6341301697622740871?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/6341301697622740871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/segirtmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/6341301697622740871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/6341301697622740871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/segirtmek.html' title='Seğirtmek'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-BXEu4GNiRyE/TahF6dO4yOI/AAAAAAAAAIg/aB00HiutqMQ/s72-c/kafka.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-6404478479513845909</id><published>2011-04-09T03:00:00.000+03:00</published><updated>2011-04-09T03:00:04.119+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Yersiz Davranışlar -II-</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;Kız:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Saat geç oldu hadi hesabı isteyelim de kalkalım.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;Erkin:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Nasıl gideceksin eve?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;K:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Normalde dolmuşa binerim ama bugün taksiye bineceğim sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;i&gt;"Dolmuş daha uzaktan kalkıyor, bir an önce benden kurtulmak istiyor herhalde" diye geçirdim içimden.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;E:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Yalnız bir sorun var hesabı sen isteyebilir misin? &amp;nbsp;Ben o hareketi bir türlü yapamıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;K:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Hangi hareketi yapamıyorsun canım?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;E:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Hani elinde kalem var da, bir şeyler karalıyormuş gibi hesap istiyorlar ya, o tavır bana çok ukalaca geliyor. &amp;nbsp;Üstelik burada adisyonları kağıtta değil bilgisayarda tutuyorlar. &amp;nbsp;Yani kalem kullanmak yerine parmak basıyorlar. Şimdi ben garsonun gözüne parmağımı sokar gibi yaparsam pek hoş karşılamaz sanıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;i&gt;Kızın canı sıkılmaktadır çabucak hesabı isteyip konuyu kapatmaya çalışır.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;K:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Off tamam, istedim işte.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh3.googleusercontent.com/-cmBDQS7VYbM/TXzVt6wHlVI/AAAAAAAAAII/kKRFH9vMCvI/s1600/yemek.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="https://lh3.googleusercontent.com/-cmBDQS7VYbM/TXzVt6wHlVI/AAAAAAAAAII/kKRFH9vMCvI/s1600/yemek.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;O gün ilk buluşmamızdı. &amp;nbsp;3-4 saat muhabbet ettikten sonra bir miktar öpüşmüştük. &amp;nbsp;Sümen masaya geldi, tam ortamızda duruyordu. &amp;nbsp;O andan itibaren derin bir sessizlik oluştu. &amp;nbsp;Hani bir erkek tipi vardır ya, hesap gelince karşısındakine kesinlikle göstermez, çaktırmadan içine parasını koyar, "hadi kalkalım" der. &amp;nbsp;İşte ben o adam kesinlikle değilim. &amp;nbsp;Sevgilim veya bir arkadaşım olsa zaman zaman mümkündür tabii ki. &amp;nbsp;Fakat ilk kez buluştuğu bir adamdan bunu bekleyecek bir kızla karşı karşıyaydım. &amp;nbsp;İnadına, sümeni tam ortamıza açtım, fakat kesinlikle kar etmiyordu. &amp;nbsp;Kızın hiç bir şekilde umrunda olmamıştı. &amp;nbsp;Hatta öyle bir durumdaydık ki, kız "hadi öde de gidelim" diye gözümün içine bakıyordu. &amp;nbsp;Sonunda ben kaybettim. &amp;nbsp;Parayı ödedik ve çıktık.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh3.googleusercontent.com/-2UEq5g4FNHY/TXzV4hSgDMI/AAAAAAAAAIM/Kc9amED3QnQ/s1600/taxi13.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="178" src="https://lh3.googleusercontent.com/-2UEq5g4FNHY/TXzV4hSgDMI/AAAAAAAAAIM/Kc9amED3QnQ/s320/taxi13.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Çıktık, kendisini taksiye bıraktım ve arkama bakmadan yürüdüm gittim. &amp;nbsp;O gün neden dolmuş yerine taksiye bineceği bir anda kafama dank etmişti. &amp;nbsp;İşin ilginç yanı ise kızın ilerleyen günlerde benden bir ilişki beklemeye başlamasıydı. &amp;nbsp;En fazla üç buluşmaya iflas edeceğim garantiydi. &amp;nbsp;Yıllar sürmüş ilişkisizlik kararımda ne kadar haklı olduğumu vurgulamak için birebir olmuştu bu tecrübe.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Tabii ki bütün kadınlar böyle değildir. &amp;nbsp;İlişki yaşadıklarımın hiçbiri bu şekilde davranmamıştır bana. &amp;nbsp;Zaten öyle bir durumda hiçbir ilişkim uzamazdı da. &amp;nbsp;Fakat ne yaparsanız yapın kaçamayacağınız şey, size yerli yersiz trip atmalarıdır. &amp;nbsp;Ortada elle tutulur bir sebep yokken beliriveren bu triplerden kurtulabilmek için, şekilden şekile girer, türlü maymunluklar yaparsınız. &amp;nbsp;Karşınızdaki ise ufak bir zaferin sevincini yaşamakta olacaktır. &amp;nbsp;Yıllar süren bir mücadele içerisinde fark edilecektir ki bu kadın saldırılarının en huzur verici çözümü, hiç umursamamaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kabul etmek gerekirse biraz rahatsız bir tip olduğumu söyleyebilirim. &amp;nbsp;Fakat çok değil. &amp;nbsp;Yıllardır "bu zırvalıklara katlanmaktansa hiç ilişki yaşamam" dediğim halde, bir gün bu tutumumun tamamen yersiz olduğunu fark ettim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Birkaç gün öncesinden randevulaştığım, internetten tanıdığım bir kızın, buluşmadan önceki gece internete geç girdiğim için "artık şansını kaybettin!" diyerek beni terslemesi beni çok şaşırtmıştı. &amp;nbsp;Sevgilim neyse de, internetten alakasız bir kızın bana trip atıp durması, son zamanlarda çok başıma gelmiştir. &amp;nbsp;Sonuç aynı: hiç umursanmamak.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh3.googleusercontent.com/-FVN9HQm-Eds/TXzV7r0kkXI/AAAAAAAAAIQ/mtERE0gs2ic/s1600/grup.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="https://lh3.googleusercontent.com/-FVN9HQm-Eds/TXzV7r0kkXI/AAAAAAAAAIQ/mtERE0gs2ic/s1600/grup.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kadınların her şeyi bir ilişki çerçevesinde yapmak istiyor olmasını anlıyorum fakat bazen, bu durum komik boyutlara ulaşabiliyor. &amp;nbsp;Geçenlerde bir arkadaşımın anlattığı ilginç bir hikaye var ki, hala şaşkınlığımı üzerimden atamadım. &amp;nbsp;Bir süredir takıldığı kız, kendisine grup seks yapmayı çok istediğini söylemiş. &amp;nbsp;Fakat, henüz yapamadan, kız kendisine "&lt;b&gt;ilişkimiz nereye gidiyor?&lt;/b&gt;" sorusunu utanmadan sormuş.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bana ne zaman böyle bir soru sorulsa, ortamı inanılmaz bir sessizlik kaplar. &amp;nbsp;Sonra da "iyi gidiyor işte" diyerek geçiştiririm. &amp;nbsp;Fakat kadınların en seks düşkününün bile, durumu bir ilişkiye çevirme çabasının olduğunu bilmek son derece ürkütücüdür. &amp;nbsp;İşin ilginç bir farklı yanı ise, erkekleri hep seks düşünmekle suçlamalarıdır. &amp;nbsp;Siz düşünmüyorsunuz, biz de düşünmesek kim düşünecek bu seksi biraz da onu düşünün.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="https://lh4.googleusercontent.com/-5cxpj98Zdq0/TXzV8w_MrPI/AAAAAAAAAIU/SHXDgC-wcI0/s1600/kediler.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="220" src="https://lh4.googleusercontent.com/-5cxpj98Zdq0/TXzV8w_MrPI/AAAAAAAAAIU/SHXDgC-wcI0/s320/kediler.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Peki, ilişki fobinizi yenip, yıllar sonra bir kızla ilişkiye başlar ve tam bir ay sonrasında bakire olduğunu öğrenirseniz ne yaparsınız? &amp;nbsp;Bana sorarsanız hemen terk edin, aksi takdirde, eğer mantıklı düşünen ve sağlıklı bir erkekseniz, bu hastalıklı ruh sizi en kısa zamanda bırakmanın yollarını arayacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Şimdi size ufak bir itirafta bulunabilirim. &amp;nbsp;Aklımın hep orada olduğu bir gerçek. &amp;nbsp;Fakat bazen yukarı doğru tırmanmaya başlıyor, ancak ellerime kadar ulaşabiliyor. &amp;nbsp;O zamanlarda da, ya gitar çalıyorum ya da yazılarımı yazıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-6404478479513845909?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/6404478479513845909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/yersiz-davranslar-ii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/6404478479513845909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/6404478479513845909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/yersiz-davranslar-ii.html' title='Yersiz Davranışlar -II-'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh3.googleusercontent.com/-cmBDQS7VYbM/TXzVt6wHlVI/AAAAAAAAAII/kKRFH9vMCvI/s72-c/yemek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-7207763567022443380</id><published>2011-04-09T02:59:00.001+03:00</published><updated>2011-04-09T02:59:22.204+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Yersiz Davranışlar -I-</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Çok istemiş olsam da, hayatım boyunca bir türlü kazandığını üstüne başına harcayan biri olamadım. &amp;nbsp;Senede sadece bir kez kot almaya gider ve beş dakikada deneyip alırım. &amp;nbsp;Zaten soyunma kabininde&amp;nbsp;ayakkabıları çıkartmak olsun, yeni kotun düğmesini açabilmek olsun, hepsi ayrı ayrı işkence gibi gelir&amp;nbsp;bana. &amp;nbsp;Kot seçerken kriterlerim de oldukça basittir. &amp;nbsp;Öncelikle ucuz olmalı, ikinci olarak da boyu&amp;nbsp;benim boyuma göre 3-4 santim uzun olmalıdır. &amp;nbsp;Aslında senede bir kot alma ihtiyacı bende zorunluluktan&amp;nbsp;doğmaktadır. &amp;nbsp;Çünkü boyu uzun olduğundan paçaları parçalanır, aşırı kaşımadan ötürü de kasık bölgesinde&amp;nbsp;genişçe bir delik oluşur. &amp;nbsp;26 yaşına girdiğim şu günlerde nasıl oluyor da, seneye biraz daha&amp;nbsp;uzayacakmışım gibi bir mantıkla kot almayı sürdürdüğümü merak ederim. &amp;nbsp;Halbuki son 10 senedir boyumun&amp;nbsp;uzamayı tamamen durdurduğunu kabullenmiş olmam gerekirdi.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Aslında boyumun uzaması için çok gayret sarf edildi zamanında. &amp;nbsp;Ailem sırf bu nedenle basketbola&amp;nbsp;göndermişti ilk ve ortaokulda. &amp;nbsp;İtiraf etmem gerekirse, sporun tüm dallarında tam bir yeteneksizdim(bu&amp;nbsp;durum hala değişmedi). &amp;nbsp;Ama ne yalan söyleyeyim, asla da kursuna gittiğim için basketçi havalarına&amp;nbsp;girmemiştim.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-1Ss4NuASVVg/TWVsJMEBRlI/AAAAAAAAAH4/Ls0dquKziSQ/s1600/funny_basketball.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-1Ss4NuASVVg/TWVsJMEBRlI/AAAAAAAAAH4/Ls0dquKziSQ/s320/funny_basketball.jpg" style="cursor: move;" width="241" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kursta, deliler gibi turnike çalıştığımız bir dönemde, okul bahçesinde bir çocukla karşılaştım. &amp;nbsp;Çocuk tam olarak, atari salonlarındaki "geçeyim mi abi?" tiplerindendi. &amp;nbsp;Özellikle ortaokul çocuğu&amp;nbsp;gibi düşünürseniz, o tiplerin nasıl da ürkütücü olabileceğini tahmin edebilirsiniz. &amp;nbsp;Biraz daha&amp;nbsp;iyi hayal edebilmeniz için şöyle bir örnek daha sunabilirim: yazı tura atmak yerine elindeki taşın&amp;nbsp;üstüne çekinmeden balgam atıp "yaş mı kuru mu?" diye sorabilecek bir tipti bu çocuk. &amp;nbsp;Yanıma geldi,&amp;nbsp;"kapışalım mı?" diye sordu. &amp;nbsp;Öncelikle biraz ürktüm fakat bu teklifi reddedersem başıma kötü şeyler gelebileceğini hissederek hemen kabul ettim. &amp;nbsp;Sonuç ortadaydı; 15 dakika yaptığımız teke tek maç boyunca&amp;nbsp;çocuğun peşinden koştum durdum. &amp;nbsp;Bırakın sayı yapmayı, topa zor dokunabildim.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Aslında burdaki en büyük mantıksızlık, çocuğu boyunun uzaması için basketbola göndermekti. &amp;nbsp;Zaten pek de faydası olmamıştı ki 170 santimi zor geçebildim. &amp;nbsp;180'in altındaki bir aileden ne kadar&amp;nbsp;uzun bir birey çıkması beklenebilir ki? &amp;nbsp;En azından bir basketçi çıkamayacağı kesindir. &amp;nbsp;Doğal akışına&amp;nbsp;bırakılsa zaten bu kadar uzardım ben. &amp;nbsp;O da çok önemli değil de esas takılmış olduğum konu, birinin&amp;nbsp;boyunun uzun olmasının neden bu kadar önemli olduğudur. &amp;nbsp;Büyüyünce perdeleri takması veya ampul&amp;nbsp;değiştirebilmesi amacıyla mı? &amp;nbsp;İnsanoğlu basketboldan önce cüce miydi?&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-3zqVe4WMObo/TWVs3-hDYYI/AAAAAAAAAH8/DbFpE4ETq4A/s1600/%25C3%25B6zel.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-3zqVe4WMObo/TWVs3-hDYYI/AAAAAAAAAH8/DbFpE4ETq4A/s320/%25C3%25B6zel.jpg" style="cursor: move;" width="203" /&gt;&lt;/a&gt;Tüm bu sorular içinde boğulmuşken mağazaya adımımı attım. &amp;nbsp;Karşımda bir yazı vardı. &amp;nbsp;&lt;b&gt;MAĞAZAMIZ&amp;nbsp;GÜVENLİK KAMERALARI İLE İZLENMEKTEDİR&lt;/b&gt;. &amp;nbsp;Bu yazı beni rahatsız etmeyi başarmıştı. &amp;nbsp;Bu rahatsızlık,&amp;nbsp;hırsızlık yapacağımdan değil, sadece etrafta o kadar kameranın bulunmasının bende bir boğulma&amp;nbsp;hissi yaratacağındandı. &amp;nbsp;Bir yerden sonra çalışanlar bile şüpheli gözlerle bakıyor gibi gelir bana&amp;nbsp;bu mağazalarda.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Yazının ardından sağıma dönüp baktığımda bir güvenlik görevlisi gördüm. &amp;nbsp;Kasıla kasıla, "buranın güvenliğinden ben sorumluyum, asla bir şey çalamazsın" der gibi bakıyordu bana. &amp;nbsp;Gördüğüm o yazıdan sonra, güvenlik görevlisinin bu derece kasılması şaşırtmıştı beni. &amp;nbsp;O enteresan özgüveni nereden geliyordu tam olarak anlayamamıştım. &amp;nbsp;Zira bir şey çalacak olsam, güvenlik kamerasına kaydedilecekti olay yani o adam tamamen göstermelik orada duruyordu bence. &amp;nbsp;Çabucak kotumu deneyip aldım ve uzaklaştım mağazadan. &amp;nbsp;Senede bir kez girmek zorunda kaldığım mağaza gözümde ne kadar iğrenç bir yerdi bir bilseniz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-7dQQ2TZBgWw/TWVtH9syPPI/AAAAAAAAAIA/Ck-ZpYbYZAg/s1600/mandrake4.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-7dQQ2TZBgWw/TWVtH9syPPI/AAAAAAAAAIA/Ck-ZpYbYZAg/s1600/mandrake4.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Evime gittim, yeni kotumu giydim, her zamanki gibi boyu uzun geldi ve yanlış bir tercih yaptığımı fark edip kendimden soğudum bir süreliğine. &amp;nbsp;Televizyonu açtım ve sihirbazlık gösterisi buldum bir kanalda. &amp;nbsp;Kilitlenip kaldım. &amp;nbsp;En son doksanlarda moda olan bu gösterilerin neden artık yapılmadığını anladım. &amp;nbsp;Gayet sıkıcı gösterilerdi.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Çocukluğumdan ufak bir kare geldi gözümün önüne. &amp;nbsp;Ortaokul zamanlarında bir arkadaşım vardı. &amp;nbsp;Evine gittiğim bir gün bana "Mandrake'nin el kitabı" veya benzeri bir kitaptan öğrendiği basit bir numarayı yapmıştı. &amp;nbsp;Etkilendim tabii ki, çocuk olmanın da vermiş olduğu bir saflıkla. &amp;nbsp;"Nasıl yaptın oğlum o numarayı?" dememe kalmadı ki, buna bir kasılma geldi. &amp;nbsp;Deminki saf çocuk gitti yerine bir David Copperfield geldi sanki. &amp;nbsp;Küçümser bir bakışla süzdü beni öncelikle ve ardından "söyleyemem, sır!" dedi. &amp;nbsp;İşin en rahatsız edici yanı ise bunu size bir ortaokul çocuğunun söylüyor olmasıdır. &amp;nbsp;&lt;i&gt;Bir numara öğrenerek Mandrake olamazsınız fakat Mandrake kasılması o saniyeden sonra serbesttir.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Televizyonun karşısında oturmuş huzuru ararken içim irkilmişti tekrar. &amp;nbsp;Bunları unutmam lazım diyerek yerimden kalktım mutfağa kahve yapmaya gittim. &amp;nbsp;Paçalarım yere sürtüyordu. &amp;nbsp;"Basket kursuna mı gitsem acaba" diye geçirdim bir an içimden.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-7207763567022443380?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/7207763567022443380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/yersiz-davranslar-i.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/7207763567022443380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/7207763567022443380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/yersiz-davranslar-i.html' title='Yersiz Davranışlar -I-'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-1Ss4NuASVVg/TWVsJMEBRlI/AAAAAAAAAH4/Ls0dquKziSQ/s72-c/funny_basketball.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-6875274285583085208</id><published>2011-04-09T02:58:00.001+03:00</published><updated>2011-04-09T02:58:30.461+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Asansör</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Saat henüz sabahın altısı. &amp;nbsp;Altıncı katta yaşayan Mustafa Bey çağırıyor. &amp;nbsp;Adamın işi zor tabii. &amp;nbsp;Her sabah işine yetişebilmek için erkenden kalkıyor. &amp;nbsp;Henüz üçüncü kattayım. &amp;nbsp;İçeride pis bir koku var. &amp;nbsp;Gecenin dördünde, sekizinci kattaki gençlerden Hakan gelmişti. &amp;nbsp;Baya bir alkol almıştı, yürüyecek hali yoktu. &amp;nbsp;Haftanın 3-4 gecesi böyle gelirdi apartmana. &amp;nbsp;Bildiğim kadarıyla iki arkadaşıyla birlikte yaşıyordu. &amp;nbsp;Apartman sakinleri ne zaman burada karşılaşsalar onlardan konuşup, buranın bir aile apartmanı olmasından söz ediyorlardı. &amp;nbsp;Belli ki aile apartmanında genç olmak zor bir işti. &amp;nbsp;Çünkü, konuşulanlara bakılırsa apartman sakinleri,&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;neredeyse gecenin bir yarısı gençlerin kapısına, ellerinde mızraklarla dayanıp, kurban edeceklerdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Körkütük sarhoş olan Hakan, gece kapımı açıp içeri girdiğinde, 8 tuşunu bulmakta zorlanmıştı ve üzerinden çok geçmeden, daha ikinci kattayken her yere kusmuştu. &amp;nbsp;Kendi katına vardığında ise, suçu üstünden atabilmek için beni 3. kata geri gönderdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TRSOcndYFQI/AAAAAAAAAHg/8VcnHi97rzg/s1600/asans%25C3%25B6r1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TRSOcndYFQI/AAAAAAAAAHg/8VcnHi97rzg/s320/asans%25C3%25B6r1.jpg" style="cursor: move;" width="266" /&gt;&lt;/a&gt;İki s&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;a&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;attir hareket etmiyordum. &amp;nbsp;Paslanmış gibiydim. &amp;nbsp;Sabahın altısında Mustafa Bey'in çağırması bütün rahatımı kaçırmıştı. &amp;nbsp;"Bir kere de altı katı aşağı yürümeyi denesene be adam!" dedim kendi kendime. &amp;nbsp;Ağır aksak hareket etmeye başladım yukarı doğru. &amp;nbsp;Altıncı kata vardığımda ise, Mustafa Bey kapımı açtığı anda önce afalladı -henüz uyku sersemiydi- ardından tiksinir bir bakış atarak kapımı kapattı ve aşağı hızlıca yürüdü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Üzerinden henüz yarım saat geçmemişti ki, zemin kata doğru bir yolculuk yaptım. &amp;nbsp;Kapıcı içerisini iyice temizledi, belli ki Mustafa Bey uyarmıştı. &amp;nbsp;Kusmuk kokusundan kurtulduğum için ben de mutluydum tabii.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kırklı yaşlarda bir ev hanımı olan Fatma Hanım çağırdı sabah saat 10 sularında. &amp;nbsp;İşin rahatsız edici tarafı ise birinci kata çağrılmış olmamdı. &amp;nbsp;Yürümekte zorlanılan, en uzun mesafeleri aşabilmek için üretilen beni yormak, onun ne haddineydi. &amp;nbsp;Elimde olsa, onu aşağı indirirken arıza yapabilmek için her şeyi yapardım. &amp;nbsp;Maalesef böyle bir şey yaşanmadı. &amp;nbsp;Rahatlıkla bir kat inip yoluna devam etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Saat 1 olmuştu bile. &amp;nbsp;Apartmanın içinde, posta kutularının başında, yetmişli yaşlardaki Hayriye Hanım duruyordu. &amp;nbsp;Faturalarına bakmak için durmuş fakat gözleri pek de iyi görmediğinden iş uzadıkça uzamıştı. &amp;nbsp;Tam o sıralarda sıkılgan ve gergin yapısıyla beni bile yormayı başaran, yirmili yaşlardaki Erkin apartmanın kapısından girmek üzereydi.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Faturaların başındaki Hayriye'yi fark eden genç, apartmana girmeyi geciktirebilmek için oyalandıkça oyalanıyordu. &amp;nbsp;Hızlıca apartmana girmiş olsa, sadece bir selam verip geçebilecekken, işi o kadar uzatmıştı ki, sonunda yakalandı. &amp;nbsp;Bu gencin çoğu seferinde, sırf asansörde komşularla başbaşa kalmamak için beş kat yukarı yürüdüğünü bilirim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TRSOkPFVkxI/AAAAAAAAAHk/3HOdkSUYuOs/s1600/asans%25C3%25B6r3.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TRSOkPFVkxI/AAAAAAAAAHk/3HOdkSUYuOs/s1600/asans%25C3%25B6r3.JPG" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;Yakalandığı anda, anahtarını bulmaya çalışıyormuş gibi yaptı. &amp;nbsp;Aslında eli cebinin içinde, anahtarıyla oynayıp duruyordu son beş dakikadır. &amp;nbsp;İçeri girdi, kapıda bekleyip "asansöre binecek misiniz?" diye sordu. &amp;nbsp;Hemen ardından Hayriye ile yukarı çıkmaya başladılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Aralarında bir diyalog olmamıştı. &amp;nbsp;Fakat, genç beşinci kata çıkana kadar delirdikçe delirdi. &amp;nbsp;Katları sayıp duruyordu. &amp;nbsp;Beşinci kat gelmek bilmiyordu. &amp;nbsp;Sanki gökdelenin asansöründe gibiydi. &amp;nbsp;Bir an boğulacak gibi oldu. &amp;nbsp;O içerdeyken ben de hızlanabilmeyi diliyordum. &amp;nbsp;Bu kadar gerginlik bana bile arıza yaptırabilirdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TRSRi0yIX8I/AAAAAAAAAHs/4n0LxYnsjh8/s1600/asans%25C3%25B6r2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TRSRi0yIX8I/AAAAAAAAAHs/4n0LxYnsjh8/s320/asans%25C3%25B6r2.jpg" style="cursor: move;" width="231" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Saat 3 olmuştu ki sekizinci kattaki gençlerden Cenk çağırdı. &amp;nbsp;Yanında bir kızla bindi ve eve doğru çıktılar. &amp;nbsp;Henüz ikinci kattayken Cenk kıza doğru bir hamle yaptı. Belli ki çocuğun asansör fantezisi var ya da gereğinden fazla abaza diye düşündüm. &amp;nbsp;Kız itekledi, "burda olmaz" dedi. &amp;nbsp;Zaten yarım dakikada olabilmesi imkansızdı. &amp;nbsp;Fakat kızın, içersini sevişmeye uygun görmemesi ayrıca üzücü bir ayrıntıydı. &amp;nbsp;Üzerinden yarım saat geçmemişti ki, kız daireden sinirli bir şekilde çıkıp aşağı indi. Cenk'in erken boşalma sorunu olduğu şüphesiz bir gerçekti artık.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;İşte Rıfat Bey de çağırdı sonunda dokuzuncu kattan. &amp;nbsp;Bu adamın en büyük özelliği apartmandaki bütün dairelerin sahibi olması ve asansörde sigara içmesiydi. &amp;nbsp;Rıfat Bey tam bir kahvehane adamı. &amp;nbsp;Öğlen üçe kadar uyur, leş gibi sigara kokar ve ne zaman görsem sinirlidir. &amp;nbsp;İçeri girdi, bir sigara yaktı, kiracılarından birini aradı fakat telefon içerde çekmediği için birkaç küfür edip telefonu kapadı. &amp;nbsp;Herhangi bir iş yapmadığından eminim. &amp;nbsp;Şu haliyle benden daha işlevsiz göründüğü kesin zaten.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Saat 6 gibi Erkin çağırdı tekrar. &amp;nbsp;Kapıyı açık tuttu bir süre ve ceplerini kontrol etti. &amp;nbsp;Tam bir eksiği olmadığına karar vermişti ki, bir üst kattan yaşlı komşusu söylene söylene indi. &amp;nbsp;İçeri birlikte girdiler. &amp;nbsp;Yaşlı adam, evden çıkan gürültüyü dile getirip duruyor, Erkin ise yalnızca kafasını sallamakla yetiniyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Derken bir sorun oldu. &amp;nbsp;Ne olduğunu anlayamadım. &amp;nbsp;İkinci ve üçüncü kat arasında bir yerde hareket edemez oldum. &amp;nbsp;Belli ki içerdeki gerilimden etkilenmiştim. &amp;nbsp;Yaşlı adam kalpten gidecekti neredeyse korkusundan. &amp;nbsp;Erkin ise alarm tuşuna bastı durdu. &amp;nbsp;Bir süre sonra kapıcı gelip ikisini de kurtardı.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TRSRhvJ9YjI/AAAAAAAAAHo/j-TjVRKXY2c/s1600/asans%25C3%25B6r4.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="222" src="http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TRSRhvJ9YjI/AAAAAAAAAHo/j-TjVRKXY2c/s320/asans%25C3%25B6r4.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kapıma arızalı diye bir kağıt astılar. &amp;nbsp;Gün boyunca hiç kimse yanaşamadı korkusundan. &amp;nbsp;Herkes küfürler etti bana. &amp;nbsp;Özellikle en üst katta oturan Rıfat Bay kafayı yedi. &amp;nbsp;Değiştirilecekmişim galiba. &amp;nbsp;Gece saat 2 civarı Hakan geldi. &amp;nbsp;Gene kafası güzeldi. &amp;nbsp;Üzerimdeki yazıyı zorlukla okudu. &amp;nbsp;Yine de beni çalıştırmayı denedi fakat başarısız oldu. &amp;nbsp;Yukarı yürümeye başladı. &amp;nbsp;Üçüncü kata geldiğinde kustu, rahatladı. &amp;nbsp;Üçüncü kattakilerle bir problemi olduğundan emindim artık.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;i&gt;Önemli Not: &amp;nbsp;Bu yazıyı yarıladığım sırada bir arkadaşıma bahsettim konusundan. &amp;nbsp;Aynı fikirle Çok Güzel Hareketlerde bir skeç yapıldığını söyledi. &amp;nbsp;Yazımdan soğudum bir süre. &amp;nbsp;4-5 gün dokunamadım. &amp;nbsp;Sonrasında yayınlamaya karar verdim ve yazım bitene kadar skeci izlemedim etkilenmemek için. &amp;nbsp;Neyse nette aradım skeci de bulamadım bulan biri bana link verirse mutlu da olurum.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-6875274285583085208?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/6875274285583085208/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/asansor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/6875274285583085208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/6875274285583085208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/asansor.html' title='Asansör'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TRSOcndYFQI/AAAAAAAAAHg/8VcnHi97rzg/s72-c/asans%25C3%25B6r1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-3092690824791477626</id><published>2011-04-09T02:57:00.003+03:00</published><updated>2011-04-09T02:57:47.090+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Afrika sıcakları</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9_PAWI9I/AAAAAAAAAHc/5JdaTYxJ9eE/s1600/Yaz-G%25C3%25BCne%25C5%259Fi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9_PAWI9I/AAAAAAAAAHc/5JdaTYxJ9eE/s320/Yaz-G%25C3%25BCne%25C5%259Fi.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Sıcak bir yaz sabahıydı. &amp;nbsp;Sıcak dediysem, aklınıza öyle ortalama bir sıcaklık gelmesin. &amp;nbsp;Televizyonda söylendiğine göre, son bin yılın en sıcak günü yaşanıyormuş. &amp;nbsp;Hatta o kadar sıcakmış ki, Afrikalı kabilelerden ödünç almışız güneşi adeta.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Yatağımda dönüp durup, daha serin bir noktasını yakalamaya çalışırken fark ettim ki, bütün bu çabam yersizdi. &amp;nbsp;Çarşaf buruşmuş, üstüme yapışmış, yastığım ise terden sırılsıklam olmuştu. &amp;nbsp;Uykum olmasına rağmen sıcağa dayanamayıp kendimi yataktan dışarı attım. &amp;nbsp;"Acilen buz gibi bir duş almalıyım" derken, midemin kazındığını fark ettim. &amp;nbsp;"Önce kahvaltımı edeyim sonra banyoya giderim" diyerek mutfağa girdim. &amp;nbsp;Uzunca bir süredir evde yalnız olduğum için tezgah rezil bir durumdaydı.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.incicaps.com/resimler/krep.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://www.incicaps.com/resimler/krep.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Buzdolabını açıp ne yiyebilirim diye şöyle bir göz gezdirdim. &amp;nbsp;Bütün malzemeleri iyice inceledikten sonra krep yapmanın uygun olacağını düşündüm. &amp;nbsp;Tezgahta kendime sadece çalışabileceğim kadar bir yer açtıktan sonra, krebin hamurunu hazırladım. &amp;nbsp;Bütün bu işlem yarım saatimi almıştı. &amp;nbsp;Artık açlıktan ölmek üzereydim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Krep yapmamdaki esas amaç, bakkala gidip ekmek almamaktı. &amp;nbsp;Aslına bakarsanız başka bir amacım daha vardı; "krebe takla attırmak". &amp;nbsp;Krebin attığı bu takla, bir oyunmuş gibi görünmekle beraber, sanki büyük bir aşçıymışım gibi düşünmeme de yol açıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Yüklü bir miktarda krep yedikten sonra, doyduğumu hissettim ve çoktandır banyo fikrinden uzaklaşmış olduğumu fark ettim. &amp;nbsp;Bana bir üşengeçlik gelmiş, hava bunaltıcılığından kurtulmuş gibiydi.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Yemeği hazırladığım sırada banyoya uğrayıp, dişlerime göz attım. &amp;nbsp;Acınası bir haldeydi ve yemekten sonra mutlaka fırçalamam gerektiğine karar verdim. &amp;nbsp;Tabii ki yemekten sonra bir sigara içmeye, sonrasında da kendime bir frappe hazırlayıp onun yanında tekrar sigara içmeye yeltenince, fırçalama fikrinden gitgide soğumuştum.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bir arkadaşıma sözüm olduğu için evden çıkmam gerekiyordu. &amp;nbsp;Hemen hazırlandım, ayakkabımı giymek üzereydim ki, çekeceği bir türlü bulamadım. &amp;nbsp;Evin içinde sürekli yeri değişen bu çekecek, sadece misafirlere uzatacağım zamanlarda ortaya çıkıyordu. &amp;nbsp;Baş parmağımın yardımıyla ayakkabımı giyerken parmağımın ezilmesi, çekeceğe ettiğim küfür sayısını arttırmaya yetiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9bCzq99I/AAAAAAAAAHM/3KkYUEYn09c/s1600/minib%25C3%25BCs1.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9bCzq99I/AAAAAAAAAHM/3KkYUEYn09c/s1600/minib%25C3%25BCs1.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Normalde trenle 20 dakikada gidebileceğim bir mesafe için, 50 dakikalık bir minibüsü kullanmayı tercih ettim. Çünkü trenlerde üst tarafta bulunan pencerelerin açılması beni yeterince serinletmiyordu. &amp;nbsp;Bir minibüsün orta tarafında, tam da açılabilen bir pencerenin kenarına oturdum (bilirsiniz ki bu pencerelerin kimisi asla açılamaz). Kısa bir zamanda minibüs tamamen dolmuş, para uzatma seansı başlamıştı. &amp;nbsp;Sürekli olarak arkadan birilerinin uzatmış olmasına karşın, ben hala harekete geçememiştim. &amp;nbsp;Şoför ise ısrarla: "Ücretini uzatamayan, parasının üzerini alamayan var mı?" diye beni kastederek soruyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Önümdeki adamın üst üste 7-8 kere para uzatmış olması onunla birlikte beni de germişti. &amp;nbsp;Sanki son olarak ben uzatsam, bana çatacakmış gibi geliyordu. &amp;nbsp;"Acaba gururlu bir insan gibi kalkıp kendim mi uzatsam?" şeklinde düşünürken, ayakta duran insanlara şöyle bir göz attım ve "yerime göz kulak olun lütfen" diyemeyeceğimi fark ederek, önümdeki adama 2 lira uzatmayı başardım. &amp;nbsp;Yapacağım yolculuğun bedeli 1 lira 70 kuruş olduğu için, para üstü olarak alacağım 30 kuruşu düşünmeye başladım. &amp;nbsp;Evden çıkarken yaptığım hesaba göre, alacağım sigaranın parası tam gelecekti bu 30 kuruş sayesinde. &amp;nbsp;"Benim 30 kuruşum vardı" diye şoföre seslenmek ayıp bir şeymiş gibi geldi birden ve sessizliğimi korudum. &amp;nbsp;2 dakika geçmeden para üstüm gelmiş ve huzuru yakalayabilmiştim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9iQc-Y1I/AAAAAAAAAHQ/ZkjQbEaWuvo/s1600/soba.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9iQc-Y1I/AAAAAAAAAHQ/ZkjQbEaWuvo/s320/soba.jpg" style="cursor: move;" width="258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Tam o sırada minibüse başörtülü yaşlı bir kadın bindi. &amp;nbsp;Sol tarafımdan tatlı bir rüzgar eserken, bu keyifli yolculuğun tadını kaçırabilecek en büyük tehlike, minibüse adımını atmıştı bile. &amp;nbsp;Özellikle göz teması kurmamaya çalıştığım bu kadın, sanki beynimin içine: "kalk, bana yer ver!" şeklinde sinyaller göndermekteydi. Arka tarafa doğru ayakta duran bu kadın, kendisini hiç görmememe rağmen, beni rahatsız etmeyi başarıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kimi zaman da bazı gençler olur ki bu minibüslerde, yaşlı kadınların gözünde yükselebilmek için, sizi rahatsız ederler. &amp;nbsp;"Arkadaşım, kalkar mısın ordan? Teyze otursun". &amp;nbsp;Bu kişiler evlerine vardıklarında, belki de gece olduğunda , yataklarında uyumalarına beş dakika kala, "bugün bir teyzeyi daha rahat ettirebildim" diyerek başarılarının rehavetiyle hemen uykuya dalıverdiklerini düşünmekten kendimi alamıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Neyse ki minibüste o gençten hiç yoktu. &amp;nbsp;Bunları düşünmemeliyim diye içimden geçirip, sıcak havada yüzüme sertçe vuran rüzgarın tadını çıkartırken, o tatsız an geldi çattı. &amp;nbsp;&lt;b&gt;"Evladım camı kapatabilir misin? Hasta olacağız". &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Tam olarak da o anda benim huzurum kaçmıştı. &amp;nbsp;Ricada bulunan kişi, malum yaşlı kadındı. &amp;nbsp;Fakat bu bir ricadan çok bir emirdi. &amp;nbsp;Kendimi camı kapatmak zorunda hissettim birden. &amp;nbsp;Yolculuğumun bundan sonraki kısmı, o kaçıp durduğum tren yolculuğundan daha da korkunç bir hale gelmişti.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;Peki neydi tam olarak, yaşlı başörtülü bir kadının bulunması gereken ideal oda sıcaklığı?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Çünkü çoğu zaman da şahit olmuşumdur ki, kışın kaloriferleri sonuna kadar açık, sıcacık bir tren yolculuğunda "evladım camı açar mısın? çok sıcak oldu burası" da diyebilmektedirler.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bu kadınların çok önemli bir başka özelliği de hızlıca yer kapabilmeleridir. &amp;nbsp;Minibüs yolculuğumuz devam ederken, en önde oturan gencin ineceğini söylemesiyle beraber, yarım saattir arkada ayakta duran ve yorgun tavırlarıyla, yürüyebilmesinin dahi olanaksız olduğuna bizi inandırabilmiş olan kadının, ön koltuğa bir anda nasıl olduysa, adeta ışınlanabildiğine şahit oldum.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;i&gt;Zaten minibüs ve otobüslerde koltuklar, başörtülü yaşlılar ve türbanlı gençlere rezerve edilmiş gibidir. &amp;nbsp;Bizler onlardan zaman zaman ödünç alırız o yerleri.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Yaşlı kadının emrinden sonra, hiç kimsenin cesareti yetmemişti camları tekrar açabilmeye. &amp;nbsp;Ter içinde kalmış ve ayakta duranlarla göz teması kurmamak için kendimi cep telefonumda oyun oynamaya vermiştim. &amp;nbsp;O sırada yanımda oturan, temiz yüzlü, otuzlu yaşlarda bir adam, acil bir görüşme yapması gerektiğini ve kartını telefonuma takıp takamayacağını sordu. &amp;nbsp;Kafamdan bin bir türlü kötülük geçti bir anda ve kendi içimde panikledim. &amp;nbsp;"Bu telefon bozuk ki!" şeklinde saçma bir yalan söyledim. &amp;nbsp;Adam "peki" dedi bir daha benimle konuşmadı. &amp;nbsp;Fakat üzerinden beş dakika geçmeden telefonum çaldı ve yalanımı sürdürmek zorunda kaldım. &amp;nbsp;"Efendim? Sesiniz gelmiyor. &amp;nbsp;Mesaj atın lütfen" diyerek kapattım.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Sonunda ineceğim yere ulaşmış ve minibüsten inmiştim. &amp;nbsp;Sigaram bittiği için bir bakkala girdim ve cebimdeki bütün bozuklukları çıkarttım. &amp;nbsp;Fakat ne kadar sayarsam sayayım 30 kuruşumun eksik olduğunu fark ettim. &amp;nbsp;Sonunda 30 kuruşumu bulmaktan vazgeçip, bütün para vermek zorunda kaldım. &amp;nbsp;Bakkalın soğuk bakışları üzerime yönelmiş, yüzünü sinirli bir ifade kaplamıştı. &amp;nbsp;&lt;b&gt;"Bozuk yok muydu?"&amp;nbsp;&lt;/b&gt;diye sorunca bir anda mahzunlaştım, başımı öne eğerek, olmadığını söyledim. &amp;nbsp;Tek isteğim, bir paket sigaraya sahip olabilmekti fakat bütün parayla gezmenin suçluluk duygusu beni içten içten bitiriyor ve bir bakkal tarafından yüzüme vuruluyordu.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9rgqHbBI/AAAAAAAAAHU/5TGX8JJUM90/s1600/bakkal2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9rgqHbBI/AAAAAAAAAHU/5TGX8JJUM90/s320/bakkal2.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;İşte tam olarak da böyle durumlarda, o güne kadar yapmış olduğunuz tahsilin veya bir şirkette önemli bir pozisyonda çalışıyor olmanızın hiçbir önemi kalmadığını görürsünüz. &amp;nbsp;Çünkü o anda bakkalın topraklarındasınızdır ve oranın efendisi O'dur. &amp;nbsp;Karşısında küçüldükçe küçülür, öyle bir ezilirsiniz ki, dükkana girmiş bir dilenciden farkınız yoktur o anda onun gözünde.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9zmk6_YI/AAAAAAAAAHY/l3XTyhy_SVM/s1600/serseri.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="236" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9zmk6_YI/AAAAAAAAAHY/l3XTyhy_SVM/s320/serseri.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Gece olduğunda evime geri dönmek için minibüsün birine bindim. &amp;nbsp;Bu seferki bomboştu ve biraz ilerledikten sonra, sadece zevk olsun diye beni dövebilecek üç genç binmişti. &amp;nbsp;Beni inanılmaz bir paranoya kaplamıştı. &amp;nbsp;Sanki ineceğim yerde benimle birlikte inecekler ve cebimde ne varsa alacaklardı. &amp;nbsp;Bu korkum, cebimde çok da değerli bir şey taşıdığımdan değil, daha çok, alış tarzlarının biraz sert olabileceğinden kaynaklanmaktaydı. &amp;nbsp;Neyse ki zaman geçip evime yakın bir yerde indiğimde, onların hiç de umurlarında olmadığımı fark ettim. &amp;nbsp;Aslında biraz da gücenmiştim. &amp;nbsp;&lt;b&gt;"Gasp edilmeye değer görünmeyecek kadar fakir mi görünüyorum? İnsan bari birazcık döver"&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;diye geçirdim içimden.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Sonunda evime vardım. &amp;nbsp;Oldukça zorlu bir gündü. &amp;nbsp;Televizyonda haberlerin tekrarları vardı o saatte. &amp;nbsp;Aşırı sıcaktan, minibüste fenalık geçiren bir genç kızdan bahsediliyordu. &amp;nbsp;Televizyonu kapadım, arkama yaslandım, bir sigara yaktım. &amp;nbsp;&lt;i&gt;"Sebebim olacaksın teyze!"&amp;nbsp;&lt;/i&gt;diye konuştum kendi kendime.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-3092690824791477626?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/3092690824791477626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/afrika-scaklar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/3092690824791477626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/3092690824791477626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/afrika-scaklar.html' title='Afrika sıcakları'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TQa9_PAWI9I/AAAAAAAAAHc/5JdaTYxJ9eE/s72-c/Yaz-G%25C3%25BCne%25C5%259Fi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-905210750148089291</id><published>2011-04-09T02:56:00.002+03:00</published><updated>2011-04-09T02:56:36.697+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Sokak müziği</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bugün alarmımı kurup kendimi zorlayarak çok erken bir saatte kalktım. &amp;nbsp;Sabahın saat 11'inde kalkmak belki de dünyanın en zor işiydi. &amp;nbsp;Tek niyetim havanın havanın çok erken karardığı şu &amp;nbsp;iğrenç kış günlerinde, henüz aydınlıkken, bundan faydalanıp kitabımı okuyup bir ya da iki yazıyı kağıda dökebilmekti.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TP-8cpBMVtI/AAAAAAAAAGw/bE01Lndftkc/s1600/i%25C5%259F+adam%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TP-8cpBMVtI/AAAAAAAAAGw/bE01Lndftkc/s1600/i%25C5%259F+adam%25C4%25B1.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;Biliyorum ki saat 11'i erken olarak nitelendirmem, işinde gücünde olan pek çok okuyucunun bana içinden küfürler sıralamasına neden olmuştur. &amp;nbsp;Ama mantıklı düşünülürse, böyle bir kızgınlık anlamsızdı çünkü ben de kimsenin benden yüksek miktarlar kazanmasına bozulmuyordum.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Müzikten yüksek paralar kazanmak benim gözümde oldukça zor bir iştir. &amp;nbsp;İlk başladığım günden itibaren bunu bilmeme rağmen kesinlikle başka bir iş yapabileceğimi düşünemedim bile.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kimilerine göre ise, bu oldukça basit bir şeydir. &amp;nbsp;Gerçekten de bu şekilde düşünüp, bu işten ciddi miktarlar kazanan insanlar görmüş olsam da, ortada bir müzik göremediğimi söylemeden geçemeyeceğim. &amp;nbsp;Bunların içinde öyleleri de vardır ki, benim birikimimin çeyreğine sahip olmayıp, kendilerini her fırsatta, ülkenin sahip olabileceği en büyük nimetlerden biri olarak gösterebilme cüretkarlığını sergileyebilmektedirler.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Aslında onlara kızmak da oldukça yersiz bir davranıştır. Çünkü beğeni çıtası oldukça düşük bir kitleye sunulan ürünün yüksek nitelikli olması anlamsız bir çabanın sonucudur. &amp;nbsp;Hatta niteliği arttırma çabası kitle kaybına neden olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Yıllar önce çok yakın bir arkadaşım, kızlarla konuşurken aklına ilk gelen şeyleri söylediğini, özellikle iyi espriler yapmadığını belirtmişti. &amp;nbsp;Nedenini sorduğumda ise "zaten ne desem gülüyorlar" demişti. &amp;nbsp;Aslında bu çok mantıklı bir açıklamaydı. &amp;nbsp;Bana kalırsa mükemmel olma çabasındaki insanlar yavaş yavaş yalnızlaşmaya mahkum kalırlar. &amp;nbsp;Aynı durum müzikte de geçerlidir. &amp;nbsp;Nitelik arttıkça kitle küçülür.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TP--kDzlbAI/AAAAAAAAAG0/nMIIUfGnMOc/s1600/fazilsay.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TP--kDzlbAI/AAAAAAAAAG0/nMIIUfGnMOc/s1600/fazilsay.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda Fazıl Say, arabesk müziğe laf attığı için çoğunluk tarafından dışlanmıştı. &amp;nbsp;Beni de bir merak sardı "acaba twitterda halktan kişiler ne yazmış bu konuda" diye. &amp;nbsp;Yaptığım aramada gördüğüm bir sonuç gerçekten çok üzücüydü.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;"Fazıl Say bize klasik müziği sevdirememiş. &amp;nbsp;Karşımıza çello çalan, mini etekli bir genç kız koy bak nasıl seviyoruz."&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Sanırım bu yorumdan sonra Say'ın haklılığı üzerine daha çok konuşmama gerek kalmamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Öte yandan, ne zaman bir arkadaşımla metrodan geçiyor olsak, bir müzik sesi gelir. &amp;nbsp;Arkadaşımın beni dürtüp "ne güzel çalıyor" demesine karşılık kendimi tamamen o konunun dışında tutup"evet, evet güzelmiş" yalandan onaylarım. &amp;nbsp;Aslında tamamen bilinçsiz bir şekilde, onu susturabilmek için söylerim bu sözleri. &amp;nbsp;Çünkü aklım tamamen başka bir konuya takılmış durumdadır. &amp;nbsp;Müziğin kaynağına geldiğimde ise amacına ulaşmış bir insan olarak, case'in içinde ne kadar bozuk para olduğunu incelerim. &amp;nbsp;Asla içine beş kuruş dahi atmadığım bu caselerin içinde ne kadar bozukluk olduğunu incelemek benim için bir hastalık haline gelmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TP-_XlljowI/AAAAAAAAAG4/WDBjtVdP5r4/s1600/akordeon.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TP-_XlljowI/AAAAAAAAAG4/WDBjtVdP5r4/s320/akordeon.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Sokakta dinlemekten en keyif aldığım enstruman ise akordeondur. &amp;nbsp;Fakat sanki bu akordeonculara enstrumanı satın aldıkları anda standart bir vals öğretilmektedir. &amp;nbsp;İsmini bilmediğim valsi kesinlikle hepsi çalmaktadır. &amp;nbsp;Bir de hiç vazgeçmeden çalmaya çalıştıkları&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=eiEq4Q7nsX4"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;El Choclo&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;vardır ki, ilk 8 ölçüsünden fazlasını çalabilene cebimdeki bütün parayı vermeye hazırım.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bir &amp;nbsp;sokak müziği türü de vardır ki, onu "taciz" olarak nitelendirmek hiç de yersiz değildir. &amp;nbsp;Eski evimin tam köşesinde körler derneğinden gelip org çalarlardı. &amp;nbsp;Öğlenin en güzel saatlerinde, gitar çalışmamın en tatlı noktasındayken, köşemize kurulup arabesk-fantazi müziğin en saygın eserleriyle rahatsız etmeye başlarlardı. &amp;nbsp;Öylesine yüksek bir ses çıkardı ki o küçücük amfilerinden, &amp;nbsp;evimin içi İnönü Stadına dönüşürdü bir anda. &amp;nbsp;Yarım saat boyunca çalışabilmek bir kenara dursun, evin içinde ne yapacağımı bilemeden, mal gibi gezinip dururdum.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Sokak müzisyenliği bir yana da, sokak pandomimi nedir lütfen biri bana söylesin. &amp;nbsp;Bahariye Caddesinde pandomim yapan bir genç var ki henüz tam olarak ne yaptığını çözemedim kendisinin. &amp;nbsp;Eleştirmek için yeterli altyapım olmadığı için susmayı tercih ediyorum. &amp;nbsp;Nedense her gördüğümde de etrafını bir çember oluşturmuş oluyor. &amp;nbsp;Bir gün dayanamayıp, arkadan yanaşıp ensesine bir tane vurarak "senin olayın nedir?" diyesim geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Sizce, anlık bir cesaretle sokağa fırlayıp yeteneğimizi sergilemek mi yoksa hiç&amp;nbsp;&lt;b&gt;sokağa düşmemek&lt;/b&gt;&amp;nbsp;mi gerekir?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;i&gt;Bu arada geçenlerde Şükran Moral isimli bir sanatçımız, sergide 150 kişinin önünde sanat etmek niyetiyle, bir hanımefendiyle sevişmiş. &amp;nbsp;Bu haber benim çok hoşuma gitti. Yalnız anlayamadım; Sanatseverliğimden mi yoksa sapıklığımdan mı?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-905210750148089291?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/905210750148089291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/sokak-muzigi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/905210750148089291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/905210750148089291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/sokak-muzigi.html' title='Sokak müziği'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TP-8cpBMVtI/AAAAAAAAAGw/bE01Lndftkc/s72-c/i%25C5%259F+adam%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-6260316911487913802</id><published>2011-04-09T02:55:00.002+03:00</published><updated>2011-04-09T02:55:19.536+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Arka sıradakiler</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Ben ortaokuldayken hiç anlamlandıramadığım olaylar gerçekleşirdi etrafımda. &amp;nbsp;Sınıf arkadaşlarım her teneffüste bir araya gelip tezahürat etmeye bayılırlardı. &amp;nbsp;Arda kalan zamanlarda ise birbirlerinin götüne şaka mahiyetinde parmak atarak eğlenen bu küçük ergenler, hiç sıkılmadan ve kendilerini sorgulamadan yıllarını geçirmiş, hatta zaman zaman beni "tuhaf olan ben miyim acaba?" diye kendimle yüzleşmeye itmişlerdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOmxesm4vHI/AAAAAAAAAGY/VSVW1plvk9Q/s1600/liseli+erkek.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOmxesm4vHI/AAAAAAAAAGY/VSVW1plvk9Q/s1600/liseli+erkek.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Ben tüm bunları düşünedururken zaman geçmiş ve liseye gelmiştim. &amp;nbsp;Büyük bir ümitle, geçtiğimiz üç senenin mantıksızlığının kırılma noktası olduğunu hayal ederek gittiğim lisede ise gördüğüm tablo adeta kendi mantıksızlığını yüzüme vurur gibiydi. &amp;nbsp;Çünkü hiç kimse üç aylık bir yaz tatili sonucunda karakterinde devrimsel değişiklikler yaşayamazdı.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Tezahüratlar artık şekil değiştirmiş belli bir takımdan çok kendi arkadaşlarına veya hocalarına yöneltilmiş bir hale gelmişti. &amp;nbsp;Metrekare üzerine düşen pandik sayısı ve sivilcelerde ciddi bir artış gözlemlemiştim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bizim sınıfta göremediğim (belki de dikkatlice incelemediğim için) fakat bir efsane haline gelmiş bir öğrenci tipi vardır ki düşüncesi bile korkunçtur.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;Arka sırada otuzbir çeken çocuk&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Tahminimce bu çocuk oldukça çirkin ve ezik bir tip olmalıydı. &amp;nbsp;Yine de sanmıyorum ki işini görürken etraftaki arkadaşlarını "bakın ne yapıyorum" diyerek uyarsın. &amp;nbsp;Belki de her ne kadar pislik bir tip olursa olsun, diğer erkeklere şaka yollu pandik atan arkadaşlarından daha mantıklı bir iş yapıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Masturbasyon sivilce yapmaz,&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Sivilce masturbasyon yaptırır.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOmvZESiCnI/AAAAAAAAAGM/TuaI6S-bgKk/s1600/masturbation+thumbnail.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="259" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOmvZESiCnI/AAAAAAAAAGM/TuaI6S-bgKk/s320/masturbation+thumbnail.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Ekranlarımızın içinde adeta birer virüs gibi dolaşan, belki de "Hababam Sınıfı" bir zirve noktasıyken bırakılması gereken lise dizileri çevrilip duruyor. &amp;nbsp;Bu dizilerde pandikçileri veya otuzbircileri görmeniz mümkün değildir. &amp;nbsp;Senaristlerin bana göre en iyi ve en sinir bozucu kaçış taktiği olan "şarkılı türkülü" bölümler için lise dizilerinde tezahürat sahneleri birebirdir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Amerikan lise filmlerine baktığımızda hep benzer bir konu işlenmektedir. &amp;nbsp;Bağırıp çağıran gençler yerine bir ezik tayfa bir de Amerikan futbol takımı popüler gençler vardır. &amp;nbsp;Ponponluk mücadelesindeki kızların ise en hevesli olduğu şey bu futbolcu gençlere vermektir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kemal Sunal'ın "Ortadirek Şaban" diye bir filmi vardı. &amp;nbsp;Nasıl oluyorsa atletizm, futbol, basketbol ve bilumum&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;spor dallarında başarılı olan "Erkan" isminde bir adam Kemal Sunal'ın rakibi rolündeydi. &amp;nbsp;Şimdi diyorum ki biz bu Erkan'ı alalım Türk lisesine yerleştirelim bizim kızlarımız onun yüzüne sıçıyor mu?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOmv0u5lzPI/AAAAAAAAAGQ/laRq8DlDPoM/s1600/peder.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOmv0u5lzPI/AAAAAAAAAGQ/laRq8DlDPoM/s1600/peder.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;Aynı Amerikan filmlerinde az önce bahsettiğim ezik tayfa ise zamanla kendini geliştirip seçkin kişiler olma yolunda ilerlerken bizim "otuzbircimiz" zaman içerisinde sadece attığı posta sayısını geliştirebilir hale gelmektedir. &amp;nbsp;Demiştim ya "üç ayda karakterlerinde ciddi bir değişim olmaması normaldir" diye, ben bu değişimi yedi sene içinde dahi gözlemleyemedim hiçbirinde.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Lise sonrası aslında beni çok rahatsız eden iki cümle vardır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;"En komik sınıf bizimkiydi."&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;"Keşke lise hiç bitmeseydi."&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Neye veya kime göre komik olduğunu bir türlü çözemediğim o sınıftan çok, liseden sonra olanın üstüne hiçbir şey koymayı başaramamış kişinin liseyi geri istemesi beni ürkütür.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Belki de tamamen bu mantıkla geçtiğimiz yıllarda liselerin dört yıla uzatılması kararı alınmıştır. &amp;nbsp;Geçenlerde duyduğum bir habere göre ortaokullar da dört yıla uzayacakmış.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Gençlere tavsiyem şudur ki okula giderken pekmezli süt için ki ses telleriniz zarar görmesin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-6260316911487913802?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/6260316911487913802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/arka-sradakiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/6260316911487913802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/6260316911487913802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/arka-sradakiler.html' title='Arka sıradakiler'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOmxesm4vHI/AAAAAAAAAGY/VSVW1plvk9Q/s72-c/liseli+erkek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-7984293587538633111</id><published>2011-04-09T02:52:00.003+03:00</published><updated>2011-04-09T02:53:22.336+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Yazmak isteyip de yazamamak</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bu yazının başlığına baktığınızda sakıncalı bir şeyler yazma isteği duyduğumu veya aklıma hiçbir konu gelmediğini düşünebilirsiniz. &amp;nbsp;Aslına bakarsanız ne sakıncalı konulara değinmekten hoşlanırım ne de kafamın içi düşündüğünüz kadar boş. &amp;nbsp;Az önce, son yayınladığım yazının 11 gün öncesine ait olduğunu görmüş olmamdır biraz da beni bu yazıya iten.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOiDQUbjGQI/AAAAAAAAAGE/pCeyanJ8FKc/s1600/park.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOiDQUbjGQI/AAAAAAAAAGE/pCeyanJ8FKc/s1600/park.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;Şu anda kamburum çıkmış bir şekilde, sinir bozucu bir elektrik süpürgesi gibi ses çıkartan bilgisayarımın başında yazımı yazmaktayım. &amp;nbsp;Elektrik süpürgesi sesi bir yana yazıyı yazarken klavyeden çıkan takır tukur sesler bile sinirimi bozup yazı yazma isteğimi kaçırmaya yetiyor.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Hayatım boyunca bilgisayara (mouse hariç) hiçbir masraf yapmamış olmanın cezasını çekmekteyim adeta. &amp;nbsp;Mp3 çalarken bile zorlanmaya başlayan bu aletten ne yapsam da kurtulsam diye düşünmeden edemiyorum bugünlerde.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Tüm bu karmaşa beni yavaş yavaş eskiden yazı yazdığım zamanları düşünmeye itti. &amp;nbsp;Puromu, kağıdımı, kalemimi alıp Kadıköy'de bir cafeye giderdim. &amp;nbsp;Kahvemi içip yazımı yazardım. &amp;nbsp;Ne bilgisayar sesi ne de klavye. &amp;nbsp;"O zaman neden bunu tekrar yapmıyorum?" diye düşündüm ve denize karşı oturup, yazıp, kahvemi içebileceğim en güzel yer olarak, yıllardır gittiğim sığınak cafeyi gözüme kestirdim. &amp;nbsp;Kestirmez olaydım ki o&amp;nbsp;andan itibaren adeta hayatım karardı.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bir hafta önce verdiğim bu karardan bir gün sonrası bayram öncesine denk geldiği için sürekli dışarda işlerim çıktı. &amp;nbsp;Tam işlerim bitti artık gidebilirim derken havanın erken kararmasının azizliğine uğradım. &amp;nbsp;Dışardayken de aklım sadece o yazıda oluyor ve yazı gittikçe gelişiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOiFPPW8G8I/AAAAAAAAAGI/kbRmSUl3M64/s1600/hasta.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOiFPPW8G8I/AAAAAAAAAGI/kbRmSUl3M64/s1600/hasta.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bazen takıntılı bir insana dönüşüyorum. &amp;nbsp;Veya her zaman öyleyim ama kabul etmek istemiyorum. &amp;nbsp;İnternetin başında çok fazla boş zamanım olmasına rağmen bir türlü elim gitmedi. &amp;nbsp;"Hayır, o yazı sığınakta yazılacak!" dedim kendi kendime her seferinde.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Sonrasında da her geçen gün başka bir saçmalık beni yazabilmekten alıkoyuyordu. &amp;nbsp;Hatta öyle ki üzerine geçen 5-6 günün ardından yazı tamamiyle kafamdan silindi. &amp;nbsp;Bu yazının başında aklınıza gelen şimdi başıma geldi.&amp;nbsp;Yarın umarım erken kalkabilirsem -ki bunu sadece umuyorum- ilk işim saat dörde kadar olan boş zamanımı o yazıya vermek olacak.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Hangi yazı?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Henüz ben de bilmiyorum ama çok inandım bir şeyler çıkacak galiba.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-7984293587538633111?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/7984293587538633111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/yazmak-isteyip-de-yazamamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/7984293587538633111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/7984293587538633111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/yazmak-isteyip-de-yazamamak.html' title='Yazmak isteyip de yazamamak'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TOiDQUbjGQI/AAAAAAAAAGE/pCeyanJ8FKc/s72-c/park.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-7554906358758216030</id><published>2011-04-09T02:51:00.002+03:00</published><updated>2011-04-09T02:51:20.073+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Selam, beni döver misiniz?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNn8okIBexI/AAAAAAAAAFQ/IwXQKSoqSsw/s1600/unutkan.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNn8okIBexI/AAAAAAAAAFQ/IwXQKSoqSsw/s1600/unutkan.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Görsel hafızamın zayıf oluşu zaman zaman beni zor duruma sokmuştur. &amp;nbsp;Ne zaman bir kız arkadaşım olsa buluşmadan önce "ya bu sefer tanıyamazsam" diye düşünür dururum. &amp;nbsp;Üstelik bu düşünceyi altı aydır birlikte olduğum biri için bile taşıyabilirim. &amp;nbsp;Ne yaparsam yapayım onun resmini kafamda canlandıramam nedense.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kimi zaman da olur ki hiç beklenmedik bir şekilde birini tanıyacağım tutar. &amp;nbsp;Mesela iki hafta öncesinde aynı masada bulunduğum ve uzunca bir süre muhabbet ettiğim birini, yolun karşısından, bir arkadaşıyla gelirken görmüş olsam hemen selam veririm. &amp;nbsp;Ama öyle cıvık bir şekilde değil; "hatırlarsın, geçenlerde konuşmuştuk" dermişçesine gülümseyerek kafamı sallarım. &amp;nbsp;Sıklıkla böyle durumlarda karşı taraf beni tanımaz ve yüzüme bön bön bakar. &amp;nbsp;Bense karşımdakinin art niyetli olduğunu düşünmekten kendimi alıkoyamam. &amp;nbsp;Yanımdan geçip gittiğinde ise arkadaşına dönüp "niye selam verdi ki şimdi bu lavuk?" demiş gibi gelir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNn-XTQ5BdI/AAAAAAAAAFU/Hr4L73kmEnk/s1600/hata.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="133" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNn-XTQ5BdI/AAAAAAAAAFU/Hr4L73kmEnk/s320/hata.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Geçenlerde bir arkadaşımı çalıştığı cafede ziyaretine gittim. &amp;nbsp;Cafenin kapısında bana arkası dönük tıpkı onun gibi uzun saçlı birini görünce gayet yavşak bir ses tonuyla "kankanaaaaer?" diye seslendim. &amp;nbsp;Soğuk bir sesle "iyiyim" diyerek arkasını döndü hiç tanımadığım biri. &amp;nbsp;Çok utanmıştım o anlık. &amp;nbsp;İki gün önce tekrar aynı cafeye gittiğimde arkadaşımı otururken gördüm ve yanına kadar gittim. &amp;nbsp;Tam "kanka" diyeceğim esnada bir önceki yaşadığım olay aklıma geldi. &amp;nbsp;Görüşmediğimiz süre içinde sakallarını kesmiş olan arkadaşımın o anda başka biri olma ihtimali gözümde gittikçe yükselmekteydi. &amp;nbsp;Dalmış ve beni görmemişti. &amp;nbsp;Bir dakika kadar başında dikildim yüzüme bakmadı bile. &amp;nbsp;Sonrasında uzaktan inceledim "bu kim acaba?" diyerek. &amp;nbsp;Bu sefer karıştırmadığımı anladığım anda o da beni görüp selam vermişti zaten.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNn_9oeBMSI/AAAAAAAAAFY/NKQgM8z6sH0/s1600/gures.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; display: inline !important; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNn_9oeBMSI/AAAAAAAAAFY/NKQgM8z6sH0/s1600/gures.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;Bu konuyu biraz daha açmak gerekirse aslında büyük bir tehlikenin içinde olduğumu görebiliriz. &amp;nbsp;Bütün arkadaşlarıma "kanka naber?" diyerek yaklaşmam. &amp;nbsp;Mesela kimisine "naber lan piç?" derim. &amp;nbsp;Yolda karşılaştığım birine belki, çok da iyi görmeyen gözlerimin katkısıyla, çok yakın bir arkadaşıma benzetip "naber lan piç?" diye sesleneceğim. &amp;nbsp;Ve bu adam günlük yaşantısında sokaktan milleti çevirip dövmeyi adet edinmiş biri çıkacak belki de. &amp;nbsp;O günü şanslı günüymüş gibi görerek ağzımı burnumu kıracak. &amp;nbsp;Beni esas üzecek olan 25 yıldır dayak yemeden geçmiş yaşantımda yeni kanlı bir sayfa açılacak olmasıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Belki de en mantıklısı sokakta gördüğümüz kişiden ilk selamı beklemektir. &amp;nbsp;Fakat yarın öbür gün olur da beni bir arkadaşınıza benzetip "naber lan piç?" diyecek olursanız bilin ki hiç bozuntuya vermem, "iyiyim abi" deyip geçerim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-7554906358758216030?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/7554906358758216030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/selam-beni-dover-misiniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/7554906358758216030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/7554906358758216030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/selam-beni-dover-misiniz.html' title='Selam, beni döver misiniz?'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNn8okIBexI/AAAAAAAAAFQ/IwXQKSoqSsw/s72-c/unutkan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-679786145181719037</id><published>2011-04-09T02:50:00.002+03:00</published><updated>2011-04-09T02:50:33.370+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Eee başka neler yapıyorsun?</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;"Eee başka neler yapıyorsun?" bana sorulabilecek en acımasız sorudur. &amp;nbsp;O kadar özet bir yaşantım vardır ki; "evde yemek yapıyorum, arada yazı yazıyorum, gitar çalışıyorum, grup çalışmaları falan işte" geriye bir şey kalmıyor. &amp;nbsp;Ayrıca beni, karşımdakinin "başka" neler yaptığı gerçekten ilgilendirmiyor olur. &amp;nbsp;Fakat hepimiz bu soruyla her an karşı karşıya kalabiliriz. &amp;nbsp;Birkaç kere şahit oldum yanımda birine soruldu bu soru, adam başladı anlatmaya, adeta yıllardır bu soruyu beklemiş gibi: "abi dükkan açtık şimdi. Biliyorsun başkasının yanında çalışacağımıza kendi mekanımızı işletelim dedik. Hem şöyle bir projem var, böyle bir projem var". &amp;nbsp;Eminim ki karşı taraf öylesine sorduğu bu sorudan öylesine pişman olmuştur ki gece uykuları kaçmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNDQFl07IjI/AAAAAAAAAEU/lhnf8eXgE-M/s1600/s%C4%B1k%C4%B1nt%C4%B1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="217" src="http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNDQFl07IjI/AAAAAAAAAEU/lhnf8eXgE-M/s320/s%C4%B1k%C4%B1nt%C4%B1.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Aynı zamanda "eee" şeklinde başlayan konuşmalar beni ayrıca germiştir. &amp;nbsp;Mesela bir kızla buluşmuşum geyiğin durduğu bir nokta yaşanmış ve kız bana "eee başka neler yapıyorsun?" veya "eee anlat bakalım" diyebilir. &amp;nbsp;İki saattir bir şeyler anlatmış olsam dahi bu soruyla karşılaşabilirim. &amp;nbsp;"Pardon karıştırdın galiba ben hobi olarak gitar çalmıyorum, benim gerçekten işim bu. &amp;nbsp;Yani daha da başka bir şey de yapmayı düşünmemiştim" desem de bu beni yaşadığım diyalogda sadece iki dakikalığına kurtarmayı başarabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bir kız tipi vardır ki beni delirtmekte üstüne yoktur. &amp;nbsp;Çirkin demek istemem ama yeterince çekici olmayan bir tiptir bunlar. &amp;nbsp;Genelde makyajsız gezer, hiçbir karşı cinsi etkilememeyi hedef almış gibidirler. &amp;nbsp;Genelinin bakire olduğunu düşündüğüm bu cins, eğer değilse de hayatının belli dönemlerinde sadece kandırıldığı için, belki senede 1-2 kere seks yapmak zorunda kalmaktadır. &amp;nbsp;İşte tam olarak bu yaşanamamış cinselliğin sonucu olarak hayattan keyif alamaz olurlar. &amp;nbsp;Onlar aramızda gezen hayaletler gibidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bundan yıllar önce aynı lisede okuduğum bana aşık, tam da bu cinsten bir kız vardı. &amp;nbsp;Buluştuk Kadıköy'de muhabbet edelim dedik. &amp;nbsp;Bilirsiniz kadınlar espritüel erkeklerden hoşlanır gibi bir söylenti vardır. &amp;nbsp;Yalnız bu kız nasıl olmuş da aşık olmuştu, erkek veya kadın cinsinde birinden hoşlanabilmesi gibi bir durum bile söz konusu olamazdı. &amp;nbsp;Ölü gibi bir şey vardı karşımda. Yaklaşık bir saat kızla muhabbet ettim aslına bakarsanız bu bir monologdu. &amp;nbsp;Ben espriler yapıyordum kız ise sadece gülümsüyordu. &amp;nbsp;Bitmek bilmeyecekmiş gibi bir gündü.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNDL_9lkfjI/AAAAAAAAAEQ/TVdqdJ-1BwM/s1600/kur.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNDL_9lkfjI/AAAAAAAAAEQ/TVdqdJ-1BwM/s1600/kur.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;Bir saat geçtikten sonra yavaş yavaş saatler kontrol edilmeye başlandı. &amp;nbsp;İçimden "nerdeyim ben, ne işim var bu kızla" diyip duruyorum. &amp;nbsp;Sonrasında derin bir sessizlik oluştu. &amp;nbsp;Bir saat konuşmuş olan benim artık bütün enerjim nerdeyse tükenmişti. &amp;nbsp;"Pek sessiz olduk" dedim. &amp;nbsp;İnsaniyetimden dolayı "konuşsana lan kevaşe" diyemedim. &amp;nbsp;Kız ise bana "bu sessizliğin sebebi sensin" şeklinde karşılık verdi. &amp;nbsp;"Kız haklı" dedim içimden, "zaten biz erkeklerin başlıca görevi aralıksız konuşmaktır". &amp;nbsp;Evet, gerekirse bunu kendi kendimize yapabilmeliyiz. &amp;nbsp;Ama yine de&amp;nbsp;anlamadığım bir konu var; bu kızın illa ki kız arkadaşları vardır. &amp;nbsp;Hiç değilse onlarla birşeyler konuşabiliyor olmalıydı.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNDKmluCg7I/AAAAAAAAAEM/joWG_D3as1A/s1600/bukkake.gif" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNDKmluCg7I/AAAAAAAAAEM/joWG_D3as1A/s1600/bukkake.gif" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bir yandan "Oğlum bugün youjizzde 'bukkake'&amp;nbsp;isminde bir kısa film izledim. &amp;nbsp;O Japon kadının çektiklerini bir görseydin. &amp;nbsp;Üzüntüden boşalmamak elde değil." şeklinde erkek arkadaşlarımızla hayvanca konuşan biz, bir kızla buluştuğumuzda da aynı derece insanca muhabbet etmeyi başarabilen varlıklarızdır. &amp;nbsp;Fakat bu kız sanki sadece kız arkadaşlarıyla dedikodu yapmaya programlanmış gibidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Tüm bunları göz önüne aldığımızda aklıma şöyle bir proje geldi.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Operasyonumuzun adı: "Lale"&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Alacağım bir şişme kadına Lale ismini koyduktan sonra karşıma oturtup bir saat kadar muhabbet edeceğim. &amp;nbsp;Kendi kendime aklıma gelen herşeyi anlattıktan sonra bir güzel sevişeceğiz. &amp;nbsp;Tabii en nihayetinde karşımdaki gerçek bir kadın olmayacak fakat en azından kendi yaratılış amacını yerine tam anlamıyla getirebilen bir varlık olacak.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNDJvgaeRkI/AAAAAAAAAEI/9HYLuVwyHC4/s1600/doll1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNDJvgaeRkI/AAAAAAAAAEI/9HYLuVwyHC4/s1600/doll1.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Mesela ilerde bir gün tekrar bahsettiğim türden bir kızla, cinsini farkedememiş olarak buluşmuş olduğumu düşünelim. &amp;nbsp;Gene karşımda anlamsız sırıtmalar ve beni dinlemeler oluşmaya başlıyor, hemen ardından "eee başka neler yapıyorsun?" şeklinde bir soru bana yöneltiliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;"Dur canım telefonum titriyor...Evet hayatım...Kapıda mı kaldın?...Bekle hemen geliyorum"&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;"Yaa kusura bakma kız arkadaşım kapıda kalmış eve gitmem lazım acilen" diyerek kızdan acilen uzaklaşabilirim&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bekle beni Lale, günün en güzel esprilerini sana sakladım...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-679786145181719037?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/679786145181719037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/eee-baska-neler-yapyorsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/679786145181719037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/679786145181719037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/eee-baska-neler-yapyorsun.html' title='Eee başka neler yapıyorsun?'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TNDQFl07IjI/AAAAAAAAAEU/lhnf8eXgE-M/s72-c/s%C4%B1k%C4%B1nt%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-4873284894966315779</id><published>2011-04-09T02:49:00.000+03:00</published><updated>2011-04-09T02:49:07.937+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Rektör vs. Erkin</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Son 7 yıldır öğrencisi olduğum açıköğretim fakültesinde bu yıl ilk kez 2. sınıfa geçmenin haklı gururunu yaşamaktayım. &amp;nbsp;Bana her sene sıkıntı veren şey ise harç yatırma zamanlarını takip etmek, paso çıkartmak, sınavlara erkenden kalkıp gitmek olmuştur. &amp;nbsp;365 günün toplasanız sadece altısını işgal edebilecek bu işler benim için tam anlamıyla birer işkencedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Size geçen gün başımdan geçen bir olayı anlatayım. &amp;nbsp;İnternette harç zamanını öğrenmek için girdiğimde sadece 10 günüm kaldığını gördüm ve hemen ortalığı ayağa kaldırdım. &amp;nbsp;Diğer arkadaşlarımı da arayıp onları da bir güzel telaşlandırdım.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TM4TzK6UsUI/AAAAAAAAADo/c-uo-0wRYSk/s1600/banka.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="212" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TM4TzK6UsUI/AAAAAAAAADo/c-uo-0wRYSk/s320/banka.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Normalde öğle saatlerine kadar uyumayı pek sevmem ama son birkaç aydır 13:00'dan önce kalkmaz oldum. &amp;nbsp;Harç günü geldiğinde saat 12:30'da babam uyandırdı beni işlerimi halledebilmem için. &amp;nbsp;Söylene söylene kalktım bankaya doğru yol aldım. &amp;nbsp;Özellikle Kadıköy'de olmayan bir banka olmasını istedim sıra beklememek için ve Feneryolu'na kadar gittim harcımı yatırmaya. &amp;nbsp;Veznedeki adam bana "sistemde 'öğrenci tanımsız' yazıyor" dediğinde dünya başıma yıkıldı. &amp;nbsp;"Olmaz öyle şey ben 2. sınıfa geçtim" dedim. &amp;nbsp;Fakat adamın umrunda bile değildi.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TM4WI1NLjSI/AAAAAAAAADs/LmyFxkAVKzk/s1600/sigara.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TM4WI1NLjSI/AAAAAAAAADs/LmyFxkAVKzk/s1600/sigara.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;Sonrasında bu işi takip etmem lazım diyerek Kartal'a doğru yol alıp açıköğretim bürosunda faydalı bir bilgi vermelerini bekledim. &amp;nbsp;Dışarda geçirdiğim süre boyunca bolca küfür ettim. &amp;nbsp;Büroya ulaştığımda bana 1 ay sonra harç yatırmam gerektiğini ve internetten yanlış okuduğumu söylediler.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Sinirli bir şekilde evime doğru yol alırken kaçan uykumu ve dışarda boşuna harcadığım 2 saatimi düşündüm.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Aklıma tek bir manzara geldi.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;Eskişehir'de bir ev:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Saat 14:00 olmuş evde bir alarm sesi.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bilirsiniz kimi telefonlarda farklı saatlere birkaç farklı alarm kurabilme özelliği vardır. &amp;nbsp;Bu çalan da tam olarak öyle bir telefondu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Her gün saat 16:00'a kadar uyuyan bir adam olarak hayal ettiğim Anadolu Üniversitesi rektörü, özellikle 2 saat erkene alarmını kurmuş bir dakikalığına uyanıp "işte Erkin'in huzurunu kaçırmayı başardım" demiş ve uyumaya devam etmişti.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;O gün gergin bir şekilde mal mal dolaştığım Kadıköy'de sigara üstüne sigara yakıp rektörü düşündüm. &amp;nbsp;Kansere bir adım daha yaklaşmamı sağlayan rektör ilk karşılaşmayı kazanmıştı ve son derece huzurluydu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Söz konusu açıköğretim fakültesi olunca kafamda çok serbest bir imaj uyanıyor. &amp;nbsp;Belki de bu adam "bugün hiç keyfim yok" diyerek işe gitmeyebiliyordur. &amp;nbsp;İş saati gibi bir düzen de yok tabii. &amp;nbsp;Akşamüstü 16:30 civarları okula uğrayıp yarım saatliğine göstermelik çalışıyor da olabilirdi.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TM4Xzi2h-iI/AAAAAAAAAD0/3SAOqX-q6-A/s1600/k%C3%B6t%C3%BC+adam.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="245" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TM4Xzi2h-iI/AAAAAAAAAD0/3SAOqX-q6-A/s320/k%C3%B6t%C3%BC+adam.jpg" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bu haftasonu tahminimce rektör tarafından bir kokteyl verildi. &amp;nbsp;Fakültenin bütün öğretim üyeleri -ki ne ara öğrettiklerini de bilmiyorum, belki de TRT4 yayınlarında sadece- toplanmış ve rektör, galibiyetinin şerefine dostlarına kadeh kaldırmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;"Sevgili dostlarım internette kasıtlı olarak verdiğimiz yanlış bilgi sayesinde Erkin'in bize karşı nefretini kat kat arttırmayı başardık."&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Toplu halde kahkahalar atıp bana yaptıklarına içiyorlardı, bundan emindim. &amp;nbsp;Filmlerdeki gibi takım elbiseli kötü adamlar bir kokteylde buluşmuş ve yeni kötülükler planlıyorlardı. &amp;nbsp;Hem bu adamların özel güçleri arasında sinir bozmak ve huzur kaçırmak vardı. &amp;nbsp;Hatta başka bir özellikleri de yoktu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kafamda oluşan tek intikam planı Eskişehir'e gitmekle başlıyor. &amp;nbsp;Önümüzdeki pazar sabahı trenle vardıktan sonra doğruca&amp;nbsp;rektörün kapısına gidip, sabah saat 8:00'da zilini 3-5 kere çaldıktan sonra trenle hemen geri döneceğim. &amp;nbsp;Takım elbisesiz arkadaşlarımla içip 1-1'in kutlamasını yaparız belki de.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-4873284894966315779?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/4873284894966315779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/rektor-vs-erkin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/4873284894966315779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/4873284894966315779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/rektor-vs-erkin.html' title='Rektör vs. Erkin'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TM4TzK6UsUI/AAAAAAAAADo/c-uo-0wRYSk/s72-c/banka.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-5948819958047220871</id><published>2011-04-09T02:47:00.003+03:00</published><updated>2011-04-09T02:49:47.820+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Aşırı sosyal ortam sigarası</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Hayatımın belli dönemlerinde kendi isteğimle olmadan ve içinde bulunmaktan&amp;nbsp;kesinlikle&amp;nbsp;haz duymadığım aşırı sosyal ortamlara girmek zorunda kaldım. &amp;nbsp;Sosyal olmadığımdan demiyorum ama aşırı sosyal de değilim hani. &amp;nbsp;Genellikle bir arkadaşımın vasıtasıyla "gel yaa çok kafa tipler" şeklinde ikna edilerek sokulduğum bu tür &amp;nbsp;ortamlarda zamanla şunu öğrendim ki "çok kafa tip" kavramı gerçekten benden oldukça uzak bir kafaymış.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Öncelikle isterseniz size "aşırı sosyal" diye adlandırdığım ortamların barındırdığı "çok kafa" tiplerin özelliklerinden bahsedeyim biraz. &amp;nbsp;Masada oturan kızlı erkekli 5-6 kişi sırayla geçen yazdan kalma tatil maceralarını anlatmaktadır. &amp;nbsp;Yalnız bunlar öyle anılardır ki dinlerken "herhalde sallıyor biraz" dersiniz. &amp;nbsp;Bu çok kafa tipler nedense kafa dinlemeye yönelik bir yaz tatili durup dururken; bungee jumpingsiz,&amp;nbsp;sörfsüz bir tatili hayal bile edemezler. &amp;nbsp;Dahası bu ortamlarda her anı oldukça abartılıdır. &amp;nbsp;Standart bir seks anısı anlatmak adeta günah gibidir bu ekibin içinde. &amp;nbsp;Çünkü ortamda turnike şeklinde dönen bir seks muhabbeti olduğunu düşünün, herkes kendi anısını anlatır ve eğer dikkatli dinlerseniz her anlatanın bir öncekinden daha abartılı bir anı anlatmış olduğunu görürsünüz. &amp;nbsp;Mesela birinin kızın içindeyken prezervatifi patlamış&amp;nbsp;diyelim, bir sonrakinin hem prezervatifi patlar hem de kadının kocası girer odaya. &amp;nbsp;Sanki çok kafa tiplerin kendi içinde ben daha kafayım dermişçesine savaşmasını izler gibi olursunuz.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMYOgK98TtI/AAAAAAAAADk/m6dC9dQk124/s1600/Smokers-Tend.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMYOgK98TtI/AAAAAAAAADk/m6dC9dQk124/s1600/Smokers-Tend.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Bu arada ben ne mi yapıyorum?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Tedirginlik içinde bu muhabbetin sona ermesini bekliyor oluyorum genelde. &amp;nbsp;Bir sigara yakıyorum bir yandan da "ya bu turnike bende son bulursa" "kız geldi seviştik falan desem yakayı kolay kolay kurtaramam" "5 senedir tatil yapmıyorum yazları eve kapanıp gitar çalışıyorum zaten" "nerden çıktı bu sosyal ortam şimdi?" "yahu ben zaten tatile gitsem bungee jumping mi yaparım ara sıra yüzerim bütün gün içerim o kadar" "seks desen kız geldi yattık falan derim basılmasız anı mı olurmuş?". &amp;nbsp;Sigaram bittikçe yenisini yakıyorum ve içimden beni o ortama sokan arkadaşıma binbir çeşit küfür ediyorum. &amp;nbsp;Derken arkadaşımın bir bira daha söylediğini görüp ona engel olamıyorum. &amp;nbsp;Her bira 20 dakika sürse ben o sürede sıkıntıdan 3 sigara içiyorum. &amp;nbsp;Sonuçta sadece iki saat içinde bulunduğum aşırı sosyal ortam bana simsiyah iki ciğer ve birbirinden anlamsız hikayeler bırakıyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-5948819958047220871?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/5948819958047220871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/asr-sosyal-ortam-sigaras.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/5948819958047220871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/5948819958047220871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/asr-sosyal-ortam-sigaras.html' title='Aşırı sosyal ortam sigarası'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMYOgK98TtI/AAAAAAAAADk/m6dC9dQk124/s72-c/Smokers-Tend.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-1077994916562709794</id><published>2011-04-09T02:45:00.002+03:00</published><updated>2011-04-09T02:45:35.969+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Dvdlere mal seçeneği eklensin</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMH2XmOXCLI/AAAAAAAAADY/lq9GSM8jSgU/s1600/sense.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMH2XmOXCLI/AAAAAAAAADY/lq9GSM8jSgU/s1600/sense.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Bundan yıllar önce Bruce Wills'in bir filmi çıkmıştı. &amp;nbsp;Hepiniz izlemişsinizdir "6. His"si. &amp;nbsp;O filmi ilk izlediğimde yanımda biri vardı. &amp;nbsp;Biliyorsunuz filmin başında Bruce Wills vurulmuş sonrasında film boyunca hayalet olarak gezinmiş fakat bu filmin sonunda açığa çıkmıştı. &amp;nbsp;Yanımda oturan arkadaş filmin yarısında "bence Bruce Wills hayalet" dedi ve ben de "öyle mi dersin?" diye karşılık verdim. &amp;nbsp;O ana kadar hiç öyle olabileceğini düşünmemiştim. &amp;nbsp;Sonunda arkadaşım haklı çıktı. &amp;nbsp;Bir süre sonra aynı filmi bir başka arkadaşımla izledim ve aynı şey yaşandı.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMH2lrIcRlI/AAAAAAAAADc/DBoSN4dhjcM/s1600/the-others-nicole-kidman1.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMH2lrIcRlI/AAAAAAAAADc/DBoSN4dhjcM/s320/the-others-nicole-kidman1.jpg" style="cursor: move;" width="221" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Yine aynı senelerde Nicole Kidman'ın oynadığı "The others" isimli film piyasaya çıktı ve ben tekrar bir arkadaşımla izledim. &amp;nbsp;Bu arkadaşım aynı kişi miydi şu anda hatırlayamıyorum. &amp;nbsp;Filmde hatırlarsınız Nicole Kidman çocuklarıyla birlikte büyük bir evde yaşıyordu ve evdeki hayaletlerden şikayetçiydi. &amp;nbsp;Filmin yarısında yanımdaki arkadaş "bence bu aile tamamen hayalet, hayalet sanılanlar da gerçek ev sahipleri" diyince "öyle mi dersin?" şeklinde karşılık verdim. &amp;nbsp;Filmin sonunda yine arkadaşım haklı çıkmıştı. &amp;nbsp;Sonrasında başka arkadaşımla izlediğimde onunla da aynı şeyi yaşadım.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; 4-5 sene önce sevgilimle tiyatroya gitmiştim. &amp;nbsp;Şu anda adını hatırlayamadığım bir oyundu. &amp;nbsp;Oyun boyunca saçma sapan şeyler düşündüm. &amp;nbsp;Oyun bittiğinde üzerine konuşmamız gerekti. &amp;nbsp;Ben de "o adam onun babasıymış demek" dedim çok bilgin bir tavırla. &amp;nbsp;Kız bana şöyle bir tiksinerek baktı ve "koca oyundan sadece bunu mu anlayabildin?" diye sordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Şimdi önerime geleceğim. &amp;nbsp;Biliyorsunuz Dvdlerde ana menüde filmi oynatmanın iki seçeneği bulunabiliyor. &amp;nbsp;Kesilmiş ve kesilmemiş izleme seçenekleri gibi. &amp;nbsp;Ben de Dvdlere "Mal seçeneği" konmasını öneriyorum. &amp;nbsp;Mesela 6. his izlerken Bruce Wills vurulsun fakat hemen ardından bir yazı geçsin "Bruce Wills ölmüştür filmin kalanında hayalet olarak oynayacaktır" diye.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Aynı şekilde tiyatrolarda da mal bileti satılmasını istiyorum. &amp;nbsp;İlişkiler böyle saçma sebeplerden son bulmamalı. &amp;nbsp;Tiyatroya girdiğimde sağımda kız arkadaşım solumda da anlatıcım bulunsun ve oyunla ilgili ipuçlarını versin isterim. &amp;nbsp;Bu yazımda tam olarak kime seslendim bilmiyorum ama umarım birşeylerin düzelmesine önayak olabilmişimdir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-1077994916562709794?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/1077994916562709794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/dvdlere-mal-secenegi-eklensin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/1077994916562709794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/1077994916562709794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/dvdlere-mal-secenegi-eklensin.html' title='Dvdlere mal seçeneği eklensin'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMH2XmOXCLI/AAAAAAAAADY/lq9GSM8jSgU/s72-c/sense.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-8642505732829647489</id><published>2011-04-09T02:44:00.000+03:00</published><updated>2011-04-09T02:44:29.733+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Forward yaşa spam öl</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Sabah kalktığımda hemen internetin başına oturup bir sigara yaktım. &amp;nbsp;Kahvaltı öncesi sigarasının sağlığa mükemmel zararlı olduğunu düşündüğüm için bu mükemmeliyetten uzak durmamam gerektiğini düşünmüştüm. &amp;nbsp;E-posta kutumu açtım; kimisi buna "maillerimi çek ettim" diyor ya onlar bir yanaşsın da ağızlarının ortasına vurayım(içimden geldi yanlış anlamayın, sadece şefkat amaçlı). &amp;nbsp;İki tane mail gelmişti birincisi penisimin boyunu uzatabileceğimi söylüyordu. &amp;nbsp;Ben de "düşündüğünüz için sağolun" şeklinde yanıt verdim. &amp;nbsp;İkincisi de Bill Gates'in servetini dağıttığıyla ilgiliydi. &amp;nbsp;"Aslında ben deböyle şeylere inanmam ama bu seferki doğru galiba" başlıklı bu yazı bana tam inandırıcı gelmişti ki Bill Gates'in servetini 200'er euro şeklinde dağıtacak olması şaşırttı.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDa6gOCcOI/AAAAAAAAAC0/f596GfJzI_w/s1600/meseodunu4.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="274" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDa6gOCcOI/AAAAAAAAAC0/f596GfJzI_w/s320/meseodunu4.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Spam ve forward maillerin gerçek hayatta nasıl karşılanacağını test etmek üzere evden çıktım insanlara yanaştım. &amp;nbsp;Çarşının içinde bir esnafa yanaştım ve "penisinin boyunu uzatmak ister misin abi?" diye sordum. &amp;nbsp;Esnafların tam olarak böyle durumlar için dükkanda bulundurdukları odunlar varmış. &amp;nbsp;O gün onlarla tanıştım ilk kez. &amp;nbsp;Koşarak kaçtım olay mahalinden ve evimin köşesindeki bakkala kadar gittim. &amp;nbsp;Forward maili canlı denemek için bir fırsat doğmuştu.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Ahmet abi, aslında ben de böyle şeylere inanmam ama bu seferki doğru galiba.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Neymiş o?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Yaa bu Bill Gates var ya.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Kim o?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Abi acayip zengin bir adam işte.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Eee nolmuş ona?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Abi bu adam servetini dağıtacakmış 200'er euro şeklinde.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Aklından zoru mu varmış? Hem dağıtacak da bize mi dağıtacak arkadaş?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Abi şimdi sen bunu dükkana gelen 10 kişiye anlat o yollıycak dükkana 200 euro.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Vay be zenginlik böyle birşey demek. &amp;nbsp;Tamam anlatıcam 10 kişiye bunu ama 2 haftaya para gelmezse seni bu dükkanın çevresinde görmeyim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Merak etme abi benim sözüm senet.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; O günden sonra o bakkalın önünden geçemedim korkumdan. &amp;nbsp;Çarşıya da giremedim bir daha. &amp;nbsp;Yalnız bir gün sokakta adamın biri telefonla konuşurken kulak misafiri oldum:&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;-Abi tamam biliyorum geciktirdim biraz ama bir yerden para bekliyorum, haftaya ödiycem. &amp;nbsp;Aslında ben de böyle şeylere inanmam ama...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-8642505732829647489?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/8642505732829647489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/forward-yasa-spam-ol.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/8642505732829647489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/8642505732829647489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/forward-yasa-spam-ol.html' title='Forward yaşa spam öl'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDa6gOCcOI/AAAAAAAAAC0/f596GfJzI_w/s72-c/meseodunu4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-6719243558798161019</id><published>2011-04-09T02:41:00.000+03:00</published><updated>2011-04-09T02:41:05.613+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Kombi</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Uzun bir zamandır havalar sıcak ve üşümenin nasıl bir şey olduğunu adeta unuttum. &amp;nbsp;Bu yıl ilk yağmur yağdığı zaman &amp;nbsp;arkadaşlarıma sözüm olduğu için evden çıkmış bulundum. &amp;nbsp;Normalde bütün sözlerine sadık bir insan değilimdir, kafanızda öyle bir imaj oluşmasını istemem ama işin ucunda arkadaşlarımla içmem gibi bir durum varsa bu projeyi ertelemek gibi bir lüksüm olamayacağını bilmenizi isterim. &amp;nbsp;Daha sabah vakti ayakkabımın içine çatıdan su damlamış diye sızlanıp nasıl evden çıkacağımı planlarken birden kendimi randevuma yetişmek için ıslak ayakkabılarımla koşuştururken buldum. &amp;nbsp;Yola çıktığımda ayakkabımın zamanla kuruyacağını hayal ettim ve bir süre buna inanabildim. &amp;nbsp;Fakat kaldırımın sağ tarafından sıçrayan su birikintisini üstüme yapışık bir şekilde görünce boşa hayal kurduğumu fark etmiştim. &amp;nbsp;Arkadaşlarımın yanına vardığımda ayaklarım su içindeydi ve tek isteğim içebilmekti. &amp;nbsp;O rakı açıldığında dünyam değişmişti. &amp;nbsp;Çok eğlenceli bir üç saat geçirdikten sonra (ki bu üç saat boyunca dışarda hafif dahi bir yağmur yağdığına şahit olamamıştık) evime fırtınalar içinde vardım. &amp;nbsp;Çok üşümüştüm fakat bu saatten sonra kombi açmayım diyerek yorganın altına girdim.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TLjZcV66RZI/AAAAAAAAACo/4ExaCx47uZI/s1600/yagmur.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="250" src="http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TLjZcV66RZI/AAAAAAAAACo/4ExaCx47uZI/s320/yagmur.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Dedim ya üşümenin nasıl bir şey olduğunu unutmuşum bile. Uzun zamandan sonra sadece o gece şahit olabilmiştim. &amp;nbsp;Fakat o gece öyle canım çekmişti ki o kombiyi yakmayı, sadece yorganın altında ısınabileceğim için yakmamıştım. &amp;nbsp;Sonrasında gelen bir hafta boyunca o kombi hiç yanmadı. &amp;nbsp;Ayakkabılarım, sadece benim alışkanlığım olduğundan dolayı &amp;nbsp;yanmayan bir kaloriferin dibinde beklemiş, ancak beş günde kendi kendine kurumayı başarabildi. &amp;nbsp;O yağmurun üstüne geçen bir hafta sonunda kombinin o tatlı sıcaklığını ne kadar özlediğimi farkettim. &amp;nbsp;Ama üşüyememenin acısını da ilk kez yaşadım bu sene. &amp;nbsp;Üşümek istiyorum ama acımasızca değil, sadece kombi yaktırabilecek kadar.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-6719243558798161019?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/6719243558798161019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/kombi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/6719243558798161019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/6719243558798161019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/kombi.html' title='Kombi'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TLjZcV66RZI/AAAAAAAAACo/4ExaCx47uZI/s72-c/yagmur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-5628934072923716644</id><published>2011-04-09T02:27:00.003+03:00</published><updated>2011-04-09T02:41:38.134+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Bakkal</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Sigaram bitmiş evden çıkıp bakkala gitmiştim. &amp;nbsp;Aslında böyle başlayan bir yazıyı sizin yerinizde olsam okumazdım da, çünkü bakkala gitmek her gün yaptığımız bir şey olduğu için herhangi bir hikaye niteliği olamazdı. &amp;nbsp;Biliyorum çoğunuz oldukça heyecanlı bir hikaye okumayı planlıyorsunuz fakat bunun için biraz da aktif bir yaşantısı olan bir yazar bulmanız gerekir. &amp;nbsp;Yapacak bir şey yok, bir dağa tırmanışına gittiğimden veya manyakça bir kovalamacanın içinde olduğumdan bahsedemem çünkü yaşamımda harekete pek yer vermem. &amp;nbsp;Aslında bakkala gitmek büyük bir aktivite benim için(tabii günün 6 saatini felçli taklidiyle işten kaçmaya çalışarak geçirdiğimi düşünürseniz).&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TLeGudHvuDI/AAAAAAAAACg/5yGs9CENM5A/s1600/serseri.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TLeGudHvuDI/AAAAAAAAACg/5yGs9CENM5A/s1600/serseri.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Ama yine de size bir iyilik yaparak hikayemi tekrar düzenleyebilirim. &amp;nbsp;Mesela şöyle olsun;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;Uyandığımda bir bakkal dükkanındaydım. &amp;nbsp;Etrafta kimse yoktu ve midem kazınıyordu. &amp;nbsp;Oraya nasıl geldiğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. &amp;nbsp;Dükkan açılmıştı ve bakkal beni görmezden mi gelmişti? &amp;nbsp;Neyse dedim madem bir bakkal dükkanında uyandım ve yalnızım, yandan bir topkek kapayım da yiyeyim dedim. &amp;nbsp;Derken bakkalın sesini duydum irkilerek. &amp;nbsp;Bana orda ne yaptığımı sordu ben de ona sordum anlamsız bir beş dakika bakıştık. &amp;nbsp;Neyse dedim bir sigara aldım ve dışarı doğru yürüdüm. &amp;nbsp;Tam evime doğru yol alırken arkadan biri seslendi. &amp;nbsp;Genç bir ses "şşşşt birader" diye bağırınca, "yok canım bana dememiştir" dedim. &amp;nbsp;Çünkü bana dediyse büyük ihtimalle dayak yiyecektim. Yolda yürürken arkadan biri ismimle bile seslense biraz gerilirim sanki bir tanıdık beni dövecekmiş gibi. &amp;nbsp;Aslında dayak yeme fobimle hareket etme fobim birleşince koşarak kaçma ihtimalim azalıyor ve arkadan seslenenin benden ümidi kesmesini beklemek zorunda kalıyordum. &amp;nbsp;Yine aynısını yaparak arkadan gelen sesi duymazdan gelip yürümeye devam ettim fakat arkadakinin susmaya niyeti yoktu. &amp;nbsp;Bari biraz sert bir ifadeyle döneyim belki korkuturum dedim. &amp;nbsp;"Ne var lan" diyerek arkamı döndüm kaşlarımı tamamen çatmıştım. &amp;nbsp;Neyse yalan söylemeye gerek yok sanırım dönerken çok kararlıydım bunu yapmaya ama birden kızmaya çalışır bir ifadeyle dönerek "buyur abi" diyince yeterince korkutucu olamayacağımı farketmiştim. &amp;nbsp;Genç bana bir cüzdan gösterdi benim cebimden düştüğünü söyledi, "sağol abi" diyerek aldım cüzdanımı ve evime gidip sigaramı yaktım. &amp;nbsp;Bir günü daha dayak yemeden geçirebilmiştim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-5628934072923716644?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/5628934072923716644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/bakkal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/5628934072923716644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/5628934072923716644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/bakkal.html' title='Bakkal'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TLeGudHvuDI/AAAAAAAAACg/5yGs9CENM5A/s72-c/serseri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4120714554292789575.post-4694456832605710550</id><published>2011-04-09T02:24:00.002+03:00</published><updated>2011-04-09T02:41:53.459+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebi metinler'/><title type='text'>Kuzu beyniyle ilginç deneyimim</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TLYowcJ41BI/AAAAAAAAACI/S_uQ0p-77nQ/s1600/Sheep+Brain+003.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TLYowcJ41BI/AAAAAAAAACI/S_uQ0p-77nQ/s320/Sheep+Brain+003.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Geçenlerde annem akşam eve kuzu beyni getirmiş salata yapacaktı. &amp;nbsp;Ben de herşeyden önce biraz incelemek istedim beyni. &amp;nbsp;Biraz incelediğimde o korkunç gerçekle karşılaştım. &amp;nbsp;Beynin tam ortasında düşünme mekanizması vardı fakat damarlar kopuk görünüyordu yani ufak bir müdaheleyle onlara düşündürtebilirdik. &amp;nbsp;Bunun üzerine çok heyecanlanıp İsviçreli bilim adamı arkadaşlarıma mektup yolladım. &amp;nbsp;Mektupta şunlar yazılıydı;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;" Dear Switzerland Sciencemen;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Today i saw a brain. &amp;nbsp;It was a sheepbrain and when i look into it i saw they can think. &amp;nbsp;Just their veins was wrong connected. &amp;nbsp;Please fix those veins, we need them. &amp;nbsp;You work too much and i think you guys need some rest. &amp;nbsp;Come Turkey for some vacation, this is a very nice place. &amp;nbsp;And you know what girls asking for date here. &amp;nbsp;Make some salad with brain it's delicious. &amp;nbsp;Thank you, have a nice science. &amp;nbsp;LOL"&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; " Değerli İsviçreli bilim adamları;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bugün bir beyin gördüm. &amp;nbsp;Kuzu beyniydi ve dikkatlice baktığımda düşünebildiklerini fakettim. &amp;nbsp;Fakat damarlar yanlış bağlanmıştı. &amp;nbsp;Damarları bağlayın, onlara ihtiyacımız var. &amp;nbsp;Bu arada çok çalışıyorsunuz hacı dinlenin biraz.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Hep iş hep iş olmaz öyle. &amp;nbsp;Mesela Türkiye'ye gelin tatil yapın, şahane bir yerdir. &amp;nbsp;Hem bak bir şey diyim mi burda kızlar çıkma teklif ediyor. Beyinle de işiniz bitince salata yapın güzel gidiyor. &amp;nbsp;Teşekkür ederim, bililmli günler. &amp;nbsp;Gülmekten altıma sıçtım (bunu tabii samimiyetimizi belirtmek için yazdım)"&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4120714554292789575-4694456832605710550?l=teynist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://teynist.blogspot.com/feeds/4694456832605710550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/kuzu-beyniyle-ilginc-deneyimim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/4694456832605710550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4120714554292789575/posts/default/4694456832605710550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://teynist.blogspot.com/2011/04/kuzu-beyniyle-ilginc-deneyimim.html' title='Kuzu beyniyle ilginç deneyimim'/><author><name>Teynist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13810689860448439773</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TMDiEBP90NI/AAAAAAAAAC4/Y9pD2adsaMM/S220/sel%C3%A7uk1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_J5EdgHBpSx0/TLYowcJ41BI/AAAAAAAAACI/S_uQ0p-77nQ/s72-c/Sheep+Brain+003.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
