Ana içeriğe atla

Forward yaşa spam öl

     Sabah kalktığımda hemen internetin başına oturup bir sigara yaktım.  Kahvaltı öncesi sigarasının sağlığa mükemmel zararlı olduğunu düşündüğüm için bu mükemmeliyetten uzak durmamam gerektiğini düşünmüştüm.  E-posta kutumu açtım; kimisi buna "maillerimi çek ettim" diyor ya onlar bir yanaşsın da ağızlarının ortasına vurayım(içimden geldi yanlış anlamayın, sadece şefkat amaçlı).  İki tane mail gelmişti birincisi penisimin boyunu uzatabileceğimi söylüyordu.  Ben de "düşündüğünüz için sağolun" şeklinde yanıt verdim.  İkincisi de Bill Gates'in servetini dağıttığıyla ilgiliydi.  "Aslında ben deböyle şeylere inanmam ama bu seferki doğru galiba" başlıklı bu yazı bana tam inandırıcı gelmişti ki Bill Gates'in servetini 200'er euro şeklinde dağıtacak olması şaşırttı.
     Spam ve forward maillerin gerçek hayatta nasıl karşılanacağını test etmek üzere evden çıktım insanlara yanaştım.  Çarşının içinde bir esnafa yanaştım ve "penisinin boyunu uzatmak ister misin abi?" diye sordum.  Esnafların tam olarak böyle durumlar için dükkanda bulundurdukları odunlar varmış.  O gün onlarla tanıştım ilk kez.  Koşarak kaçtım olay mahalinden ve evimin köşesindeki bakkala kadar gittim.  Forward maili canlı denemek için bir fırsat doğmuştu.
-Ahmet abi, aslında ben de böyle şeylere inanmam ama bu seferki doğru galiba.
-Neymiş o?
-Yaa bu Bill Gates var ya.
-Kim o?
-Abi acayip zengin bir adam işte.
-Eee nolmuş ona?
-Abi bu adam servetini dağıtacakmış 200'er euro şeklinde.
-Aklından zoru mu varmış? Hem dağıtacak da bize mi dağıtacak arkadaş?
-Abi şimdi sen bunu dükkana gelen 10 kişiye anlat o yollıycak dükkana 200 euro.
-Vay be zenginlik böyle birşey demek.  Tamam anlatıcam 10 kişiye bunu ama 2 haftaya para gelmezse seni bu dükkanın çevresinde görmeyim.
-Merak etme abi benim sözüm senet.
     O günden sonra o bakkalın önünden geçemedim korkumdan.  Çarşıya da giremedim bir daha.  Yalnız bir gün sokakta adamın biri telefonla konuşurken kulak misafiri oldum:
-Abi tamam biliyorum geciktirdim biraz ama bir yerden para bekliyorum, haftaya ödiycem.  Aslında ben de böyle şeylere inanmam ama...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Tuvalet

O kadar emindim ki içersinin boş olduğuna, kapıya varır varmaz abanıverdim.  Fakat duvar gibi sabitlenmiş kapı beni geri itiverdi.  Kapıya yüklenirken kendimi işeyeceğime öylesine inandırmıştım ki çişim üç katına çıktı bir anda. Üstünden iki dakika kadar geçmişti ve hala çıkmıyordu içerdeki.  "Koskoca mekanda nasıl olur da bir tane tuvalet olur" diye düşündüm kendi kendime.  Şimdiden olacakları seziyordum.  İçerdeki ne zaman girdiği belli olmayan şahıs, belki bir belki on dakika sonra çıkacaktı.  İki dakikaya kadar yanıma başkaları gelecek ve arkamda kuyruk oluşacaktı.  Ve bundan sonrası tam bir sessiz felakete dönüşmeye başlayacaktı. Sırayla kuyruğa eklenen herkes bana parmağıyla  tuvaletin kapısını işaret ederek fakat hiç ses çıkartmadan "dolu mu?" diye ağzını oynatacaktı.  Ben de "naparsın, bazen uzun sürebiliyor işte" demek ister gibi kaşlarımı kaldırıp, yarım ağız gülümseyerek içerdekinin avukatlığına soyunacaktım. İçerdeki ise onu b...

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram