Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yeniden yazma kararları

Sevgili okuyan, Uzun zamandır yazmıyor oluşumun sebeplerini ve neden artık bir şeyler yazmak istediğimi anlatmak isterim. Mizahi denemeler yazarak başladığım blog serüvenim zamanla kısa öykülere dönüştü.  Çok kısa öykülerdi ama olsun.  Yazdıklarım asla büyük kitlelere ulaşamadı ama ulaşabildiklerim beni çok sevdi.  Bu sevgi zamanla üzerimde bir baskı oluşturdu ve yazdıklarımı beğenmemeye, benim için mükemmel olanı ortaya çıkarana kadar paylaşmamaya başladım.  Sonuç olarak "paylaştıklarım çok mu mükemmel çıktı" derseniz en azından paylaştığım dönemde içimde oluşan hissiyat öyle olduğu yönündeydi. Ortaya çıkardığınız ürün içinize sinince olabildiğince fazla kişiye ulaşmayı diliyorsunuz fakat sonuç hayal kırıklığı olabiliyor.  Malum, bir ürünü üretmek kadar pazarlayabilmek de önemlidir.  Aşırı pazarlanan ürünler bende tiksinme hissi yaratıyor. Yazılarımın genelini 20-35 yaş arasında yazmıştım.  Özellikle eskilere gittikçe, şimdi okuduğum zaman beni bir mi...
En son yayınlar

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram

Klip

  "Buyur kardeşim, geç otur şöyle" diyerek bana masasının önündeki koltuğu işaret etti. Bu "kardeşim" sözcüğü beni hep rahatsız ediyordu.  Hele bir de bunu arkadaşım bile olmayan birinden duyunca yakında geleceklerden fazlasıyla korkmaya başlıyordum. Koltuğuma oturdum etrafı hızlıca inceledim.  Penceredeki jaluzi, duvarın dibinde duran yazıcı ve odanın köşesinde duran deve tabanı bana burasının bir ofis olduğunu haykırıyordu.  O sırada o da masasının gerisindeki koltuğuna yerleşti ve kendinden emin bir poza girdi.    "Nasılsın kardeşim?" diye sordu. Açıkçası pek iyi değildim.  Kız arkadaşımla yaşıyordum ve maddi durumum pek iyi değildi.  Para kazanma konusunda üzerimde büyük bir baskı hissediyordum fakat mesleğimi kullanarak bu konuda başarılı olamıyordum. "İyiyim sen nasılsın?" "Ben de iyiyim" derken eline aldığı kalemi üç parmağı arasında döndürmeye başladı.  "Çay? Kahve? Ne içersin?" "Çay olur" dedim.  Bunu çay se...

Yusuf Usta

  Bundan üç sene önce ilk kez kendi evime çıkıyordum ve kafamda doğrusuyla yanlışıyla alınacak bir şeyler vardı.  Aile evimde odamda kullandığım stor perdelerden çok memnun olduğum için bu zevkimi bütün evime yaymaya karar verdim.  Öncelikle kısa süreli bir kullanımdan sonra bu perdelerin normal insan evinde tamamen kullanışsız olduğunu fark ettim.  Pencereleri ya tam açık ya da tam kapalı tutmak durumunda kalıyordum ve bu durum özellikle yazları işimi çok zorlaştırıyordu.  Perdelerin stor olması yetmezmiş gibi renk seçiminde de yaptığım hatadan dolayı yaklaşık bir buçuk sene boyunca gözüme ışığın girmesiyle sabah yedi sularında uyandım ve sonunda bu gidişata bir dur demek, rahat ve uzun uykular uyuyabilmek için normal perde avına çıktım. Perde dünyasının bu denli karmaşık olduğundan haberim yoktu.  Gittiğim bir perdeci bana güneşlikle fon perde arasındaki farkı anlatmak için büyük bir çaba sarf etti.  "Fon perde içe, güneşlik dışa takılır" dedi ve be...

Ev Sahibi

  Kapı çaldı.  İrkilerek yerimden sıçradım ve tek hamlede bilgisayarın kapağını kapadım.  Bu saatte gelen kim olabilirdi ki?  Beklediğim bir sipariş yoktu.  "Yanlışlık oldu herhalde" diyerek bilgisayarımı geri açtım.  Gizli sekmede yaptığım "Dans eden Çaycı Hüseyin" aratmasıyla tekrar göz göze geldim.  Yaşam kalitemi arttırmak için acilen bir atılım yapmam gerekiyordu.  "Bu videodan sonra kendime çekidüzen veririm" diyerek oynatma tuşuna basmıştım ki kapı tekrar çaldı.  İşte bu sıra dışıydı.  Üzerinden çok geçmeden üç kere üst üste kapı yumruklandı.  Etrafım sarılmış gibi hissediyordum, ayakta olsam kendimi yere atabilirdim.  Bilgisayarın kapağını yavaşça kapatıp, terliklerimi yerde bıraktım ve parmak uçlarımda kapıya doğru yürüdüm.  İçerde olduğumun bilinmesini hala istemiyordum, sonuçta kapıda beni nasıl bir tehlikenin beklediğini bilmiyordum.  Delikten dışarı baktığımda kendi halinde yaşlı bir adam gördüm. ...

Rüyalar gerçek olsa, her gün katil olurdum! (Çizgili)

Vapur (Çizgili)

Bundan böyle ara sıra eski yazılarımın çizimli hallerini yayınlayacağız. Çizimleriyle bloguma renk katmaya başlayan Utrenya'ya teşekkürler. Sevgiler.