Ana içeriğe atla

Yıkık Şov Podcast

 


 

Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler.

Spotify

Instagram

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Oklahoma’da Dehdıgıdık Bölüm 1

Sizlere sitemizin yeni yazarı Jonathan Hızlıtaşak'ı takdim ederim.  Kendisiyle beraber, olağanüstü maceralara attığımız adımları, Sıçüstü Dedektiflik yazı dizisinin içinde yer vereceğiz.  Şimdi sizi, kendisiyle ilk tanıştığım zamanlara götürecek bir hikaye anlatacağım. Mişigın gölü çevrelerinde ufak bir gezinti yaptığım sıralarda onunla karşılaştım.  Gölün kıyısında oturmuş, çalılıklar arasında şiir yazıyordu.  O sıralar, Mişigın gölü yakınlarında bir alabalık restoranında değnekçi olarak çalışıyordum.  Restoranın önünden "biyrun, aile salonumuz var" diyebileceğim bir kişi dahi geçmediğinden, etrafta dolaşıp müşteri avlıyordum. Şaire yaklaştım, "aile salonumuz var" dedim.  "Sen diyorsun ne?" şeklinde karşılık verdi.  Şair olduğu için devrik cümle kurmadan duramıyordu.  O anda kafamda bir ampul yandı.  Onu avlayabilmek için devrik cümleler kurmaya başladım.  "Var alabalık bizde.  Salonumuz aile çok güzel" deyince karşısında büyük...