Ana içeriğe atla

Yeniden yazma kararları

Sevgili okuyan,

Uzun zamandır yazmıyor oluşumun sebeplerini ve neden artık bir şeyler yazmak istediğimi anlatmak isterim.

Mizahi denemeler yazarak başladığım blog serüvenim zamanla kısa öykülere dönüştü.  Çok kısa öykülerdi ama olsun.  Yazdıklarım asla büyük kitlelere ulaşamadı ama ulaşabildiklerim beni çok sevdi.  Bu sevgi zamanla üzerimde bir baskı oluşturdu ve yazdıklarımı beğenmemeye, benim için mükemmel olanı ortaya çıkarana kadar paylaşmamaya başladım.  Sonuç olarak "paylaştıklarım çok mu mükemmel çıktı" derseniz en azından paylaştığım dönemde içimde oluşan hissiyat öyle olduğu yönündeydi.

Ortaya çıkardığınız ürün içinize sinince olabildiğince fazla kişiye ulaşmayı diliyorsunuz fakat sonuç hayal kırıklığı olabiliyor.  Malum, bir ürünü üretmek kadar pazarlayabilmek de önemlidir.  Aşırı pazarlanan ürünler bende tiksinme hissi yaratıyor.

Yazılarımın genelini 20-35 yaş arasında yazmıştım.  Özellikle eskilere gittikçe, şimdi okuduğum zaman beni bir miktar utandıran anlar olabiliyor.  İddialı sözler, arkasında şu anda duramayacağım fikirler vb.  Yine de o yazıları silmiyorum.  Kimileri için kırıcı oldularsa bu yazıda onlardan özür dileyebilirim. 

Edebi kaygıları bir kenara koyup sadece yazmak niyetindeyim.  Bir nevi günlük gibi ama seyrek yazılan ve herkese açık bir günlük.  Neden günlük tutmayıp buraya yazdığımı soracak olursanız da fikirlerimi önemseyen az sayıda takipçime arada sesimi duyurmak istedim.  Ayrıca günlük tutmak oldukça sikik bir davranıştır.

Eskiden çok fazla okunmak istiyordum ama şimdi yazdıklarımın paylaşılmasını bile istemiyorum. Sadece birileri denk gelirse okusun diye yazmaya karar verdim.  Bunun için herkesin okumayı bırakıp video izlediği bir dönemi seçmiş olmam güzel bir strateji yaptığımı gösteriyor. 

Sonuç olarak kendimi eskisi kadar üretken hissetmesem de arada bir buraya birkaç fikir, belki taze anılarımdan kesitler bırakmaya geldim.  Eğer bu yazıyı okuduysan bir yorum yazıp kendi kendime konuşmadığımı teyit etmeme yardımcı olabilirsin.   

Ve biliyorum ki biz cücük kadar bir aileyiz.

Paylaşmaman dileğiyle. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram

Bukowski vs. Erkin

Günlerden doğum günümdü.  Hiçbir doğum günümde parti gibi bir seçeneği aklımdan geçirmemiştim.  O kadar insanı bir araya getirip, mekanda oluşan samimiyetsiz gülüşleri izlemek pek benim keyif alacağım bir eğlence tipi değildi.  Fakat zaman zaman istemdışı bir partinin etrafımda oluştuğunu da gördüm. Neyse ki size bahsedeceğim doğum günü o partili olanlardan değildi.  Sadece bir arkadaşımla buluşacaktım.   Gece bir bara gidip içeriz diye düşünüyordum.  Akşam yemeğini yedikten sonra Kadıköy'e attım kendimi.  Vardığımda hemen arkadaşımı aradım.  Fakat yaklaşık beş kere aradıktan sonra açtığı telefonda pek de olumlu bir yanıt vermedi. "Kanka çok acil bir işim çıktı, ben bu gece iptalim."  İşte bu haber bende on dakika süren bir yıkılma yaşattı.  "Eve mi dönsem?" diye düşünsem de on dakika dolduktan sonra kendi kendime şevklenmeye başladım.  "Belki de bu bir işarettir.  Bu gece yalnız takılmalıyım.  Önce bir güzel içerim ...