Taksim'in yanında adının bile okunmayacağı kadar boş olan Kadıköy kalabalığında bunalmaktaydım. Beni sıcacık yuvamdan çıkarmayı başaran uzaklardan kısa bir süreliğine İstanbul'a gelmiş bir arkadaşımla buluşacak olmamdı. Hava buz gibiydi. Soğuk rüzgar, önümde yürüyen birbirine sarılı çiftin yarattığı koruyucu duvar etkisi sayesinde bana ulaşamıyordu. Tabii bu yaşadığım sıcaklık biraz da boyumun kısalığından kaynaklanıyordu. O çifti çok sevdim, öyle ki arkalarından hiç ayrılmak istemedim. Fakat biraz yavaş yürüyorlardı. Benim için sorun yoktu. Adımlarımı onlara uygun bir biçimde atmayı öğrenmiştim. O derece birlikte adım atıyorduk ki, yere basma anlarımız bile aynı olmuştu. Senkronize takipte başarılı olduğumu anladım sayelerinde. Ara sıra durup bir dükkanın vitrinine dönüyordu kız, sevgilisine büyük bir sevinçle çantalardan birini gösteriyor, adam ise sıkılgan bir tavırla "evet çok güzelmiş diyordu." Onlar durunca be...