"Şimdi incecik bir sigara sarsam, yanına da sütlü kahve yaparım. Sigara çok ince gelirse bir tane daha sararım" diye içimden geçiriyordum. Yaklaşık bir saat olmuştu müzik yapmaya başlayalı. Sadece kafamdaki programa sadık kalabilmek için son parçaya başlamışken, nikotin isteğim had safhaya varmıştı. Parmaklarım ezbere notaları dizerken ben hiç müzikal bir bilinç taşımıyor, sadece beş dakika sonra içeceğim sigaranın hayalini kuruyordum. Çaldığım parçayı ister istemez tütüne ithaf ediyordum. Derken mekanın önünden Hüsnü'nün geçtiğini gördüm. Üzerinde Fenerbahçe formasıyla Kadıköy'de amaçsız gezinen Hüsnü, o anda görmek isteyeceğim en son kişiydi. Onunla tek ortak noktamız gitarist olmamızdı. Bundan yıllar öncesinde bir konserde tanıştığım Hüsnü'yle o günden beri her karşılaşmamız benim için ayrı bir ızdırap olmuştu. Sokaktan geçerken dönüp içeri baktı. Göz göze geldiğimizde ayıp olmasın diye selamladım. Hüsnü beni gördüğüne ç...