"Buyur kardeşim, geç otur şöyle" diyerek bana masasının önündeki koltuğu işaret etti. Bu "kardeşim" sözcüğü beni hep rahatsız ediyordu. Hele bir de bunu arkadaşım bile olmayan birinden duyunca yakında geleceklerden fazlasıyla korkmaya başlıyordum. Koltuğuma oturdum etrafı hızlıca inceledim. Penceredeki jaluzi, duvarın dibinde duran yazıcı ve odanın köşesinde duran deve tabanı bana burasının bir ofis olduğunu haykırıyordu. O sırada o da masasının gerisindeki koltuğuna yerleşti ve kendinden emin bir poza girdi. "Nasılsın kardeşim?" diye sordu. Açıkçası pek iyi değildim. Kız arkadaşımla yaşıyordum ve maddi durumum pek iyi değildi. Para kazanma konusunda üzerimde büyük bir baskı hissediyordum fakat mesleğimi kullanarak bu konuda başarılı olamıyordum. "İyiyim sen nasılsın?" "Ben de iyiyim" derken eline aldığı kalemi üç parmağı arasında döndürmeye başladı. "Çay? Kahve? Ne içersin?" "Çay olur" dedim. Bunu çay se...