Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Özledim Seni

Sular damlıyor bugün Evimin çatısından Salih Kümesçi, 43 yaşında Bartın'da yaşıyor, 35 yıldır şiir yazıyor.  Bu şiiri evden kaçan kedisi için yazmış. Nereye gittin kimbilir, İrkilerek uyandım uykumdan Neler yapıyorsun uzaklarda? Aklımı kaçırıp çıktım evden Manava sordum seni I-ıhh dedi Nafile geldi bütün çabam Arar oldum seni kasap önlerinde. Kediye sahip çıkamamış, adam değildir diyorlar Osursa lavanta kokar, yumuşaktır diyorlar Rezil ettin beni cümle aleme Ulan naz etme geri dön işte Mısır aldım sana, yanına da erişte.

Oklahoma’da Dehdıgıdık Bölüm 2

Kodesin arka bahçesine parmaklıklar arkasından bakarken, bir bayanın kaldırımda dikildiğini gördüm.  Upuzun bir ağızlığın ucunda sigarasını tüttürüyordu.  Günlerdir sigaraya hasrettim. -"Hanımefendi!" diye seslendim. Şaşırıp döndü, etrafına bakındı, beni görünce bakışları değişti.  Saçlarıyla oynayarak önüme kadar geldi. -"Efendim yakışıklı?" dedi fakat sesi erkek sesiydi.  Özellikle inceltmeye çalışıyordu.  Belli ki kendisine bayan muamelesi yaptığım sürece bana iyi davranacaktı.  Ve kasabada beni kodesten çıkarabilecek tek kişi kendisiydi. -"Bir dal sigara verir misin güzel kız?" -"Tabii ki." dedi.  Dönemin en kaliteli sigaralarından olan Teksas 216 pakedini çıkartıp içinden bir dal uzattı.  Uzatırken elleri titriyordu. -"Çok teşekkür ederim.  İsminiz bu arada?" -"Belladonna Güngör.  Ya siz?" -"Ben Teynist."  Derken gözüm elmas küpelerine ilişti.  "Soylu bir eşiniz olsa gerek" dedim. Üzülerek ...

Oklahoma’da Dehdıgıdık Bölüm 1

Sizlere sitemizin yeni yazarı Jonathan Hızlıtaşak'ı takdim ederim.  Kendisiyle beraber, olağanüstü maceralara attığımız adımları, Sıçüstü Dedektiflik yazı dizisinin içinde yer vereceğiz.  Şimdi sizi, kendisiyle ilk tanıştığım zamanlara götürecek bir hikaye anlatacağım. Mişigın gölü çevrelerinde ufak bir gezinti yaptığım sıralarda onunla karşılaştım.  Gölün kıyısında oturmuş, çalılıklar arasında şiir yazıyordu.  O sıralar, Mişigın gölü yakınlarında bir alabalık restoranında değnekçi olarak çalışıyordum.  Restoranın önünden "biyrun, aile salonumuz var" diyebileceğim bir kişi dahi geçmediğinden, etrafta dolaşıp müşteri avlıyordum. Şaire yaklaştım, "aile salonumuz var" dedim.  "Sen diyorsun ne?" şeklinde karşılık verdi.  Şair olduğu için devrik cümle kurmadan duramıyordu.  O anda kafamda bir ampul yandı.  Onu avlayabilmek için devrik cümleler kurmaya başladım.  "Var alabalık bizde.  Salonumuz aile çok güzel" deyince karşısında büyük...

Rüyalar gerçek olsa, her gün katil olurdum!

Ara sıra gördüğüm bir rüya var.  Bu rüyada misafirlikteyim.  Rüyanın en üzücü yanı da zaten misafirlikte olmam.  İnsanların rüyasında, devasa bir ormanın ortasında, kaplanlarla güreşiyor olması aklıma geliyor ve ben mal mal bakınıyorum.  "Hadi" diyorum "güreşmeyi geçtim de, hiç değilse ünlü birinin evinde olsaydım" kendi kendime.  Fakat olmuyor.  Her seferinde kendimi hısım, akraba ziyaretinde buluyorum.  Akraba desem daha doğru.  Hısım nedir? Yine bir gün o rüyayı görüyordum.  Misafirlikte çişim geliyor, tuvalete gidiyorum.  Fakat bir süre sonra tuvalet diye gittiğim yerin, ev sahibinin yatak odası olduğunu fark ediyorum.  Yerde bir halı görüyorum.  'Yatak odasında halının ne işi var' diye düşünmeden işemeye başlıyorum.  Halının üzerine işerken de, içimden "bu çok doğal.  Zaten biz kendi evimizde de hep halının üzerine işeriz." diye geçiriyorum. Çişim bitince birden ayılıyorum.  "Ne yaptım ben?  Nasıl te...