Ana içeriğe atla

Aşırı sosyal ortam sigarası

     Hayatımın belli dönemlerinde kendi isteğimle olmadan ve içinde bulunmaktan kesinlikle haz duymadığım aşırı sosyal ortamlara girmek zorunda kaldım.  Sosyal olmadığımdan demiyorum ama aşırı sosyal de değilim hani.  Genellikle bir arkadaşımın vasıtasıyla "gel yaa çok kafa tipler" şeklinde ikna edilerek sokulduğum bu tür  ortamlarda zamanla şunu öğrendim ki "çok kafa tip" kavramı gerçekten benden oldukça uzak bir kafaymış.
     Öncelikle isterseniz size "aşırı sosyal" diye adlandırdığım ortamların barındırdığı "çok kafa" tiplerin özelliklerinden bahsedeyim biraz.  Masada oturan kızlı erkekli 5-6 kişi sırayla geçen yazdan kalma tatil maceralarını anlatmaktadır.  Yalnız bunlar öyle anılardır ki dinlerken "herhalde sallıyor biraz" dersiniz.  Bu çok kafa tipler nedense kafa dinlemeye yönelik bir yaz tatili durup dururken; bungee jumpingsiz, sörfsüz bir tatili hayal bile edemezler.  Dahası bu ortamlarda her anı oldukça abartılıdır.  Standart bir seks anısı anlatmak adeta günah gibidir bu ekibin içinde.  Çünkü ortamda turnike şeklinde dönen bir seks muhabbeti olduğunu düşünün, herkes kendi anısını anlatır ve eğer dikkatli dinlerseniz her anlatanın bir öncekinden daha abartılı bir anı anlatmış olduğunu görürsünüz.  Mesela birinin kızın içindeyken prezervatifi patlamış diyelim, bir sonrakinin hem prezervatifi patlar hem de kadının kocası girer odaya.  Sanki çok kafa tiplerin kendi içinde ben daha kafayım dermişçesine savaşmasını izler gibi olursunuz.
     Bu arada ben ne mi yapıyorum?
     Tedirginlik içinde bu muhabbetin sona ermesini bekliyor oluyorum genelde.  Bir sigara yakıyorum bir yandan da "ya bu turnike bende son bulursa" "kız geldi seviştik falan desem yakayı kolay kolay kurtaramam" "5 senedir tatil yapmıyorum yazları eve kapanıp gitar çalışıyorum zaten" "nerden çıktı bu sosyal ortam şimdi?" "yahu ben zaten tatile gitsem bungee jumping mi yaparım ara sıra yüzerim bütün gün içerim o kadar" "seks desen kız geldi yattık falan derim basılmasız anı mı olurmuş?".  Sigaram bittikçe yenisini yakıyorum ve içimden beni o ortama sokan arkadaşıma binbir çeşit küfür ediyorum.  Derken arkadaşımın bir bira daha söylediğini görüp ona engel olamıyorum.  Her bira 20 dakika sürse ben o sürede sıkıntıdan 3 sigara içiyorum.  Sonuçta sadece iki saat içinde bulunduğum aşırı sosyal ortam bana simsiyah iki ciğer ve birbirinden anlamsız hikayeler bırakıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Oklahoma’da Dehdıgıdık Bölüm 1

Sizlere sitemizin yeni yazarı Jonathan Hızlıtaşak'ı takdim ederim.  Kendisiyle beraber, olağanüstü maceralara attığımız adımları, Sıçüstü Dedektiflik yazı dizisinin içinde yer vereceğiz.  Şimdi sizi, kendisiyle ilk tanıştığım zamanlara götürecek bir hikaye anlatacağım. Mişigın gölü çevrelerinde ufak bir gezinti yaptığım sıralarda onunla karşılaştım.  Gölün kıyısında oturmuş, çalılıklar arasında şiir yazıyordu.  O sıralar, Mişigın gölü yakınlarında bir alabalık restoranında değnekçi olarak çalışıyordum.  Restoranın önünden "biyrun, aile salonumuz var" diyebileceğim bir kişi dahi geçmediğinden, etrafta dolaşıp müşteri avlıyordum. Şaire yaklaştım, "aile salonumuz var" dedim.  "Sen diyorsun ne?" şeklinde karşılık verdi.  Şair olduğu için devrik cümle kurmadan duramıyordu.  O anda kafamda bir ampul yandı.  Onu avlayabilmek için devrik cümleler kurmaya başladım.  "Var alabalık bizde.  Salonumuz aile çok güzel" deyince karşısında büyük...

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram