Uzun bir zamandır havalar sıcak ve üşümenin nasıl bir şey olduğunu adeta unuttum. Bu yıl ilk yağmur yağdığı zaman arkadaşlarıma sözüm olduğu için evden çıkmış bulundum. Normalde bütün sözlerine sadık bir insan değilimdir, kafanızda öyle bir imaj oluşmasını istemem ama işin ucunda arkadaşlarımla içmem gibi bir durum varsa bu projeyi ertelemek gibi bir lüksüm olamayacağını bilmenizi isterim. Daha sabah vakti ayakkabımın içine çatıdan su damlamış diye sızlanıp nasıl evden çıkacağımı planlarken birden kendimi randevuma yetişmek için ıslak ayakkabılarımla koşuştururken buldum. Yola çıktığımda ayakkabımın zamanla kuruyacağını hayal ettim ve bir süre buna inanabildim. Fakat kaldırımın sağ tarafından sıçrayan su birikintisini üstüme yapışık bir şekilde görünce boşa hayal kurduğumu fark etmiştim. Arkadaşlarımın yanına vardığımda ayaklarım su içindeydi ve tek isteğim içebilmekti. O rakı açıldığında dünyam değişmişti. Çok eğlenceli bir üç saat geçirdikten sonra (ki bu üç saat boyunca dışarda hafif dahi bir yağmur yağdığına şahit olamamıştık) evime fırtınalar içinde vardım. Çok üşümüştüm fakat bu saatten sonra kombi açmayım diyerek yorganın altına girdim.
Dedim ya üşümenin nasıl bir şey olduğunu unutmuşum bile. Uzun zamandan sonra sadece o gece şahit olabilmiştim. Fakat o gece öyle canım çekmişti ki o kombiyi yakmayı, sadece yorganın altında ısınabileceğim için yakmamıştım. Sonrasında gelen bir hafta boyunca o kombi hiç yanmadı. Ayakkabılarım, sadece benim alışkanlığım olduğundan dolayı yanmayan bir kaloriferin dibinde beklemiş, ancak beş günde kendi kendine kurumayı başarabildi. O yağmurun üstüne geçen bir hafta sonunda kombinin o tatlı sıcaklığını ne kadar özlediğimi farkettim. Ama üşüyememenin acısını da ilk kez yaşadım bu sene. Üşümek istiyorum ama acımasızca değil, sadece kombi yaktırabilecek kadar.

Yorumlar
Yorum Gönder