Ana içeriğe atla

Kombi

     Uzun bir zamandır havalar sıcak ve üşümenin nasıl bir şey olduğunu adeta unuttum.  Bu yıl ilk yağmur yağdığı zaman  arkadaşlarıma sözüm olduğu için evden çıkmış bulundum.  Normalde bütün sözlerine sadık bir insan değilimdir, kafanızda öyle bir imaj oluşmasını istemem ama işin ucunda arkadaşlarımla içmem gibi bir durum varsa bu projeyi ertelemek gibi bir lüksüm olamayacağını bilmenizi isterim.  Daha sabah vakti ayakkabımın içine çatıdan su damlamış diye sızlanıp nasıl evden çıkacağımı planlarken birden kendimi randevuma yetişmek için ıslak ayakkabılarımla koşuştururken buldum.  Yola çıktığımda ayakkabımın zamanla kuruyacağını hayal ettim ve bir süre buna inanabildim.  Fakat kaldırımın sağ tarafından sıçrayan su birikintisini üstüme yapışık bir şekilde görünce boşa hayal kurduğumu fark etmiştim.  Arkadaşlarımın yanına vardığımda ayaklarım su içindeydi ve tek isteğim içebilmekti.  O rakı açıldığında dünyam değişmişti.  Çok eğlenceli bir üç saat geçirdikten sonra (ki bu üç saat boyunca dışarda hafif dahi bir yağmur yağdığına şahit olamamıştık) evime fırtınalar içinde vardım.  Çok üşümüştüm fakat bu saatten sonra kombi açmayım diyerek yorganın altına girdim.
     Dedim ya üşümenin nasıl bir şey olduğunu unutmuşum bile. Uzun zamandan sonra sadece o gece şahit olabilmiştim.  Fakat o gece öyle canım çekmişti ki o kombiyi yakmayı, sadece yorganın altında ısınabileceğim için yakmamıştım.  Sonrasında gelen bir hafta boyunca o kombi hiç yanmadı.  Ayakkabılarım, sadece benim alışkanlığım olduğundan dolayı  yanmayan bir kaloriferin dibinde beklemiş, ancak beş günde kendi kendine kurumayı başarabildi.  O yağmurun üstüne geçen bir hafta sonunda kombinin o tatlı sıcaklığını ne kadar özlediğimi farkettim.  Ama üşüyememenin acısını da ilk kez yaşadım bu sene.  Üşümek istiyorum ama acımasızca değil, sadece kombi yaktırabilecek kadar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Oklahoma’da Dehdıgıdık Bölüm 1

Sizlere sitemizin yeni yazarı Jonathan Hızlıtaşak'ı takdim ederim.  Kendisiyle beraber, olağanüstü maceralara attığımız adımları, Sıçüstü Dedektiflik yazı dizisinin içinde yer vereceğiz.  Şimdi sizi, kendisiyle ilk tanıştığım zamanlara götürecek bir hikaye anlatacağım. Mişigın gölü çevrelerinde ufak bir gezinti yaptığım sıralarda onunla karşılaştım.  Gölün kıyısında oturmuş, çalılıklar arasında şiir yazıyordu.  O sıralar, Mişigın gölü yakınlarında bir alabalık restoranında değnekçi olarak çalışıyordum.  Restoranın önünden "biyrun, aile salonumuz var" diyebileceğim bir kişi dahi geçmediğinden, etrafta dolaşıp müşteri avlıyordum. Şaire yaklaştım, "aile salonumuz var" dedim.  "Sen diyorsun ne?" şeklinde karşılık verdi.  Şair olduğu için devrik cümle kurmadan duramıyordu.  O anda kafamda bir ampul yandı.  Onu avlayabilmek için devrik cümleler kurmaya başladım.  "Var alabalık bizde.  Salonumuz aile çok güzel" deyince karşısında büyük...

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram