Ana içeriğe atla

Selam, beni döver misiniz?

Görsel hafızamın zayıf oluşu zaman zaman beni zor duruma sokmuştur.  Ne zaman bir kız arkadaşım olsa buluşmadan önce "ya bu sefer tanıyamazsam" diye düşünür dururum.  Üstelik bu düşünceyi altı aydır birlikte olduğum biri için bile taşıyabilirim.  Ne yaparsam yapayım onun resmini kafamda canlandıramam nedense.

Kimi zaman da olur ki hiç beklenmedik bir şekilde birini tanıyacağım tutar.  Mesela iki hafta öncesinde aynı masada bulunduğum ve uzunca bir süre muhabbet ettiğim birini, yolun karşısından, bir arkadaşıyla gelirken görmüş olsam hemen selam veririm.  Ama öyle cıvık bir şekilde değil; "hatırlarsın, geçenlerde konuşmuştuk" dermişçesine gülümseyerek kafamı sallarım.  Sıklıkla böyle durumlarda karşı taraf beni tanımaz ve yüzüme bön bön bakar.  Bense karşımdakinin art niyetli olduğunu düşünmekten kendimi alıkoyamam.  Yanımdan geçip gittiğinde ise arkadaşına dönüp "niye selam verdi ki şimdi bu lavuk?" demiş gibi gelir.

Geçenlerde bir arkadaşımı çalıştığı cafede ziyaretine gittim.  Cafenin kapısında bana arkası dönük tıpkı onun gibi uzun saçlı birini görünce gayet yavşak bir ses tonuyla "kankanaaaaer?" diye seslendim.  Soğuk bir sesle "iyiyim" diyerek arkasını döndü hiç tanımadığım biri.  Çok utanmıştım o anlık.  İki gün önce tekrar aynı cafeye gittiğimde arkadaşımı otururken gördüm ve yanına kadar gittim.  Tam "kanka" diyeceğim esnada bir önceki yaşadığım olay aklıma geldi.  Görüşmediğimiz süre içinde sakallarını kesmiş olan arkadaşımın o anda başka biri olma ihtimali gözümde gittikçe yükselmekteydi.  Dalmış ve beni görmemişti.  Bir dakika kadar başında dikildim yüzüme bakmadı bile.  Sonrasında uzaktan inceledim "bu kim acaba?" diyerek.  Bu sefer karıştırmadığımı anladığım anda o da beni görüp selam vermişti zaten.

Bu konuyu biraz daha açmak gerekirse aslında büyük bir tehlikenin içinde olduğumu görebiliriz.  Bütün arkadaşlarıma "kanka naber?" diyerek yaklaşmam.  Mesela kimisine "naber lan piç?" derim.  Yolda karşılaştığım birine belki, çok da iyi görmeyen gözlerimin katkısıyla, çok yakın bir arkadaşıma benzetip "naber lan piç?" diye sesleneceğim.  Ve bu adam günlük yaşantısında sokaktan milleti çevirip dövmeyi adet edinmiş biri çıkacak belki de.  O günü şanslı günüymüş gibi görerek ağzımı burnumu kıracak.  Beni esas üzecek olan 25 yıldır dayak yemeden geçmiş yaşantımda yeni kanlı bir sayfa açılacak olmasıdır.


Belki de en mantıklısı sokakta gördüğümüz kişiden ilk selamı beklemektir.  Fakat yarın öbür gün olur da beni bir arkadaşınıza benzetip "naber lan piç?" diyecek olursanız bilin ki hiç bozuntuya vermem, "iyiyim abi" deyip geçerim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram

Bukowski vs. Erkin

Günlerden doğum günümdü.  Hiçbir doğum günümde parti gibi bir seçeneği aklımdan geçirmemiştim.  O kadar insanı bir araya getirip, mekanda oluşan samimiyetsiz gülüşleri izlemek pek benim keyif alacağım bir eğlence tipi değildi.  Fakat zaman zaman istemdışı bir partinin etrafımda oluştuğunu da gördüm. Neyse ki size bahsedeceğim doğum günü o partili olanlardan değildi.  Sadece bir arkadaşımla buluşacaktım.   Gece bir bara gidip içeriz diye düşünüyordum.  Akşam yemeğini yedikten sonra Kadıköy'e attım kendimi.  Vardığımda hemen arkadaşımı aradım.  Fakat yaklaşık beş kere aradıktan sonra açtığı telefonda pek de olumlu bir yanıt vermedi. "Kanka çok acil bir işim çıktı, ben bu gece iptalim."  İşte bu haber bende on dakika süren bir yıkılma yaşattı.  "Eve mi dönsem?" diye düşünsem de on dakika dolduktan sonra kendi kendime şevklenmeye başladım.  "Belki de bu bir işarettir.  Bu gece yalnız takılmalıyım.  Önce bir güzel içerim ...