Ana içeriğe atla

Yersiz Davranışlar -II-

Kız:  Saat geç oldu hadi hesabı isteyelim de kalkalım.
Erkin:  Nasıl gideceksin eve?
K:  Normalde dolmuşa binerim ama bugün taksiye bineceğim sanırım.
"Dolmuş daha uzaktan kalkıyor, bir an önce benden kurtulmak istiyor herhalde" diye geçirdim içimden.
E:  Yalnız bir sorun var hesabı sen isteyebilir misin?  Ben o hareketi bir türlü yapamıyorum.
K:  Hangi hareketi yapamıyorsun canım?
E:  Hani elinde kalem var da, bir şeyler karalıyormuş gibi hesap istiyorlar ya, o tavır bana çok ukalaca geliyor.  Üstelik burada adisyonları kağıtta değil bilgisayarda tutuyorlar.  Yani kalem kullanmak yerine parmak basıyorlar. Şimdi ben garsonun gözüne parmağımı sokar gibi yaparsam pek hoş karşılamaz sanıyorum.
Kızın canı sıkılmaktadır çabucak hesabı isteyip konuyu kapatmaya çalışır.
K:  Off tamam, istedim işte.

O gün ilk buluşmamızdı.  3-4 saat muhabbet ettikten sonra bir miktar öpüşmüştük.  Sümen masaya geldi, tam ortamızda duruyordu.  O andan itibaren derin bir sessizlik oluştu.  Hani bir erkek tipi vardır ya, hesap gelince karşısındakine kesinlikle göstermez, çaktırmadan içine parasını koyar, "hadi kalkalım" der.  İşte ben o adam kesinlikle değilim.  Sevgilim veya bir arkadaşım olsa zaman zaman mümkündür tabii ki.  Fakat ilk kez buluştuğu bir adamdan bunu bekleyecek bir kızla karşı karşıyaydım.  İnadına, sümeni tam ortamıza açtım, fakat kesinlikle kar etmiyordu.  Kızın hiç bir şekilde umrunda olmamıştı.  Hatta öyle bir durumdaydık ki, kız "hadi öde de gidelim" diye gözümün içine bakıyordu.  Sonunda ben kaybettim.  Parayı ödedik ve çıktık.

Çıktık, kendisini taksiye bıraktım ve arkama bakmadan yürüdüm gittim.  O gün neden dolmuş yerine taksiye bineceği bir anda kafama dank etmişti.  İşin ilginç yanı ise kızın ilerleyen günlerde benden bir ilişki beklemeye başlamasıydı.  En fazla üç buluşmaya iflas edeceğim garantiydi.  Yıllar sürmüş ilişkisizlik kararımda ne kadar haklı olduğumu vurgulamak için birebir olmuştu bu tecrübe.

Tabii ki bütün kadınlar böyle değildir.  İlişki yaşadıklarımın hiçbiri bu şekilde davranmamıştır bana.  Zaten öyle bir durumda hiçbir ilişkim uzamazdı da.  Fakat ne yaparsanız yapın kaçamayacağınız şey, size yerli yersiz trip atmalarıdır.  Ortada elle tutulur bir sebep yokken beliriveren bu triplerden kurtulabilmek için, şekilden şekile girer, türlü maymunluklar yaparsınız.  Karşınızdaki ise ufak bir zaferin sevincini yaşamakta olacaktır.  Yıllar süren bir mücadele içerisinde fark edilecektir ki bu kadın saldırılarının en huzur verici çözümü, hiç umursamamaktır.

Kabul etmek gerekirse biraz rahatsız bir tip olduğumu söyleyebilirim.  Fakat çok değil.  Yıllardır "bu zırvalıklara katlanmaktansa hiç ilişki yaşamam" dediğim halde, bir gün bu tutumumun tamamen yersiz olduğunu fark ettim.

Birkaç gün öncesinden randevulaştığım, internetten tanıdığım bir kızın, buluşmadan önceki gece internete geç girdiğim için "artık şansını kaybettin!" diyerek beni terslemesi beni çok şaşırtmıştı.  Sevgilim neyse de, internetten alakasız bir kızın bana trip atıp durması, son zamanlarda çok başıma gelmiştir.  Sonuç aynı: hiç umursanmamak.

Kadınların her şeyi bir ilişki çerçevesinde yapmak istiyor olmasını anlıyorum fakat bazen, bu durum komik boyutlara ulaşabiliyor.  Geçenlerde bir arkadaşımın anlattığı ilginç bir hikaye var ki, hala şaşkınlığımı üzerimden atamadım.  Bir süredir takıldığı kız, kendisine grup seks yapmayı çok istediğini söylemiş.  Fakat, henüz yapamadan, kız kendisine "ilişkimiz nereye gidiyor?" sorusunu utanmadan sormuş.

Bana ne zaman böyle bir soru sorulsa, ortamı inanılmaz bir sessizlik kaplar.  Sonra da "iyi gidiyor işte" diyerek geçiştiririm.  Fakat kadınların en seks düşkününün bile, durumu bir ilişkiye çevirme çabasının olduğunu bilmek son derece ürkütücüdür.  İşin ilginç bir farklı yanı ise, erkekleri hep seks düşünmekle suçlamalarıdır.  Siz düşünmüyorsunuz, biz de düşünmesek kim düşünecek bu seksi biraz da onu düşünün.

Peki, ilişki fobinizi yenip, yıllar sonra bir kızla ilişkiye başlar ve tam bir ay sonrasında bakire olduğunu öğrenirseniz ne yaparsınız?  Bana sorarsanız hemen terk edin, aksi takdirde, eğer mantıklı düşünen ve sağlıklı bir erkekseniz, bu hastalıklı ruh sizi en kısa zamanda bırakmanın yollarını arayacaktır.

Şimdi size ufak bir itirafta bulunabilirim.  Aklımın hep orada olduğu bir gerçek.  Fakat bazen yukarı doğru tırmanmaya başlıyor, ancak ellerime kadar ulaşabiliyor.  O zamanlarda da, ya gitar çalıyorum ya da yazılarımı yazıyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram

Bukowski vs. Erkin

Günlerden doğum günümdü.  Hiçbir doğum günümde parti gibi bir seçeneği aklımdan geçirmemiştim.  O kadar insanı bir araya getirip, mekanda oluşan samimiyetsiz gülüşleri izlemek pek benim keyif alacağım bir eğlence tipi değildi.  Fakat zaman zaman istemdışı bir partinin etrafımda oluştuğunu da gördüm. Neyse ki size bahsedeceğim doğum günü o partili olanlardan değildi.  Sadece bir arkadaşımla buluşacaktım.   Gece bir bara gidip içeriz diye düşünüyordum.  Akşam yemeğini yedikten sonra Kadıköy'e attım kendimi.  Vardığımda hemen arkadaşımı aradım.  Fakat yaklaşık beş kere aradıktan sonra açtığı telefonda pek de olumlu bir yanıt vermedi. "Kanka çok acil bir işim çıktı, ben bu gece iptalim."  İşte bu haber bende on dakika süren bir yıkılma yaşattı.  "Eve mi dönsem?" diye düşünsem de on dakika dolduktan sonra kendi kendime şevklenmeye başladım.  "Belki de bu bir işarettir.  Bu gece yalnız takılmalıyım.  Önce bir güzel içerim ...