Ana içeriğe atla

Mühendis

Dengesiz bir kızdı fakat o kadar güzeldi ki, bu güzelliği bütün kusurlarını affediyordu.
-"Vajinamda kekremsi bir tat var" dedi birdenbire.
-"Şimdiye kadar hiç öyle bir tat duymamıştım.  Tarif edebilir misin acaba?" diye sordu adam merakla.
-"Hani böyle ne acı, ne ekşi, ne tatlı ne de tuzludur o tat.  Sanki hepsinden biraz varmış gibi.  Tadarken biraz irkilsen de bilinçsizce tekrar tatmaya yönelirsin."
-"Gerçekten merak ettim.  Tadına bakmak isterim izin verirsen."
-"Cüretkar tavrın çok hoşuma gitti.  Sanırım gecenin sonunda tattırabilirim."

Kız, adamın özgüveninden çok etkilenmişti.  Bu henüz ilk randevularıydı.  Adamı ise bir heyecan bastırmaya başladı.

-"Yanlış anlama, yine meraktan soruyorum.  Nasıl oldu da vajinanla tat almayı başardın?"
Kız gülümsedi:
-"Eh bunda bilinmeyecek ne var?  Sonuçta beş duyu organımız yok mu?  Göz, kulak, burun, dil, vajina."
Adam bilgin bir tavırla:
-"Yalnız bir konuda yanlışın var; vajina tat almaz aksine tat verir."
Kızın hayranlığı bir kat daha artmıştı bu konuşmadan sonra.
-"Çok bilgili bir adam olmalısın sen.  Tahsilini ne üzerine yaptın?"
Adam, sanki beklediği soruyu duymuşçasına, yüzünde mutlu bir ifadeyle kasılarak:
-"Ben su ürünleri mühendisiyim" dedi.

Kızın o güleryüzü birdenbire donuklaştı.  Kafasını masaya eğdi ve bir süre o şekilde kaldı.  Sonra kendi kendine kahkaha atmaya başladı.  Tek başına attığı kahkaha yetmemiş olacak ki, masaya garsonu çağırdı eliyle, garson yanaştı, kız garsonun kulağına bir şeyler fısıldadı.  Garson da adama çevirdi bakışlarını ve alaycı bir şekilde gülmeye başladı.  Biraz güldükten sonra garson masadan uzaklaştı.

Adam neler olduğunu anlayamıyordu.  Henüz beş dakika öncesine kadar her şey yolunda görünüyordu.
-"Sorun nedir anlamıyorum, neden bu kadar güldün.  Hem o garsona ne söyledin benimle ilgili?"
-"Ne demek 'sorun nedir?'  Bildiğin balıkçısın sen.  Balıkçının tekiyle yemeğe çıktığıma inanamıyorum."
-"Ne balıkçısı yahu, ben bilim insanıyım."
-"Eeh yemişim senin bilimini.  Mühendisten bilim adamı mı olurmuş karaktersiz?"
-"Bak, bence fazla önyargılı yaklaşıyorsun bana karşı.  Hem ne demiş Albert Einstein bilir misin?"
-"Ne?"
-"Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan zordur."
-"O kadar konuşacağına parçalasaymış ya atomu."
-"Eh parçaladı ya zaten."

Kız, adamı başından savmak için bir yol düşünüyordu.  Artık adamın dediklerini umursamıyordu bile.  Tekrar garsonla göz göze geldiğinde yanına çağırdı, kulağına bir şeyler fısıldadı, garson "emredersiniz" diyerek uzaklaştı.  Masaya sessizlik hakimdi.  Üzerinden iki dakika geçtiğinde garson elinde bir fanus ve içinde turuncu bir balıkla masaya geldi.

Kız, parmağıyla balığı işaret ederek:
-"Madem su ürünleri mühendisisin, söyle bakalım bu balığın cinsi ne?"
-"Bunda bilmeyecek ne var canım.  Bu bildiğin Japon balığı."
-"Sığsın işte.  Senin gözünde her çekik gözlü Japon'dur zaten.  Sırf bilgin olsun diye söylüyorum.  Bu bir Tayland balığı" dedi genç kız ve adamın bir kelime daha söylemesine fırsat vermeden kalktı, restoranı terk etti.

Adam, neye uğradığını şaşırmıştı.  Tayland balığıyla bakışıp duruyordu.
-"Çekik gözlü?" dedi kendi kendine.

Yorumlar

  1. bence nobel edebiyat ödülüne aday olacak derece etkileyici adeta bir başyapıt

    YanıtlaSil
  2. teklif geldi ama siyasi bir ödül olduğundan dolayı reddettim.

    YanıtlaSil
  3. her hikayende birileri canlanıyor kafamda ya işte bunda da tam olarak kendimi gördüm. hauaha. masaya gelen çekik gözlü tayland balığında gördüm kendimi =) kesinlikle herkes kendinden bir parça bulabiliyor :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram

Bukowski vs. Erkin

Günlerden doğum günümdü.  Hiçbir doğum günümde parti gibi bir seçeneği aklımdan geçirmemiştim.  O kadar insanı bir araya getirip, mekanda oluşan samimiyetsiz gülüşleri izlemek pek benim keyif alacağım bir eğlence tipi değildi.  Fakat zaman zaman istemdışı bir partinin etrafımda oluştuğunu da gördüm. Neyse ki size bahsedeceğim doğum günü o partili olanlardan değildi.  Sadece bir arkadaşımla buluşacaktım.   Gece bir bara gidip içeriz diye düşünüyordum.  Akşam yemeğini yedikten sonra Kadıköy'e attım kendimi.  Vardığımda hemen arkadaşımı aradım.  Fakat yaklaşık beş kere aradıktan sonra açtığı telefonda pek de olumlu bir yanıt vermedi. "Kanka çok acil bir işim çıktı, ben bu gece iptalim."  İşte bu haber bende on dakika süren bir yıkılma yaşattı.  "Eve mi dönsem?" diye düşünsem de on dakika dolduktan sonra kendi kendime şevklenmeye başladım.  "Belki de bu bir işarettir.  Bu gece yalnız takılmalıyım.  Önce bir güzel içerim ...