Ana içeriğe atla

Tutku

Yatakta uzanmış, uzunca bir süre hiç konuşmamıştık. Bir sigara uzattım, kendiminkiyle beraber yaktım.   Bu uzun sessizlikler hiç hayra alamet değildir.  Bozulduğu anda bütün huzurumun kaçacağını hissedebiliyordum.

"Erkin" dedi aniden.  Sigarasından derin bir nefes çekti.
"Efendim canım" dedim.  Sesim titriyordu.  Tedirgin olmuştum.
"Senin gözünde ben neyim?" diye sordu.

Kalp atışlarım hızlandı bir anda.  Gözümü tavana dikerek daha hızlı çekmeye başladım sigaramı.  Derken sigaram bitti.  Oysa hala saçma sorusuna cevap bekliyordu.

"Taşak" dedim.
"Ne demek şimdi o?" dedi.  Kızmıştı.
"Benim gözümde devasa bir taşaksın sen" dedim.
Anlamsızca baktı yüzüme, konuşmamı sürdürdüm:
"İçindeyken hayatımın en mutlu anlarını yaşıyorum.  Orada uzun süre hayatta kalamayacağımı biliyorum fakat ölümün nasıl bir his olduğunu da tam anlamıyla kestiremiyorum.  Bir gün dışarı çıkabilme ihtimalim o kadar düşük ki; nasıl bir yaşamla karşılaşacağımı umursamıyorum bile.

Sonra kendimi dışarda buluyorum birdenbire.  Samimiyetsiz insanların içinde bir yaşam curcunasında.  Ölüm kadar yaşam da korkunç geliyor gözüme.  Ve seni özlüyorum."

"Peki sen?" dedim sonra.  "Senin gözünde ben neyim?"
"Yarak" dedi kısa ve net bir şekilde.
"Nasıl yani?" dedim.
"Yarak gibi adamsın!" deyip içten bir kahkaha attı.

Saçından kavrayıp gözlerinin içine baktım.  Neşe doluydu.  Hiç kimseyi bu kadar sevemezdim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram

Bukowski vs. Erkin

Günlerden doğum günümdü.  Hiçbir doğum günümde parti gibi bir seçeneği aklımdan geçirmemiştim.  O kadar insanı bir araya getirip, mekanda oluşan samimiyetsiz gülüşleri izlemek pek benim keyif alacağım bir eğlence tipi değildi.  Fakat zaman zaman istemdışı bir partinin etrafımda oluştuğunu da gördüm. Neyse ki size bahsedeceğim doğum günü o partili olanlardan değildi.  Sadece bir arkadaşımla buluşacaktım.   Gece bir bara gidip içeriz diye düşünüyordum.  Akşam yemeğini yedikten sonra Kadıköy'e attım kendimi.  Vardığımda hemen arkadaşımı aradım.  Fakat yaklaşık beş kere aradıktan sonra açtığı telefonda pek de olumlu bir yanıt vermedi. "Kanka çok acil bir işim çıktı, ben bu gece iptalim."  İşte bu haber bende on dakika süren bir yıkılma yaşattı.  "Eve mi dönsem?" diye düşünsem de on dakika dolduktan sonra kendi kendime şevklenmeye başladım.  "Belki de bu bir işarettir.  Bu gece yalnız takılmalıyım.  Önce bir güzel içerim ...