Ana içeriğe atla

99 kuruş

Evimde uzun süren bir tembellik seansından sonra saate baktım ve bir saat sonra ders vermem gerektiğini fark ettim.  Bu farkındalığı yaşadığım anda, altımda şortla oturuyor ve daha yeni sigara yakmıştım.  Sigaram bitene kadar yayılmaya devam ettikten sonra apar topar koşturarak giyinip evden fırladım.  Cebimde sadece beş lira, akbilimde bir lira doksan dokuz kuruşum vardı.  Otobüsle gidip minibüsle dönmeye karar verip durağa doğru yöneldim.  Şansıma, üzerinden çok zaman geçmeden Bostancı otobüsü yanaştı.  Binip akbilimi bastım, boş akbil sesi duydum fakat o kadar emindim ki içinde yeterli para olduğundan, "bu makineleri de ne dandik yapıyorlar" diyerek geçtim.

Arkalara doğru ilerlemem gerekiyordu fakat bir metre kadar sürmedi bu ilerleyiş.  Şoför arkasını dönüp, "arkadaşım senin akbil basmadı" deyince biraz daha diretmeye karar verip "nasıl ya? bastım ya işte" desem de "o akbil boş" diyerek beni ikna etti.

Durumum üzücüydü.  Akbilimde doksan dokuz kuruş kalmış, diğer bir deyişle, bir kuruşum eksik olduğundan dolayı işler uzamaktaydı.  "Size parasını vereyim basarsınız" dedim bir anda cince bir fikirle.  "Ben basamam, yolculardan isteyeceksin" dedi ve o anda dünya başıma yıkıldı.  Bir nevi bir sınava tabi tutulacaktım.  Otobüsten inmek istedim fakat bir sonraki durağa yaklaşmıştık.  Şoförün, benim 'bir durak sonrasına gitmek için böyle bir numaraya kalkıştığımı' düşünecek olması fikri beni içten içe bitirdi.  İnme fikrini hiç sunmadan arkamı döndüm ve yolculara hiç de yüksek olmayan bir sesle "fazla akbili olan var mı?" diye seslendim.  En son ortaokulda sıfır beş uç isterken yaşamıştım bu acizliği.  Yaşlı adamın teki cevapladı sadece, onun cevabı da "yok" oldu.  Bunun ardından şoföre dönüp "yokmuş" dedim kısık bir sesle.  Fakat şoför ısrarcıydı bir lirasını istiyordu.

Yolu izliyor, yeni yolcular başka bir deyişle yeni kurbanlar bekliyordum.  Derken arkadan, omzuma bir akbil dokundu.  Bu 'pıt pıt' dokunuşuyla çok mutlu olmuştum.  Arkamı döndüğümde, benim yaşlarımda türbanlı bir kız gördüm.  Bu kızın, ileride evleneceği güne kadar erkeklerle kurabileceği en yakın temas akbil yardımıyla olacaktı.  Hatta hayatının aşkıyla akbil dokundurmasıyla tanışacaktı.

Gülümsedim, "çok teşekkür ederim" dedim akbilini alıp makineye yanaştırdım, boş akbil sesi duyuldu.  Sinirlenip arkamı döndüm, "bu akbil boş" dedim.  Gülümsedi, "öyle" dedi, akbilini geri aldı.  Delirmek üzereydim.  Artık otobüste benimle dalga geçilmeye başlanmıştı.


Bir-iki durak kadar hiç kimse binmedi.  Sonunda bir çift bindi.  İkisi de aynı akbili basınca heyecanlandım, adama yanaşıp, "akbilinizi kullanabilir miyim acaba?" diye sordum.  "Aylık bu!" dedi.  Tam olarak ne dediğini anlayamasam da "tabii" dedim "aylıksa olmaz tabii."

Şoföre döndüm, aklıma çok zekice bir fikir gelmişti.  "Ben son durağa gidiyorum, orda inip doldurup bassam olmaz mı?" diye sordum.  "Olmaz" diye tersledi şoför, "orda dolum bayii yok"

"Hay bir jiletim olaydı da, şuracıkta bileklerimi keseydim" diye içimden geçirdiğim sırada, deri ceketli bir genç bindi otobüse.  Akbilinde yirmi lira kaldığını gördüm.
Vahşi doğada avınızı iyi seçmelisiniz.  Hayatımda bundan daha vahşi bir ortamda bulunmamıştım.  Onun zayıf yönünü yakaladığınızı göstermeli ve üstüne gitmelisiniz.  Yolun karşısından yaklaşan adamın, sigara pakedinin jelatinini atıp ilk sigarasını yaktığını gördüğünüzü belli ederseniz, sigarasının olmadığını söyleyemez.
Deri ceketiyle yanımdan geçerken "pardon, akbil basabilir misiniz?" dediğimde işte bu duruma düşmüştü.  Bakiyesini gördüğümü biliyordu.  Tiksinerek yüzüme baktı, gidip akbili bastı.  Ardından kendisine beş liramı uzattım, "istemiyorum" dedi fakat bakışında "senin paranı istemiyorum beleşçi piç" ifadesi vardı.  Cebimde kalan son beş liramın tamamını verip eve yürüyerek dönecek kadar gururlu bir insan olmadığımı fark edince, fazla diretmeden parayı cebime geri koydum.

Bostancı'ya bir durak kala inip sigara yaktım.  Hemen yanımdan geçmekte olan adam sigara istedi.  Yakalandığımı fark edip, itiraz edemeden verdim.  Ders başlayana kadar ekosistem üzerine düşündüm durdum.

Yorumlar

  1. beyin uyuşması yaşadım okurken. yer yer güldüm. tebrik ediyorum. ailecek takip ediyoruz.

    YanıtlaSil
  2. Harikaydı yaaa...Çok güldüm.

    YanıtlaSil
  3. Rasgele dahil oldugum sayfanızdan saatlerce cıkamadım ! Gerçekten iyisiniz , sürükleyici yazılar . Fazlasıyla ...

    YanıtlaSil
  4. teşekkür ediyorum tekrar yazmaya başlayacağım zamana kadar siteyi takipte kalmanızı tavsiye ederim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram

Bukowski vs. Erkin

Günlerden doğum günümdü.  Hiçbir doğum günümde parti gibi bir seçeneği aklımdan geçirmemiştim.  O kadar insanı bir araya getirip, mekanda oluşan samimiyetsiz gülüşleri izlemek pek benim keyif alacağım bir eğlence tipi değildi.  Fakat zaman zaman istemdışı bir partinin etrafımda oluştuğunu da gördüm. Neyse ki size bahsedeceğim doğum günü o partili olanlardan değildi.  Sadece bir arkadaşımla buluşacaktım.   Gece bir bara gidip içeriz diye düşünüyordum.  Akşam yemeğini yedikten sonra Kadıköy'e attım kendimi.  Vardığımda hemen arkadaşımı aradım.  Fakat yaklaşık beş kere aradıktan sonra açtığı telefonda pek de olumlu bir yanıt vermedi. "Kanka çok acil bir işim çıktı, ben bu gece iptalim."  İşte bu haber bende on dakika süren bir yıkılma yaşattı.  "Eve mi dönsem?" diye düşünsem de on dakika dolduktan sonra kendi kendime şevklenmeye başladım.  "Belki de bu bir işarettir.  Bu gece yalnız takılmalıyım.  Önce bir güzel içerim ...