Sizlere yakın bir arkadaşımın başından geçmiş bir hikayeyi anlatmak istiyorum:
-"Hocam, şu soruyu okuyamıyorum."
-"Zaten bir tane soru var evladım, salak mısın? 'Risk nedir?' yazıyor" dedi.
Öğrenci kafasını öne eğerek kısık ama duyulabilir bir sesle:
-"Soktuğumun ukalası" diye söylendi kendi kendine.
-"Ne dedin sen? Bir daha söylesene" diyerek kafasını öğrencinin hizasına eğdi.
Kafasını eğmesiyle birlikte öğrenci, profesörün at kuyruğundan yakalayarak arkasına geçti. Yıllardır bu soruyu beklemiş olan öğrenci ceketinin içinde saklamış olduğu ekmek bıçağını profesörün gırtlağına dayadıktan sonra sınıftakilere seslendi:
-"Şimdi herkes sakin olsun. Şu, elimde görmüş olduğunuz bıçak, basit bir ekmek bıçağıymış gibi görünse de ayakkabıyı keser, mermeri kanırtır. O yüzden kimse üstüme gelmeye kalkışmasın" dedikten sonra profesöre bir kumaş parçası verdi ve gözlerini bağlamasını söyledi.
Profesör gözlerini bağlayınca, kendi ekseni etrafında hızlıca beş kere döndürüp, eline ekmek bıçağını tutuşturdu. Çantasından elma çıkarttı.

-"Şimdi bir oyun oynayacağız. Kafama koymuş olduğum bu elmayı gözün kapalı bıçaklayacaksın profesör" diyerek iki metre uzağında dikilmeye başladı.
Sınıfta herkes gergindi çünkü arka tarafta, bıçağın denk gelebileceği başka öğrenciler de vardı. Profesör bıçağı rastgele fırlattı, arka taraftaki başka bir öğrencinin omzuna saplandı. Ve bıçak gerçekten keskin çıkmıştı.
Kafasından indirdiği elmayla vurulan öğrencinin yanına giderek, omzundan akan kana parmağını bastı. Alnına RİSK yazdıktan sonra profesörün yanına gitti, gözlerini açtı. Profesör karşısında duran psikopatı inceledi, alnındaki yazıya baktı, "işte risk budur" diye ağlamaya başladı.
İşte o öğrenci Albert Einstein'dı!
beni ters köşeye yatırttığın nadide eserin..
YanıtlaSilsüper bir izleyicisin sadece yorum yazmıyorsun bir de üstüne okuyorsun (öyle görüküyor yani) hemen ben de fallow edecem. bak şimdi.
Sil