Ana içeriğe atla

Oklahoma’da Dehdıgıdık Bölüm 4

Gözlerimi açtığımda hava kararmış, bilmediğim bir yerde yatıyordum.  Omzum sargılıydı.  Sol tarafıma baktığımda bir kızılderili gördüm.  Kimdi bu adam?  Bir an kızılderililer tarafından kaçırılmış olabileceğimi düşündüm.  Fakat daha bu sabah omzumdan vurulmuştum.  Daha kötü bir şey olamayacağını düşündüğümden fazla paniklemedim.

Kızılderili sargılı omzumu işaret etti.  Teşekkür ettim fakat kendisi cevap vermeye tenezzül etmiyordu.
"Sam sana Burbur ve Belladonna'nın nasıl birer bela olduğundan bahsetmemiş herhalde" dedi sağ tarafımdan bir ses.
Bu sefer kafamı o yöne çevirdim ve bir kovboy gördüm.  "Sen kimsin?" diye sordum.
"Ben Jonathan Hızlıtaşak.  Bu da Ne İdüğü Belirsiz Boğa" dedi kızılderiliyi göstererek.
"Memnun oldum.  Ben de..." dememe kalmadan "Teynist" diye tamamladı sözümü.
"Uzun zamandır seni izliyorduk.  Sam'in barında bardak ovalarken sendeki silahşör ışığını sezmiştik."
"Kızılderili içgüdüsü sayesinde herhalde" dediğim anda Ne İdüğü Belirsiz Boğa suratıma sepesert bir tokat bastı.
"Eğer kızılderili olsaydı ona ne idüğü belirsiz demezdik.  Hayatta en nefret ettiği şey kızılderili sanılmasıdır."
"İyi ama tipi de aynı kızılderili kusura bakmasın" dememle birlikte bir tokat daha geldi Ne İdüğü Belirsiz Boğa'dan.  Ne İdüğü Belirsiz Boğa yüzündeki o nemrut ifadeyi ne olursa olsun bozmuyordu.

"Silahşörlüğüne diyecek yok doğrusu Teynist.  Sam seni çok iyi eğitmiş fakat hala eğitimin bizim ekibimize katılabilmen için yeterli değil" dedi Jonathan.
"Ekip derken?"
"Biz para karşılığında kötüleri ellerinden vururuz."
"Bu iş tam bana göreymiş."
"O zaman son bir eğitime girmen gerekiyor. Ama önce omzun iyileşsin."

Bir hafta sonra yeterince iyileştiğime karar verdik ve son eğitim için hazırdım.  Jonathan gözlerimi bağladıktan sonra elime bir tabanca tutuşturdu.  "Ne İdüğü Belirsiz Boğa ile aynı odada olacaksın.  Sese yoğunlaş ve duyduğun yöne ateş et" dedi.

Uzunca bir süre hiçbir yöne ateş etmedim.  Sesleri daha iyi ayırmaya çalıştım.  yaklaşık on beş dakika sonra arkamdan  Ne İdüğü Belirsiz Boğa'nın nefesini duymamla birlikte dönüp ateş ettim.

Jonathan odaya dalıp gözlerimi açtı.  "Bravo Teynist!  Bunu başaracağından hiç kuşkum yoktu.  Ne İdüğü Belirsiz Boğa'yı tam nefesinden vurdun."  Ne İdüğü Belirsiz Boğa'nın hiçbir şeyi yoktu, sadece yüksek sesle hapşırdı.  Yüzündeki ifade hala değişmiyordu.  "Gördün mü hayatında ilk kez bu kadar yüksek bir ses çıkarttı" dedi Jonathan.  "Senin bu nefes vurma tekniğin sayesinde karanlıkta düşmanı hapşırtıp yerini kolayca bulabiliriz."
Ekibe alındıktan sonra
kendimi sevinçten kaybedişim.

Artık biz bir ekiptik.  Jonathan ve ben sabahtan akşama boş şişelere ateş ediyor, siz deyin beş yüz biz diyelim bin beş yüz mermi harcıyorduk günde.  İkimiz deliler gibi ateş ederken Ne İdüğü Belirsiz Boğa'yı ise  bize iş bulması için görevlendirmiştik.  Yaklaşık on bin mermi harcadıktan sonra mermi alacak paramız da kalmamıştı.  Uzun zamanlık işsizliğimizin sebebi Ne İdüğü Belirsiz Boğa'nın halkla ilişkilerinin zayıflığı olabilir miydi?

                                                                        DEVAM EDECEK

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seğirtmek

"ve sağa doğru seğirterek yürümeye devam etti Josef K." Utanarak söylüyorum ki, en sevdiğim yazarlardan biri olan Franz Kafka'yı ne zaman düşünsem, aklıma bu cümleden başka bir şey gelmiyor.  Yıllardır beynime kazınmış şu "seğirtmek" sözcüğü ve anlamını bilmesem de tahmin edebiliyorum sadece.  "Kamuran Şipal'in edebiyatımıza kattığı en önemli şey nedir?" diye kime soracak olsanız, "Kafka" yanıtını alırsınız.  Maalesef benim yanıtım "seğirtmek" olacaktır.  Hayranlıkla okunmuş o kadar kitaptan sonra akılda tek kalan şeyin seğirtmek fiili olması üzücü değil midir?  Bu durumda çevirmenimiz, yazarın bir adım önüne geçmiş olmaz mı? Aslında ben bu seğirtmek travmasını atlatalı uzunca bir zaman geçmişti ki geçenlerde bir arkadaşım bana Herman Hesse'nin Demian isimli romanını verdi.  Kitabın kapağında "Çeviri: Kamuran Şipal" yazısını görünce bir anda ağzımdan "şimdi seğirttik işte" sözleri çıktı.  Neyse her tü...

Yıkık Şov Podcast

    Uzun zamandır bir şey yazmaya üşeniyorum.  Bu nedenle konuşmaya karar verdim.  "Yıkık Şov" isimli podcastimize spotify üzerinden ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar yazılarımı okumuş olanlar Muhsin, Hilmi ve Latif arasından hangisinin ben olduğunu kolayca anlayabilecektir.  Yaşattığım yazısızlıktan dolayı kusura bakmayın.  Umarım size keyifli vakit geçirtebiliriz.  Kişisel tavsiyem 3. bölümden itibaren dinlemeye başlamanız olacaktır.  Yaptıkça geliştirdiğimiz bir konu podcast.  Ses sorunlarını aşmamız sanırım 6 bölümü aldı ama artık iyice içimize sinen bir yayın haline geldi.  Ayrıca instagram üzerinden de yikiksov hesabında küçük kesitler bulabilirsiniz.  Herkese keyifli dinlemeler. Spotify Instagram

Bukowski vs. Erkin

Günlerden doğum günümdü.  Hiçbir doğum günümde parti gibi bir seçeneği aklımdan geçirmemiştim.  O kadar insanı bir araya getirip, mekanda oluşan samimiyetsiz gülüşleri izlemek pek benim keyif alacağım bir eğlence tipi değildi.  Fakat zaman zaman istemdışı bir partinin etrafımda oluştuğunu da gördüm. Neyse ki size bahsedeceğim doğum günü o partili olanlardan değildi.  Sadece bir arkadaşımla buluşacaktım.   Gece bir bara gidip içeriz diye düşünüyordum.  Akşam yemeğini yedikten sonra Kadıköy'e attım kendimi.  Vardığımda hemen arkadaşımı aradım.  Fakat yaklaşık beş kere aradıktan sonra açtığı telefonda pek de olumlu bir yanıt vermedi. "Kanka çok acil bir işim çıktı, ben bu gece iptalim."  İşte bu haber bende on dakika süren bir yıkılma yaşattı.  "Eve mi dönsem?" diye düşünsem de on dakika dolduktan sonra kendi kendime şevklenmeye başladım.  "Belki de bu bir işarettir.  Bu gece yalnız takılmalıyım.  Önce bir güzel içerim ...