Gözlerimi açtığımda hava kararmış, bilmediğim bir yerde yatıyordum. Omzum sargılıydı. Sol tarafıma baktığımda bir kızılderili gördüm. Kimdi bu adam? Bir an kızılderililer tarafından kaçırılmış olabileceğimi düşündüm. Fakat daha bu sabah omzumdan vurulmuştum. Daha kötü bir şey olamayacağını düşündüğümden fazla paniklemedim.
Kızılderili sargılı omzumu işaret etti. Teşekkür ettim fakat kendisi cevap vermeye tenezzül etmiyordu.
"Sam sana Burbur ve Belladonna'nın nasıl birer bela olduğundan bahsetmemiş herhalde" dedi sağ tarafımdan bir ses.
Bu sefer kafamı o yöne çevirdim ve bir kovboy gördüm. "Sen kimsin?" diye sordum.
"Ben Jonathan Hızlıtaşak. Bu da Ne İdüğü Belirsiz Boğa" dedi kızılderiliyi göstererek.
"Memnun oldum. Ben de..." dememe kalmadan "Teynist" diye tamamladı sözümü.
"Uzun zamandır seni izliyorduk. Sam'in barında bardak ovalarken sendeki silahşör ışığını sezmiştik."
"Kızılderili içgüdüsü sayesinde herhalde" dediğim anda Ne İdüğü Belirsiz Boğa suratıma sepesert bir tokat bastı.
"Eğer kızılderili olsaydı ona ne idüğü belirsiz demezdik. Hayatta en nefret ettiği şey kızılderili sanılmasıdır."
"İyi ama tipi de aynı kızılderili kusura bakmasın" dememle birlikte bir tokat daha geldi Ne İdüğü Belirsiz Boğa'dan. Ne İdüğü Belirsiz Boğa yüzündeki o nemrut ifadeyi ne olursa olsun bozmuyordu.
"Silahşörlüğüne diyecek yok doğrusu Teynist. Sam seni çok iyi eğitmiş fakat hala eğitimin bizim ekibimize katılabilmen için yeterli değil" dedi Jonathan.
"Ekip derken?"
"Biz para karşılığında kötüleri ellerinden vururuz."
"Bu iş tam bana göreymiş."
"O zaman son bir eğitime girmen gerekiyor. Ama önce omzun iyileşsin."
Bir hafta sonra yeterince iyileştiğime karar verdik ve son eğitim için hazırdım. Jonathan gözlerimi bağladıktan sonra elime bir tabanca tutuşturdu. "Ne İdüğü Belirsiz Boğa ile aynı odada olacaksın. Sese yoğunlaş ve duyduğun yöne ateş et" dedi.
Uzunca bir süre hiçbir yöne ateş etmedim. Sesleri daha iyi ayırmaya çalıştım. yaklaşık on beş dakika sonra arkamdan Ne İdüğü Belirsiz Boğa'nın nefesini duymamla birlikte dönüp ateş ettim.
Jonathan odaya dalıp gözlerimi açtı. "Bravo Teynist! Bunu başaracağından hiç kuşkum yoktu. Ne İdüğü Belirsiz Boğa'yı tam nefesinden vurdun." Ne İdüğü Belirsiz Boğa'nın hiçbir şeyi yoktu, sadece yüksek sesle hapşırdı. Yüzündeki ifade hala değişmiyordu. "Gördün mü hayatında ilk kez bu kadar yüksek bir ses çıkarttı" dedi Jonathan. "Senin bu nefes vurma tekniğin sayesinde karanlıkta düşmanı hapşırtıp yerini kolayca bulabiliriz."
Artık biz bir ekiptik. Jonathan ve ben sabahtan akşama boş şişelere ateş ediyor, siz deyin beş yüz biz diyelim bin beş yüz mermi harcıyorduk günde. İkimiz deliler gibi ateş ederken Ne İdüğü Belirsiz Boğa'yı ise bize iş bulması için görevlendirmiştik. Yaklaşık on bin mermi harcadıktan sonra mermi alacak paramız da kalmamıştı. Uzun zamanlık işsizliğimizin sebebi Ne İdüğü Belirsiz Boğa'nın halkla ilişkilerinin zayıflığı olabilir miydi?
DEVAM EDECEK
Kızılderili sargılı omzumu işaret etti. Teşekkür ettim fakat kendisi cevap vermeye tenezzül etmiyordu.
"Sam sana Burbur ve Belladonna'nın nasıl birer bela olduğundan bahsetmemiş herhalde" dedi sağ tarafımdan bir ses.
Bu sefer kafamı o yöne çevirdim ve bir kovboy gördüm. "Sen kimsin?" diye sordum.
"Ben Jonathan Hızlıtaşak. Bu da Ne İdüğü Belirsiz Boğa" dedi kızılderiliyi göstererek.
"Memnun oldum. Ben de..." dememe kalmadan "Teynist" diye tamamladı sözümü.
"Uzun zamandır seni izliyorduk. Sam'in barında bardak ovalarken sendeki silahşör ışığını sezmiştik."
"Kızılderili içgüdüsü sayesinde herhalde" dediğim anda Ne İdüğü Belirsiz Boğa suratıma sepesert bir tokat bastı.
"Eğer kızılderili olsaydı ona ne idüğü belirsiz demezdik. Hayatta en nefret ettiği şey kızılderili sanılmasıdır."
"İyi ama tipi de aynı kızılderili kusura bakmasın" dememle birlikte bir tokat daha geldi Ne İdüğü Belirsiz Boğa'dan. Ne İdüğü Belirsiz Boğa yüzündeki o nemrut ifadeyi ne olursa olsun bozmuyordu.
"Silahşörlüğüne diyecek yok doğrusu Teynist. Sam seni çok iyi eğitmiş fakat hala eğitimin bizim ekibimize katılabilmen için yeterli değil" dedi Jonathan.
"Ekip derken?"
"Biz para karşılığında kötüleri ellerinden vururuz."
"Bu iş tam bana göreymiş."
"O zaman son bir eğitime girmen gerekiyor. Ama önce omzun iyileşsin."
Bir hafta sonra yeterince iyileştiğime karar verdik ve son eğitim için hazırdım. Jonathan gözlerimi bağladıktan sonra elime bir tabanca tutuşturdu. "Ne İdüğü Belirsiz Boğa ile aynı odada olacaksın. Sese yoğunlaş ve duyduğun yöne ateş et" dedi.
Uzunca bir süre hiçbir yöne ateş etmedim. Sesleri daha iyi ayırmaya çalıştım. yaklaşık on beş dakika sonra arkamdan Ne İdüğü Belirsiz Boğa'nın nefesini duymamla birlikte dönüp ateş ettim.
Jonathan odaya dalıp gözlerimi açtı. "Bravo Teynist! Bunu başaracağından hiç kuşkum yoktu. Ne İdüğü Belirsiz Boğa'yı tam nefesinden vurdun." Ne İdüğü Belirsiz Boğa'nın hiçbir şeyi yoktu, sadece yüksek sesle hapşırdı. Yüzündeki ifade hala değişmiyordu. "Gördün mü hayatında ilk kez bu kadar yüksek bir ses çıkarttı" dedi Jonathan. "Senin bu nefes vurma tekniğin sayesinde karanlıkta düşmanı hapşırtıp yerini kolayca bulabiliriz."
![]() |
| Ekibe alındıktan sonra kendimi sevinçten kaybedişim. |
Artık biz bir ekiptik. Jonathan ve ben sabahtan akşama boş şişelere ateş ediyor, siz deyin beş yüz biz diyelim bin beş yüz mermi harcıyorduk günde. İkimiz deliler gibi ateş ederken Ne İdüğü Belirsiz Boğa'yı ise bize iş bulması için görevlendirmiştik. Yaklaşık on bin mermi harcadıktan sonra mermi alacak paramız da kalmamıştı. Uzun zamanlık işsizliğimizin sebebi Ne İdüğü Belirsiz Boğa'nın halkla ilişkilerinin zayıflığı olabilir miydi?
DEVAM EDECEK

https://munireatasever.blogspot.com/
YanıtlaSil