Güneşin, kavurmayı bırakın, öldürüp bitirdiği bir yaz gününün akşamına doğru, hava ılımaya başlamış, tatlı bir huzur kaplamaya başlamıştı beni. Mutlu yuvamda oturup müzik dinlediğim sırada telefonumun çalması, bütün huzurumu bir anda kaçırıverdi. Arayan arkadaşım bir an önce buluşmamız gerektiğini söyleyerek yanına çağırdı. Hazırlanmam uzunca bir süre aldıktan sonra kendimi evden dışarı atabildim. Metrobüsle karşıya geçmem gerekiyordu fakat durağa gittiğimde inanılmaz bir kalabalık vardı. Saatime baktığımda anladım ki iş çıkışı saatiydi. Aslında saate bakmadan da anlaşılabilecek bir kalabalık vardı ortada. Bu kadar çok insanın aynı anda işten çıkıyor olması rahatsız edici bir ayrıntıydı. Bu ayrıntının zararlarını yolculuğum sırasında bolca yaşamıştım zaten. Sırada kalabalığın durulması için yeni metrobüsler beklerken, arkamda oluşan yeni kalabalığın beni boğmaya başlaması çok da uzun bir süre almamıştı. Tam en önde durduğumu sanmamla, ön...